Siyaset, çarşı pazar gezmekle değil, örgütlenmekle kazanılır!
AK Parti’nin iktidara gelişini ve yıllardır iktidarda kalışını anlamak isteyenler, yalnızca seçim sonuçlarına değil, yıllar boyunca nasıl örgütlendiklerine de bakmalı.
Partileri kapatıldı, siyaset yapmaları zorlaştırıldı, kamuoyunun önüne çıkmakta güçlük çektikleri dönemler oldu. Ama onlar mahalle mahalle, kahve kahve dolaştılar. Camilerde, mahallelerde, sokaklarda insanlarla bağ kurdular. Teşkilatlarını ilmek ilmek işlediler. Kendi içlerinde kavga ettiler ama bu kavgaları her zaman dışarıya yansıtmadılar. Birlikteliklerini ve örgütsel devamlılıklarını korumayı başardılar.
Sonuçta yıllar içinde güçlü bir siyasi yapı oluşturdular.
Peki, biz ne yaptık?
Çarşıya pazara çıkınca siyaset yaptığımızı, birkaç ziyaretle halkın gönlünü kazanacağımızı sandık. Toplantılar düzenledik, konuştuk, tartıştık. Ama mahallelerde, iş yerlerinde, sivil toplum kuruluşlarında kalıcı bir örgütlenme yaratamadık.
Siyaset, seçimden seçime hatırlanan bir faaliyet değildir. Siyaset, her gün emek vermek ve insanlarla bağ kurmaktır.
İstanbul Ticaret Odası seçimlerinde yaşananlar bunun somut bir örneği.
Yaklaşık 800 bin üyeli bir kurumda katılımın yüzde 7,5 civarında kalması, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir tablodur. Bu düşük katılımın nedenlerini araştırmak, seçmenin sandığa neden gitmediğini anlamak ve örgütlü grupların etkisini değerlendirmek gerekiyor.
Eğer bir grup, az sayıda üyenin katıldığı seçimde disiplinli hareket ederek yönetimi belirleyebiliyorsa, burada yalnızca kazananı değil, diğerlerinin neden örgütlenemediğini de sorgulamak gerekir.
Çünkü örgütlü azınlık, örgütsüz çoğunluğa karşı avantaj elde eder.
Biz hâlâ konuşuyoruz, tartışıyoruz, birbirimizi eleştiriyoruz. Karşı taraf ise yıllardır saha çalışması yapıyor, insanlarla bağ kuruyor ve örgütsel devamlılığını koruyor.
Sonra da seçimleri neden kaybettiğimizi anlamaya çalışıyoruz.
Artık şunu anlamalıyız: Siyaset yalnızca haklı olmak değil, haklı olduğuna inandığın düşünceyi örgütleyebilmek ve insanlara anlatabilmektir.
Yoksa bütün gün çene suyu çorba yapar, seçim günü geldiğinde de sonucu başkalarının belirlemesini izleriz.





