Kişi aidatını öder ama aidiyet hissetmez; aidat ödemez ama aidiyet hisseder!
Sağ cenahta aidat ödeyen üye yok gibidir; hatta bazen onun aidatını bir başkası öder. Buna rağmen aidat ödemeyenlerin partisini daha güçlü savunduğu görülür.
Solda ise tablo biraz farklıdır: Hem aidat öder hem de partisini yerden yere vurur!
Elbette istisnalar vardır. Ama genel manzara üzerinde düşünmeye değer.
103 yıllık CHP'nin üye sayısı yaklaşık 2 milyon civarındayken, 25 yıllık AK Parti'nin üye sayısı 10 milyon civarındadır.
Milli Selamet Partisi dönemini ve devamındaki siyasi çizgiyi de hesaba katsak dahi ortada ciddi bir fark var.
Bu mesele üzerinde gerçekten düşünmek gerekiyor.
Kurucu parti CHP, halktan kopmuş ya da zaman içerisinde halktan koparılmış.
Aidiyet duygusunun zayıfladığı açık.
Üstencilik, kibir, halkın gündelik hayatından ve millî-manevî değerlerinden uzaklaşma...
Ne derseniz deyin, bunun siyasi karşılığını görmek mümkün.
Merhum Ecevit döneminde solun iktidara gelmesi de bu açıdan ayrıca üzerinde durulması gereken bir tecrübe.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde alınan %48 civarındaki oy, bu meselenin ulaşabileceği zirveyi gösterdi.
Fakat parti içi klikler ve seçim sürecinde yaşanan seccade tartışması, Sırrı Sakık'ın açıklamaları ve benzeri krizler bu tablonun üzerine tuz biber ekti.
Kıl payı kaçan bir seçim...
Peki sorun çözüldü mü?
Hayır. Devam ediyor.
Mutlak butlan süreci sonrasında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki yönetim kadrosunun yeniden görev başına gelmesiyle birlikte, geçmişteki “Halil İbrahim Sofrası” ve “helalleşme” yaklaşımının ne ölçüde sürdürüleceği de ayrıca tartışma konusu.
PM üyelerinin kendi ekiplerini teşkilatlara yerleştirme gayreti olduğu yönündeki eleştiriler de ortada.
Herkes kendisine çalışırsa parti kimin için çalışacak?
Dava kimin için?
Ülke kimin için?
Ne yazık ki bazen manzara, herkesin kendi çevresini tahkim etmeye çalıştığı bir görüntü veriyor.
Oysa yalnız taş duvar olmaz.
Bir kişiyle de yürümez bu iş.
Tek nefes, tek yürek ve ortak hedef gerekir.
Ama bunun için önce aidiyet duygusunun yeniden inşa edilmesi gerekir.
Sadece genel başkanla bitmez bu iş.
Kaldı ki genel başkan da örgütün ve tabanın bütün sorumluluğundan muaf tutulamaz.
Nitekim 2023 seçimlerinde daha seçim sonuçlanmadan Sayın Kılıçdaroğlu üzerinden başlayan tartışmalar ve kendi iç propagandasını yapan çevreler bunun açık göstergesiydi.
Genel başkanlık makamı “teflon tava” değildir elbette.
Sorun varsa, başarısızlık varsa faturanın önemli bir kısmı lidere kesilir.
Bu, siyasetin doğasında vardır.
Determinizm de burada işler: Aynı şartlar, aynı davranışları üretirse çoğu zaman benzer sonuçlarla karşılaşırsınız.
Öyleyse mesele yalnızca aidat ödemek değil; aidiyet hissetmektir.
Çünkü bir siyasi partiye insanları bağlayan şey sadece üye kartı ve aidat makbuzu değil, kendisini o yapının bir parçası hissetmesidir.
Aidat üyeliği gösterir.
Aidiyet ise mensubiyeti.
Ve asıl mesele şudur:
CHP, yeniden halkın aidiyet duyduğu bir parti olabilecek mi?
Numan CENGİZ
Araştırmacı İlahiyatçı Yazar





