İZVERİ

BİR ÖMÜR ÇALIŞTILAR, BİR ÖMÜR YOKSULLUĞA MAHKÛM EDİLMESİNLER!

İZVERİ

EMEKLİNİN AHINI KİM DUYACAK?

Yıllarca bu ülke için çalıştılar, bugün geçinebilmek için hesap yapıyorlar!

Bir ömür çalıştılar… Sabahın erken saatlerinde işe gittiler, prim ödediler, vergi verdiler, alın teri döktüler. Çocuklarını büyüttüler, bu ülkenin üretimine ve ekonomisine katkı sundular. Peki bugün ne istiyorlar? Biraz huzur, insanca yaşam ve ay sonunu getirebilecek bir gelir. Çok mu?

Türkiye'nin emeklileri artık yalnızca maaş gününü beklemiyor. Her ayın başında aynı hesabı yapıyor: Kira mı ödenecek, faturalar mı, mutfak masrafı mı, ilaç mı?

Emeklilik yıllarca insanların dinlenme, huzur ve güven dönemi olarak hayal edildi. Ancak bugün pek çok emekli için emeklilik, yeni bir geçim mücadelesine dönüşmüş durumda.

Pazara gitmek, toruna harçlık vermek, bir dostla çay içmek, torununu sevindirmek… Bunlar bile bütçe hesabına bağlanmışsa burada yalnızca ekonomik değil, ciddi bir sosyal sorun da vardır.

Rakamlar konuşuyor, emeklinin mutfağı susuyor!

Ekonomik tablonun ortaya koyduğu gerçekler dikkat çekici.

TÜRK-İŞ'in Eylül 2026 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 37 bin 801 TL. Yoksulluk sınırı ise 123 bin 130 TL'ye ulaşmış durumda.

En düşük emekli aylığı ise 23 bin 552 TL.

Bu rakamlar arasındaki fark, emeklilerin yaşadığı ekonomik baskıyı açıkça ortaya koyuyor. Üstelik açlık sınırının dört kişilik bir ailenin gıda harcaması ölçütü olduğunu, tek bir kişinin ihtiyaçlarıyla doğrudan karşılaştırılamayacağını da belirtmek gerekiyor.

TÜİK'in Eylül 2026 verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 29,73. Konut, su, elektrik ve doğalgaz grubundaki yıllık artış ise yüzde 39,99 olarak açıklandı.

Peki emekli bu faturaları hangi gelirle ödeyecek?

Yetkililere soruyoruz: Emeklinin geçim hesabını kim yapacak?

Burada sorulması gereken sorular var:

Emekli maaşları belirlenirken yalnızca enflasyon oranı mı dikkate alınacak, yoksa gerçek yaşam maliyetleri de hesaba katılacak mı?

En düşük emekli aylığıyla kira, gıda ve faturaların karşılanabilmesi için nasıl bir düzenleme yapılacak?

Yıllarca yüksek prim ödeyen emekliyle düşük prim ödeyen emekli arasındaki maaş adaletsizliği giderilecek mi?

Emeklilerin sağlık, barınma ve sosyal yaşam giderleri için kalıcı bir destek sağlanacak mı?

Emekliye yalnızca zam dönemlerinde verilen vaatler yerine uzun vadeli bir geçim güvencesi sunulacak mı?

Bunlar siyasi tartışmaların ötesinde, milyonlarca insanın günlük hayatını ilgilendiren sorulardır.

Emeklinin sessizliği, sorun olmadığı anlamına gelmiyor!

Bugün pek çok emekli ekonomik sıkıntısını yüksek sesle dile getiremiyor. Kimi çocuklarından destek almak zorunda kalıyor, kimi emekliliğine rağmen yeniden çalışıyor, kimi de temel ihtiyaçlarından vazgeçerek yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Bir babanın torununa harçlık veremediği için mahcup olması, bir annenin pazardan istediği ürünü alamadan dönmesi, yıllarca çalışmış bir insanın ay sonunda borç hesabı yapması sıradanlaştırılmamalıdır.

Emeklilik, insan onuruna yakışır bir yaşamın başlangıcı olmalıdır; yoksullukla mücadele edilen yeni bir dönemin değil.

Bugün emeklinin cebindeki para azalırken, kaybolan yalnızca satın alma gücü değil; geleceğe dair güven duygusudur.

Ve artık şu sorunun cevabı verilmelidir:

Bu ülkenin yıllarca yükünü taşıyan emekliler, hayatlarının sonbaharında neden geçim mücadelesinin en ağır yükünü taşımak zorunda kalıyor?

Emeklinin sesi duyulmalı. Çünkü bugün emeklinin yaşadığı sorun, yarın hepimizin karşılaşabileceği bir yaşam gerçeğidir.

Haberi hazırlayan

İzveri editör masası

Editör masası

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk