İZVERİ

Köşe yazısı

MALTEPE’DE ÇÖKEN YAPI

8 Ekim 2026 günü, Ne yazık ki beş yurttaşımız yıkıntılar altında can verdi

Yayınlandı: 10 Ekim 2026 21:16

Güncellendi: 10 Ekim 2026 23:40

Paylaş

MALTEPE’DE ÇÖKEN YAPI

​İstanbul’un Maltepe ilçesindeki Cevizli Mahallesi’nde zemini de katarsak yedi katlı bir yapı, 8 Ekim 2026 günü sabahı erken saatlerde kendiliğinden çöktü. Ne yazık ki beş yurttaşımız yıkıntılar altında can verdi. Bu tür olaylar, ne yazık ki ülkemizin değişik yerlerinde sık sık yaşanmakta.

​Üzülerek söyleyeyim ki yurdumuzun neresinde olursa olsun yapı çökmelerinin hepsinde yapılaşmada benzer yanlışlıklar ve denetimsizlik göze çarpmakta. Atalarımız, "Deli bile düşeceği çukura iki defa düşmez." demesine karşın biz aynı çukura defalarca düşüyoruz gözleri kapalı. Peki, niye aynı çukura defalarca düşüyoruz?

​İlk başta şunu belirteyim ki yaşadığımız olaylardan ders çıkarma gibi bir alışkanlığımız yok! Özellikle ülkemizi ve kentlerimizi yönetenler, olaylardan ders çıkarma yerine dilsiz, kör ve sağır oluyorlar. Olayların etkisi geçer geçmez aynı yanlışları yapıyorlar. Çünkü ne yazık ki “ileri demokrasimizde” hesap sorma / hesap verme gibi bir gelenek oluşmamış.

​Demokrasiyi, millî iradeyi yalnızca sandığa indirgeyen bir siyasal anlayış var ülkemizde ne yazık ki. Demokrasiler; yapılan olumlu, olumsuz her şeyin hesabının halka verildiği yönetimler değil mi? Bu nedenle siyasetçi; yaptığı olumlu işleri saatlerce, günlerce, aylarca, hatta yıllarca övüp böbürlenir. Ancak neden olduğu, göz yumduğu için oluşan yanlışlar için özeleştiri yapma gereği duymaz. Özeleştiri olmayınca da yanlıştan ders çıkarılmaz. Oysa yapılan yanlışlar, herkes için öğreticidir ders almasını bilince doğal olarak.

​Kentsel dönüşüm ne yazık ki birkaç yap-satçının doymak bilmez, sınır tanımaz kazanç istencine bırakılmış durumda. Bu da yapıların yenilenmesinde büyük sorunları birlikte getiriyor. Yapılaşmaya egemen olan serbest piyasa düzeni, yıllarca komşuluk yapan kişileri birbirine düşmanlaştırıyor. Komşu, komşunun hakkını yemek için pusuda bekliyor "Kentsel dönüşümü nasıl fırsata dönüştürürüm?" diye. En yalın bir örnekle anlatalım: Yapının yenilenmesi için yap-satçı bulan komşu, komisyon alıyor ondan. Yalnızca bu durum bile yapının yenilenmesinin maliyetini yükseltiyor. Yap-satçıdan başka istekler de oluyor. Ayrıca ülkemizde yap-satçılık neredeyse yüzde yüze varan bir kazançla çalışan bir sektör.

​Kentsel dönüşüm, serbest piyasa koşullarının egemenliğinde değil, devlet eliyle ada odaklı olmalı. Toplu konut mantığı içinde ada odaklı yapılacak bir yenileme, kentleri kent durumuna getirir. Ne yazık ki yanlış, plansız, geleceği düşünmeden yapılan kentsel dönüşüm kentin asıl sorunlarını çözemiyor. Ne yeşil alanlar çoğalıyor ne cadde ve sokaklar genişliyor ne sosyal alanlar oluşuyor ne de taşıtlar için eğlekler[1] yapılabiliyor.

​Maltepe’de yıkılan yedi katlı yapının dört katının kaçak olduğu söylemekte. Peki, bu kaçak katlar yapılırken belediye yetkilileri ne yapıyordu?

​İstanbul’un cadde ve sokaklarında gezinen herkes, kaçak katları çıplak gözle kolayca görebilir. Ancak bu katların yapılmasını önleyecek yetkililer ise bir türlü göremiyor nedense. Üzülerek söyleyeyim ki ülkemizde yasa dışı iş yapmak kural durumuna getirilmiş. Bunun da nedeni serbest piyasacılık kılıfı…

​Yıkılan yapıdaki kaçak katlar “imar barışından” yararlandı mı? İmar barışı ya da affı yurttaşımızın canına, malına kastediyor. Yasa dışı yapılan işlere af kılıfı geçirmek devlet yöneticilerinin görevi değil. Yasa dışı mal edineni bağışlamak, yasalara uyarak çalışıp kazanan yurttaşların cezalandırılması değil mi?

​İnsanımız; ihmaller ve siyasetçilerin duyarsızlığı, bilgisizliği, sorumsuzluğu, kişisel çıkarları öncelemeleri yüzünden can veriyor. Maltepe’deki yapının çökmesi bir kaza ve doğal afet değil. Tamamen ihmaller zinciriyle yurttaşlarımızın can güvenliğini koruması gereken kişilerin görevlerini yapmaması yüzünden olan bir yıkım ve cinayet. Bu yıkımın sorumluları ortaya çıkarılmalı ve en ağır cezalara çarptırılmalı ibretialem için.

​Ne yazık ki ülkemizde yıllardır işini hakkıyla yapmayan, görevinin gereğini yerine getirmeyenlerin açıkça korunması söz konusu. Bu soygun, ihmal düzeni değişmeli. Ülkemizin geleceği için serbest piyasa sistemi ivedilikle terk edilmeli, yerine devletçilik yaşama geçirilmeli. Yoksa bu tür yıkımlarla çok sayıda insanımız toprağa düşer.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk