İZVERİ.

Neye değer verirsen onu duyarsın !

İZVERİ

Neye değer verirsen onu duyarsın

Hayat, biz ne dersek diyelim akıp gidiyor. Zaman zaman geriye doğru baktığımda, hafızamın kıvrımlarına takılmış bölük pörçük hatıralar gelir gözümün önüne. 

Kimi zaman beni güldüren, kimi zaman hüzünlendiren, kimi zaman heyecanımı yeniden kamçılayan bu anılarda neler yok ki! 

60 lı yılların sonuydu, ilk öğretmen okulu son sınıfındayken tanıştım Dev-Genç denilen yapılanmayla. Yoksul bir aileden gelen herkes gibi bana da cazip gelmişti bu örgütlenme. 

Yoksulluğu kaldıracağız, varlıkta eşitliği sağlayacağız” dendikçe aklıma babamın un çuvalları altında günde 12–13 saat çalıştığı, anamın el kapılarında ekmek pişirmeye gidişi, yamalı pantolonla utanarak okula gidişim, kardeşimin yalınayak karda dolaşması gelirdi.  Daha bir hınçlanırdım. 

Yoksulluk kader değil, tekellerin sömürüsüyle gerçekleşen sosyal bir olgudur.” Dendikçe içimde bu sistemi kuranlara öfkem daha da artardı. Yıkmalıydık, yıkılmalıydı bu sistem. 

“Peki, kimdi bu sitemi kuranlar ve koruyanlar? Diye soruyorduk.” Verilen cevap, “Emperyalistler, tekelci sermaye, feodaller, gericiler, faşistler, tüccarlar, kısaca sistemden beslenenlerdi.

Düşman! Belliydi. 

Sonraki günlerde Dev-Gencin müdavimi olup kaynayan kanımızın verdiği öne fırlamayla çok eylemlere katıldık. Yaptığımız her eylemden sonra, ülkemdeki yoksulluğu ortadan kaldırmaya biraz daha yaklaştığımıza inanır ve daha çok örgütlenmeye, daha çok okumaya özen gösterirdik. 

Ancak “bir yerlerde, birileri de bir şeyler söylüyordu” ama duymuyorduk. Ya da duymak istemiyorduk. Bizim gibi düşünmeyenler “sistemin bekçileriydi! Gerici ya da faşistti.” Aynı safta olduklarımızda eğer bizim gibi düşünmüyorlarsa “oportünist, revizyonist ya da sosyal faşistti.

Sakın beni yaşadıklarımdan dolayı pişman olmuş sanmayın. Aksine yaşadıklarım ve yaşattıklarımla gurur duyuyorum. Tercihlerim her zaman ülkem ve yoksul insanlardan yana olmuştur.

Sonrasında gelişen siyasi olayları hep birlikte yaşadık. 

12 Eylül darbesi, tekelci sermayenin mutemet iktidarı ANAP dönemi, DYP-SHP döneminde ki “köy yakmalar, faili meçhuller, kitlesel yok edişler, şahlanan şovenizm,” 28 Şubat post modern askeri darbe ve meşru bir Meclisten, gayrimeşru iktidar çıkarma, Cumhuriyet tarihinin en derin ekonomik krizini yaşama ve nihayet AK Parti iktidarı. 

Hala birileri bir şeyler söylüyor ama yine duymuyoruz.” Çünkü değerlerimizden başka bir şeyi duymak istemiyoruz.

Pek bilinen bir hikâyedir. Amerika’da bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptan biri, Kızılderili´dir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek cırcırı aramaya baslar.

Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder. Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar. 

Arkadaşı, Kızılderili´´ye

Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?” Diye sorar. 

Kızılderili; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler. Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder.

Kızılderili, arkadaşına dönerek: “Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin.” der.

 

Haberi hazırlayan

Mehmet Talay

Gazeteci

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk