Adalar Artık Çantada Keklik Değil
Bir zamanlar Adalar’da seçim denildiğinde sonuç neredeyse önceden belli kabul edilirdi. Hatta halk arasında kullanılan tabirle, “odunu koysan kazanır” anlayışı vardı.
Ama artık öyle değil.
Adalar’ın demografik yapısı, seçmen profili ve siyasi tercihleri yıllar içerisinde ciddi biçimde değişti. Bugün Adalar seçmeni, geçmişte olduğu gibi yalnızca parti aidiyeti üzerinden hareket etmiyor. Adayın kim olduğu, Adalar’ı ne kadar tanıdığı, ne vaat ettiği ve bunları gerçekleştirebilecek bir vizyona sahip olup olmadığı giderek daha fazla önem kazanıyor.
Adalar’ın seçmen yapısına kabaca baktığımızda bile bu değişimi görmek mümkün.
Van kökenli yaklaşık 1.200 seçmen, Trabzon kökenli 1.000, Erzincanlı 1.100, Bingöllü 500, Sivaslı 800, Tuncelili 500 seçmen olduğunu; bunun yanında yaklaşık 150 Rum ve 900 Ermeni seçmenin bulunduğunu düşünelim.
Bunlara yazlıkçı olup seçmen kaydı Adalar’da bulunan yaklaşık 2.500 kişiyi ve yaz-kış Adalar’da yaşayan yaklaşık 2.000 yerli Adalıyı da eklediğimizde karşımıza oldukça renkli ve farklı beklentileri olan bir seçmen profili çıkıyor.
Dolayısıyla artık Adalar’ı tek bir siyasi kimlikle açıklamak mümkün değil.
Siyasi dengeler de değişiyor
Türkiye siyasetinde yaşanan gelişmelerin Adalar’a yansımaması düşünülemez.
Çözüm süreci tartışmaları, CHP içerisindeki siyasi ayrışmalar ve yeni siyasi oluşum ihtimalleri, yıllardır belli partiler etrafında şekillenen seçmen davranışlarını da etkileyebilir.
AK Parti açısından bakıldığında da Adalar’ın eskisi kadar garanti bir siyasi alan olmadığı görülebilir. CHP açısından da durum farklı değil. Bir seçimin geçmişte kazanılmış olması, bir sonraki seçimin de aynı şekilde sonuçlanacağı anlamına gelmiyor.
Çünkü seçmen değişiyor.
Ve seçmen değişirken beklentiler de değişiyor.
Adalı artık bahane dinlemek istemiyor
Asıl mesele ise burada başlıyor.
Adalar’ın kronikleşmiş sorunları artık herkes tarafından biliniyor. Ulaşım, temizlik, altyapı, sokakların ve yolların durumu, yaz-kış yaşam koşulları, turizm ile yerleşik hayat arasındaki denge, esnafın sorunları…
Yıllardır aynı meseleleri konuşuyoruz.
Her dönemde başka bir gerekçe duyuyoruz.
“Büyükşehir izin vermedi.”
“Yetki bizde değil.”
“Bütçe yok.”
“Geçmiş yönetimden kaldı.”
“Bakanlık izin vermiyor.”
Elbette belediyelerin yetki ve kaynak sınırları vardır. Ancak seçmen bir noktadan sonra gerekçeden çok sonucu görmek ister.
Çünkü belediye başkanının görevi yalnızca mazeret üretmek değil, çözüm üretmenin yollarını bulmaktır.
Meclis üyeleri için de aynı şey geçerli.
Adalar’ın ihtiyacı, birbirini suçlayan veya her sorunun arkasına yeni bir bahane koyan siyaset değil; sorunları bilen, önceliklendiren ve takip eden bir yönetim anlayışıdır.
Bundan sonra parti değil, aday da konuşulacak
Bence Adalar’daki en önemli değişim burada yaşanacak.
Adalı seçmen önümüzdeki dönem yalnızca “hangi parti?” sorusunu sormayacak.
“Kim aday?”
“Adalar’ı biliyor mu?”
“Burada yaşayacak mı?”
“Esnafın sorununu biliyor mu?”
“Kışın Adalar’da hayatın ne olduğunu biliyor mu?”
“Ulaşım, altyapı ve turizm konusunda ne yapacak?”
“Bunları yapabilecek bir ekibi var mı?”
sorularını da soracak.
Çünkü Adalar küçük bir yer olabilir ama yönetilmesi kolay bir yer değildir.
Her mahallesi, her adası, her sokağı farklı bir karakter taşır. Yazın nüfusun değişmesi, kışın hayatın başka bir ritme bürünmesi, ulaşımın deniz üzerinden yapılması ve tarihi-kültürel dokunun korunması Adalar’ı klasik bir ilçe belediyesinden farklılaştırıyor.
Bu nedenle Adalar’ı yönetmek için yalnızca siyasi bir kimlik yeterli değil.
Bir vizyon gerekiyor.
Çantada keklik dönemi bitti
Belki de Adalar siyasetinde artık kabul edilmesi gereken en önemli gerçek bu:
Adalar çantada keklik değil.
Geçmiş seçim sonuçlarına güvenerek, “Nasıl olsa bizim seçmenimiz” diyerek siyaset yapma dönemi geride kalıyor.
Partiler adaylarını belirlerken bunu dikkate almak zorunda.
Çünkü Adalı seçmen artık kendisine yalnızca parti rozetini gösteren adaya değil, Adalar için ne düşündüğünü anlatan adaya bakacak.
Kimseye peşin çek verilmiş değil.
Adalar’da seçim kazanmak artık sadece siyasi aidiyet meselesi değil; güven, aday, ekip, proje ve vizyon meselesi.
Ve bana göre önümüzdeki dönemin asıl siyasi yarışını da bu belirleyecek.
Çünkü Adalar’da artık gerçekten “odunu koysan kazanır” dönemi bitiyor.





