YEDİNİZ, İÇTİNİZ; HESABI BİZE Mİ ÖDETECEKSİNİZ?
Son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi listelerinden, CHP örgütlerinin emeğiyle seçilen bazı
belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin başka partilere geçişlerine tanık
oluyoruz.
Her geçişten sonra aynı sözler söyleniyor:
“İhanet ettiler…”
“İlkesizlik yaptılar…”
“Hakkımızı helal etmiyoruz…”
İyi de bir dakika!
Bugün “ihanet etti” dediğiniz bu insanları dün CHP’nin adayı kim yaptı?
Yıllarca bu partiye emek vermiş örgüt mensupları dururken; CHP’nin tarihini, kültürünü,
sosyal demokrat kimliğini ve örgüt aidiyetini yeterince taşımadığı bugün ortaya çıkan bu
isimleri kimler, hangi ölçütlerle adaylaştırdı?
Asıl sorulması gereken budur.
Çünkü ihanetten söz ediyorsanız yalnızca gidene değil, onu seçip örgütün önüne koyan siyasi
iradeye de bakmak zorundasınız.
“YAPAY ZEKÂYA SORDUK” DEDİNİZ; PEKİ SİYASİ AKIL NEREDEYDİ?
Sayın Özgür Özel, aday belirleme sürecini anlatırken kamuoyunun karşısına, özetle
“Adayları belirlerken yapay zekâya sorduk” söylemiyle çıktınız.
O halde bugün biz de size soruyoruz:
Yapay zekâya sordunuz da CHP örgütüne sormayı mı unuttunuz?
Yapay zekâ parti aidiyetini ölçmedi mi?
Siyasi geçmişi görmedi mi?
CHP’nin değerlerine bağlılığı sorgulamadı mı?
Bugün başka siyasi adreslere yönelen bu isimler o sistemden nasıl geçti?
Yoksa “yapay zekâ”, önceden verilmiş siyasi kararların üzerine geçirilmiş teknolojik bir
ambalaj mıydı?
Çünkü bugün ortaya çıkan tablo karşısında insanın aklına ister istemez şu geliyor:Yediniz, içtiniz; adayları kendi aranızda bölüştünüz, adına da “yapay zekâ” dediniz.
Şimdi hesabı CHP örgütüne ve halka mı ödetmeye çalışıyorsunuz?
Olmaz!
Adayları siz belirlediyseniz, sonuçlarının siyasi sorumluluğunu da siz taşıyacaksınız.
FATURAYI KILIÇDAROĞLU’NA KESEREK KURTULAMAZSINIZ
Daha vahimi ise bütün bunlar yaşanırken, kendi döneminizde yapılan tercihlerin ve ortaya
çıkan yanlışların siyasi sorumluluğuyla yüzleşmek yerine okların yeniden Kemal
Kılıçdaroğlu’na çevrilmesidir.
Üstelik bunu yaparken kamuoyunda adeta bir “ihanet planlama ajansı” varmış izlenimi
oluşturacak şekilde algılar üretip, öfkeyi sürekli aynı kişiye yöneltmek; siyasi sorumluluğu
ortadan kaldırmaz.
13 yıl boyunca genel başkanlığında siyaset yaptığınız, Cumhurbaşkanı adayı olması için
büyük çaba gösterdiğiniz, adaylığı kesinleştiğinde gözyaşlarına boğulduğunuz ve arkasında
durduğunuz bir siyasetçiye bugün dönüp “sarayın kullanışlısı” benzeri ifadelerle saldırmak
hangi siyasi ahlakla, hangi vefayla açıklanabilir?
Üstelik “saray” kavramı üzerinden başkalarını suçlarken, Cumhurbaşkanlığı ile yaptığınız
görüşmeleri “diplomasi” ya da “arka kapı diplomasisi” olarak açıklıyorsanız ortada
cevaplandırılması gereken çok açık bir çelişki vardır.
Siyasette ahlakın da ilkenin de ölçüsü kişiye göre değişmez.
Önce kendi döneminizde belirlenen adayların neden bugün başka partilere geçtiğinin hesabını
verin.
