İZVERİ

Köşe yazısı

SİYASİ AHLAK YASASI : YEMİNİMİ BOZDUM AĞALAR

Anayasa'nın 80. maddesi Milletvekillerine çok açık sorumluluk daha yükler: Milletvekili, yalnızca kendisini seçenlerin değil, bütün milletin temsilcisidir.

Yayınlandı: 3 Ekim 2026 20:09

Güncellendi: 9 Ekim 2026 05:11

Paylaş

MİLLETVEKİLİ YEMİNİ NEDEN SADECE TÖREN OLARAK KALMAMALI

Bir mesleğe başlamak, yalnızca bir unvanı taşımaya başlamak değildir. Etik kurallarına uyulacağının kabulü aslında o meleğin omurgasını oluşturur.

Aynı zamanda o mesleğin getirdiği sorumlulukları kabul etmek, belirli ilkelere bağlı kalacağına söz vermektir.

Asker, görevine başlarken vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağına, görevini namus ve şerefi üzerine yerine getireceğine ant içer.

Günümüzde en çok benimsenen ve karşılığı olan yemindir. Uymayanlar ise "Vatan Haini" ilan edilir.

Hekim, Hipokrat yemini ile insan hayatını ve hastasının sağlığını her şeyin önünde tutacağına, mesleğini etik ilkeler doğrultusunda yapacağına söz verir.

Bu sözü veren hekime koşulsuz şartsız güven duyulur. Mahremiyeti bile yok sayarak doktordur yemin etmiş "vizontele burada" deriz.

İnsan doğası işte...

Avukat, hukuka, adalete, mesleğin onuruna ve kurallarına bağlı kalacağına yemin eder.

Avukat için etik değerler nelerdir mesela?

Para her şey midir?

Memur, Anayasa'ya ve kanunlara bağlı kalacağına, görevini tarafsızlık ve dürüstlük içerisinde yerine getireceğine dair güvence verir.

O güvence sadece sözde mi kalır?

Mühendis, sahip olduğu bilgi ve yetkiyi insanlığın ve ülkenin yararına kullanma sorumluluğunu üstlenir.

Peki ya milletvekili?

Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde göreve başlarken yalnızca siyasi bir görev üstlenmez.

Anayasa'nın 81. maddesi uyarınca; devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağına; demokratik ve laik Cumhuriyet'e ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına; Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağına namusu ve şerefi üzerine ant içer.

Üstelik Anayasa'nın 80. maddesi çok açık bir başka sorumluluk daha yükler:

Milletvekili, yalnızca kendisini seçenlerin değil, bütün milletin temsilcisidir.

İşte tam da burada siyasi ahlak meselesi başlıyor.

Çünkü yemin, yalnızca Meclis kürsüsünde söylenen birkaç cümleden ibaret değildir.

Yemin, görevin sınırıdır.

Yemin, makamın sahibine değil, milletin hukukuna bağlılığın ifadesidir.

Yemin, kişisel çıkar ile kamu yararı arasında tercih yapılması gerektiğinde hangi tarafta durulacağının sözüdür.

SİYASETTE DE BİR MESLEK AHLAKI OLMALI AMA O AHLAK YEMİNLE Mİ YOKSA YENİ YASAYLAN MI OLUR ?

Bir doktorun hastasının sağlığını kendi çıkarına feda etmesi nasıl kabul edilemezse, bir avukatın hukuku kişisel çıkarına göre eğip bükmesi nasıl meslek etiğiyle bağdaşmıyorsa, kamu görevindeki bir siyasetçinin de makamını kişisel, ailevi, ticari veya siyasi çıkarlarının aracı hâline getirmesi aynı şekilde sorgulanmalıdır.

Çünkü milletvekilliği bir ayrıcalık değil, kamu görevidir.

Milletvekili, milletin verdiği yetkiyi kullanır.

Kamu kaynağı üzerinde söz sahibidir.

Yasama faaliyetinde bulunur.

Devletin geleceğini ilgilendiren kararların alınmasına katılır.

Bu nedenle siyasette de açık, ölçülebilir ve uygulanabilir bir ahlak standardına ihtiyaç vardır.

SİYASİ AHLAK YASASI NEDEN GEREKLİ?

Siyasi ahlak yasası denildiğinde mesele yalnızca milletvekillerinin mal varlığını açıklaması değildir.

