BİR BABANIN EMANETİ, BİR ÖMRÜN MİRASI: EZGİ PEKŞEN…
Bazı insanlar aramızdan ayrılır ama bıraktıkları izler, yetiştirdikleri evlatlar ve yüreklerde kurdukları köprülerle yaşamaya devam ederler. Haluk Pekşen de işte o insanlardan biriydi…
İnsan hayatında bazı isimler vardır; yalnızca bir isimden ibaret değildir onlar. Bir duruşu, bir mücadeleyi, bir vicdanı ve yarım kalmış nice hayali temsil ederler. Haluk Pekşen benim için böyle bir insandı. Kıymetli abim, dostum, sözüne, duruşuna ve yüreğine değer verdiğim bir insandı. Bugün onun adını yeniden anarken, yüreğimde hem derin bir özlem hem de tarif etmesi güç bir gurur taşıyorum. Çünkü bugün, onun kıymetli kızı Ezgi Pekşen’in CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı olarak görevlendirildiği haberini konuşuyoruz.İnsan böyle bir haberi duyunca ister istemez geçmişe dönüyor. Keşke diyor… Keşke Haluk ağabey bugünleri görebilseydi. Keşke kızının bu önemli sorumluluğu üstlendiği günü yaşayabilse, gözlerinin içine bakıp ona sarılabilseydi. Belki hiçbir şey söylemeden, yalnızca o kendine özgü bakışıyla gururunu anlatabilseydi.Biliyorum, bazı duyguların kelimelerle anlatılması mümkün değildir. Bir babanın evladıyla duyduğu gurur da bunlardan biridir. Hele o baba artık aramızda değilse…Ama hayat, bazen insanın içini burkan bir ayrılığın ardından yüreğine teselli olacak bir kapı da açıyor. Bir evladın attığı her sağlam adım, geride kalan bir babanın hatırasına dokunuyor. Bir başarı, geçmişten bugüne uzanan görünmez bir köprüye dönüşüyor.
Ezgi Pekşen’in üstlendiği bu görev, benim gözümde yalnızca siyasi bir görevlendirme değil; aynı zamanda büyük sorumluluklar taşıyan yeni bir yolculuğun başlangıcıdır.Kadınların siyasette daha güçlü temsil edilmesi, seslerinin daha gür çıkması, karar mekanizmalarında daha fazla yer alması, demokrasinin vazgeçilmez meselelerinden biridir. İstanbul gibi büyük, kalabalık ve her hikâyenin başka bir hayat taşıdığı bir şehirde kadın kollarının başında görev almak, elbette kolay bir sorumluluk değildir.
Bu görev; emek ister, sabır ister, insanı dinlemeyi ve anlamayı ister. En önemlisi, makamın büyüklüğünden önce sorumluluğun ağırlığını bilmeyi gerektirir.Ezgi kardeşime düşen de bu sorumluluğu hakkıyla taşımak, kadınların umuduna, mücadelesine ve beklentilerine kulak vermektir. Kendi yolunu kendi emeğiyle yürümek, kendi başarısını kendi çabasıyla büyütmektir.Çünkü bir insanın en büyük mirası, yalnızca taşıdığı soyadı değildir. O soyadına kattığı anlamdır.Haluk Pekşen’in hatırası da benim için tam burada anlam kazanıyor. Onu sevenler, onunla yol yürüyenler ve kendisinden bir iz taşıyanlar için bu isim, geçmişte kalmış bir hatıradan ibaret değil. Bir dostluğun, bir mücadelenin ve unutulmayan bir insanın adı.Şimdi onun kızı, kendi hayatında yeni bir sayfa açıyor.Elbette Ezgi, kendi kimliği, kendi düşünceleri ve kendi emeğiyle yürüyecek. Kimsenin gölgesinde kalmadan, kimsenin hatırasına sığınmadan, ama kendisine bırakılan manevi mirasın kıymetini de bilerek…Ben inanıyorum ki bir babaya duyulan sevginin en güzel ifadelerinden biri, onun hatırasını sözlerle değil, hayata kattıklarınla yaşatmaktır.
Sevgili Ezgi…
Babanı tanıyan, ona kıymet veren ve onu özlemle anan bir arkadaşın, dostun olarak sana gönülden başarılar diliyorum. Üstlendiğin bu görevde yolun açık olsun. İstanbul’da kadınların sesi olurken onların dertlerini, umutlarını ve beklentilerini de yüreğinde taşımanı diliyorum.
Unutma; önemli olan yalnızca bir göreve gelmek değil, o görevden geriye güzel bir iz bırakabilmektir.
Ve sevgili Haluk ağabey…
Keşke bugün burada olsaydın. Keşke bu satırları okusaydın da yüzündeki o gururlu tebessümü görebilseydim.Hayat bazen en güzel haberlerin içine bir parça hüzün bırakıyor. Sevinirken özlüyor, gurur duyarken içimizden bir “Keşke” geçiriyoruz.Ama biliyorum ki bazı insanlar, ardından sevgiyle anılan bir isimden çok daha fazlasını bırakıyor. Hatıraları dostlarının yüreğinde, öğrettikleri insanların hayatında, sevdiklerinin yürüdüğü yollarda yaşamayı sürdürüyor.Bugün Ezgi’nin sevincinde, onu sevenlerin gururunda ve bu yeni başlangıcın heyecanında seni de hatırlıyoruz ağabey.Bir babanın ömrü sınırlı olabilir; ama evladına bıraktığı sevgi, hatıra ve değerler ömürlere sığmayabilir.Ezgi Pekşen’in bu yeni görevinin kendisine, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, İstanbul’daki kadınlara ve ülkemizin demokrasi mücadelesine hayırlı olmasını diliyorum.
Yolun açık olsun Ezgi…
Babanın hatırası daim, dostlarının özlemi baki olsun Haluk ağabey…
Bazı vedalar insanı eksiltir; ama bazı izler, aradan yıllar geçse de yaşamaya devam eder.
Saygı, özlem ve gönülden sevgilerimle…