Sonra başkalarına siyasi ahlak dersi verirsiniz.
ATATÜRK’ÜN EMANETİNE BUNU YAPMAYA KİMSENİN HAKKI YOKTUR
Mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nin itibarıdır.
Kurtuluşun ve kuruluşun siyasal iradesini taşıyan, Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti olan,
Cumhuriyet felsefesini temsil eden yüz yılı aşkın bir siyasi parti; belediyeler üzerinden
yürüyen yolsuzluk ve etik tartışmalarının, parti değiştiren seçilmişlerin, bitmeyen iç
kavgaların ve kişisel kariyer hesaplarının gölgesinde bırakılamaz.
Hakkında iddia bulunan hiç kimseyi peşinen suçlu ilan edemeyiz.
Ama CHP yönetimi de bütün bu tartışmaların partiye verdiği zararı görmezden gelemez.
Çünkü bugün tartışılması gereken yalnızca birkaç belediye başkanının siyasi tercihi değildir.
Asıl mesele, CHP’nin vatandaşın gözündeki güveni ve itibarıdır.Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği bir partiyi kişisel hesapların, adaylık tartışmalarının,
nepotizm iddialarının ve etik şaibelerin altında ezmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
CHP kimsenin şahsi mülkü değildir.
GÜVENLİ LİMAN BİR KOLTUK DEĞİLDİR
Tam da bu nedenle Kemal Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği “güvenli liman” düşüncesini doğru
anlamak gerekir.
Güvenli liman bir kişinin koltuğu değildir.
Güvenli liman; Atatürk’ün ilkeleridir.
Liyakattir.
Siyasi ahlaktır.
Beytülmal hassasiyetidir.
Kul hakkıdır.
Örgüt iradesidir.
Dürüstlüktür.
Ve CHP’yi yeniden milletin güven duyduğu bir siyasal kurum haline getirmektir.
Kılıçdaroğlu’na düşen sorumluluk da kendisine yöneltilen bütün saldırılara ve vefasızlıklara
rağmen kişisel hesaplaşmaya sapmadan; dağılanı toplamak, kırılanı onarmak ve CHP’yi
yeniden kuruluşundaki ahlaki kodlarla buluşturmak için mücadele etmektir.
Çünkü bu mesele bir kişinin makam meselesi değil, Atatürk’ün emanetine sahip çıkma
meselesidir.
Ve şimdi tekrar soruyoruz:
Adayları siz belirlediniz.
Listeleri siz yaptınız.
“Yapay zekâya sorduk” dediniz.
Bugün “ihanet etti” dediklerinizin önüne CHP rozetini siz koydunuz.
Öyleyse hesabını da siz vereceksiniz!
Yediniz, içtiniz…Şimdi masadan kalkarken hesabı Kemal Kılıçdaroğlu’na, CHP örgütüne ve milyonlarca CHP
seçmenine bırakamazsınız.
Başkalarının üzerine çamur atarak kendi siyasi sicilinizi temizleyemezsiniz.
Çünkü siyasette gerçek hesap, başkasına söylediğiniz sözlerle değil; elinizde yetki varken
yaptığınız tercihlerle görülür.
Gün gelir masa toplanır, herkes gider…
Ama geride bir hesap kalır.
Ve o hesabı, sofraya hiç oturmayanlara ödetemezsiniz.
Yediniz, içtiniz; hesabı bize ödetemezsiniz

Köşe yazısı
YEDİNİZ, İÇTİNİZ; HESABI BİZE Mİ ÖDETECEKSİNİZ?
“İhanet ettiler” “İlkesizlik yaptılar” “Hakkımızı helal etmiyoruz” İyi de 1 dakika! Bugün “ihanet etti” dediğiniz bu insanları dün CHP’nin adayı kim yaptı?
Yayınlandı: 13 Eylül 2026 01:12
Güncellendi: 8 Ekim 2026 18:17
Kadir Polat
Yazar
Yorumunuzu Yazın
Yorumlar(1)
Muhterem Erbal: Harika yazmış yazar. Kim yazdıysa helal olsun
13 Eylül 2026 22:17· Ana yorum
Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.