Elbette mal varlığının şeffaflığı önemlidir.

Ancak bunun yanında;

Çıkar çatışmasının önlenmesi,

Kamu görevinden kişisel menfaat sağlanmasının engellenmesi,

Görev ve yetkinin yakınlara veya belirli çevrelere avantaj sağlamak amacıyla kullanılmaması,

Siyasi finansmanın şeffaflaştırılması,

Kamu kaynakları ile parti faaliyetlerinin birbirinden ayrılması,

Milletvekillerinin ve diğer siyasi aktörlerin ekonomik ilişkilerinin denetlenebilir olması,

Lobicilik ve nüfuz ticaretinin sınırlarının belirlenmesi,

Görev sonrası çıkar ilişkilerinin düzenlenmesi,

Etik kurallara aykırılık hâlinde etkili denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekir.

Çünkü ahlak yalnızca kişinin vicdanına bırakıldığında, kamu görevinde denetimin yerini kişisel yorumlar almaya başlar.

Devlet ise kişilerin iyi niyetine bırakılamayacak kadar değerlidir.

YEMİNİN BİR HUKUKİ VE SİYASİ KARŞILIĞI OLMALI

Asıl mesele şudur:

Bir insan, namusu ve şerefi üzerine bir söz veriyorsa, o sözün kamu görevindeki davranışlarına hiçbir etkisi olmaması düşünülebilir mi?

Elbette siyasi görüşler farklı olabilir.

Partiler değişebilir.

İktidarlar değişebilir.

Milletvekilleri değişebilir.

Ama devletin temel ilkeleri ve kamu görevinde dürüstlük anlayışı kişilere göre değişmemelidir.

Siyasi ahlak yasasının amacı da siyasetçiyi siyasi düşüncesinden dolayı cezalandırmak değil; kamu gücünün kişisel çıkara dönüşmesini engelleyecek ortak ve şeffaf kurallar oluşturmaktır.

Çünkü demokrasi yalnızca sandığa gitmek değildir.

Demokrasi aynı zamanda verilen yetkinin nasıl kullanıldığının hesabının sorulabilmesidir.

MİLLETİN EMANETİ

Milletvekili seçildiğinde cebine yalnızca bir milletvekili kimliği girmez.

Milletin emaneti girer.

O koltuğa yalnızca bir kişi oturmaz.

O koltukta milyonlarca insanın iradesi temsil edilir.

Bu nedenle milletvekilliği, “ne yaparsam yaparım” denilebilecek kişisel bir alan değildir.

Milletvekili, ettiği yeminin ve taşıdığı temsil görevinin sorumluluğunu her gün hatırlamalıdır.

Asker için vatan,

hekim için insan hayatı,

avukat için hukuk,

memur için kamu hizmeti

ne kadar temel bir sorumluluksa;

milletvekili için de milletin iradesi, Anayasa ve kamu yararı aynı ölçüde temel olmalıdır.

Siyasetçinin gerçek sınavı ise Meclis kürsüsünde yemin ettiği gün değil, o yeminin gereğini yerine getirmesi gereken günlerde başlar.

Çünkü **yemin etmek kolaydır.

Asıl mesele, yemine sadık kalmaktır.**

Ve artık Türkiye'nin siyaset kurumunun önündeki temel sorulardan biri şudur:

Siyasi ahlak, siyasetçinin vicdanına mı bırakılacak; yoksa herkes için geçerli, şeffaf ve denetlenebilir kurallara mı bağlanacak?

Milletin temsilcileri için sorulması gereken soru budur.

Çünkü kamu görevi, önce güven ister.

Güven ise sözle başlar, davranışla kanıtlanır.

Bugünün siyasetçilerinin yarına dair umut verici olması da ancak ve ancak siyasi ahlak yasası değil, ahlaklı duruş sergilemesiyle olur.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(1)

  • Numan Cengiz: Emanet bilinci yok, sahipleniyor herkes makamı. Parayı veren düdüğü çalıyor, parayı basan vekil de okur başkan da! Bu sistemi düzeltecek olan yine CHP! Örnek olmalı, parası olanın değil aklı ve donanımı olanın seçildiği bir sistem kurmalı. Bu yapı olduğu sürece yasa da kâr etmez. Maya bozuk çünkü! Bu süt uyumaz...

    4 Ekim 2026 23:53· Ana yorum

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk