İZVERİ

Köşe yazısı

ARINMA YETMEZ, ARITMA DA GEREK!

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadisinde, “Cahiliye döneminde hayırlı ve seçkin olanlar, İslâm döneminde de hayırlı ve seçkin olanlardır.” buyurur. Bu sözün özünde çok…

Yayınlandı: 29 Eylül 2026 23:13

Güncellendi: 8 Ekim 2026 15:19

Paylaş

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadisinde, “Cahiliye döneminde hayırlı ve seçkin olanlar, İslâm döneminde de hayırlı ve seçkin olanlardır.” buyurur.

Bu sözün özünde çok önemli bir hakikat vardır:

İnsan, makam ve mensubiyet değiştirmekle karakter değiştirmez.

İslâm öncesinde adaletli, ahlaklı, alicenap ve güvenilir olan kişi; Müslüman olduktan sonra da bu vasıflarını korur.

Demek ki asaletin, ahlakın ve faziletin dini, ırkı, mezhebi ve parti rozeti yoktur.

Bugün Türk siyasetinde ise düne kadar “haramzade” denilen bir kişi, başka bir partiye geçince birdenbire “ak pak” ilan edilebiliyor!

İnsan ister istemez soruyor:

Partilerin bilmediğimiz bir ahlak dezenfektanı mı var?

Kişi neyse odur.

Gittiği yerde de karakteri neyse onu taşır. Kimse merak etmesin!

Aynı şekilde bir insan bir partiden ayrıldığında da otomatik olarak kötüleşmez. Kişiliği sağlam, ahlakı temizse nereye giderse gitsin temizdir.

Mesele rozet değil, karakterdir.

Başörtüsü takan veya takmayan; alkol kullanan veya kullanmayan; namaz kılan veya kılmayan insanları yalnızca şekilleri üzerinden değerlendirmek de aynı yanlışın başka bir biçimidir.

Çünkü insanı yalnızca görüntüsünden, mensubiyetinden veya ritüellerinden hareketle değerlendirmek; siyasette olduğu kadar toplumun her katmanında ciddi bir ahlak aşınmasına yol açmaktadır.

Bu bağlamda Sayın Kılıçdaroğlu'nun ortaya koyduğu “Arınma” tezi üzerinde ciddi biçimde düşünmek gerekir.

Çünkü başından beri söylediğimiz mesele tam da burada yeniden ortaya çıkıyor:

Arınma yetmez; arıtma da gerekir!

Bulaşık makinesine bulaşıkları koyup tableti koymazsanız, makinenin çalışması tek başına yeterli olmaz.

Makine çalışır ama bulaşıklar gerektiği gibi temizlenmez.

İşin sırrı tablettedir.

Yani arıtıcıdadır.

Siyasette de mesele yalnızca mevcut kirlerden arınmak değildir; yeniden kirlenmeyi engelleyecek bir ahlak ve liyakat filtresi kurabilmektir.

Bundan sonraki en önemli mesele ise kirlenmemiş ve temiz bir başlangıçla yola devam etmektir.

Kendi zaaflarının, yanlışlarının ve problemli ilişkilerinin esiri olmuş insanlarla, bunları bile bile yol yürümek; arınma iddiasını daha başlangıçta tartışmalı hâle getirir.

Çünkü siz eleştirdiğiniz yapının zaaflarını taşıyan kişilerle yol yürümeye devam ederseniz, bir süre sonra kamuoyunda şu algı oluşur:

“Bunlar da onlar gibi!”

İşte o noktada arınma tezi çöker.

Daha da kötüsü, herkes kendi kirini temiz görmeye başlar.

Oysa bu topraklarda bunun için söylenmiş çok güçlü bir darbımesel vardır:

“Kendi kötümüz, elin iyisinden iyidir.”

İşte siyasetin ve toplumun en tehlikeli hastalıklarından biri de budur.

Ahlakı kişiye göre değil, ölçüye göre değerlendirmek gerekir.

Çünkü insanın partisi değişebilir, makamı değişebilir, kıyafeti değişebilir, çevresi değişebilir…

Ama karakteri değişmedikçe özü değişmez.

Arınma içeride başlar; arıtma ise doğru insanları seçmekle devam eder.

Numan CENGİZ
Araştırmacı İlahiyatçı Yazar

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk