İZVERİ.

Köşe yazısı

CUMA’YI AJANDAYA, ABDESTİ KAMERAYA KOYMAK!

CUMA’YI AJANDAYA, ABDESTİ KAMERAYA KOYMAK! İBADETİN SİYASİLEŞTİRİLMESİ Özgür Özel bugün YENİ Parti Genel Başkanıdır. Ancak bundan önce Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletvekilliği,…

Yayınlandı: 28 Ağustos 2026 15:25

Paylaş

CUMA’YI AJANDAYA, ABDESTİ KAMERAYA KOYMAK!

İBADETİN SİYASİLEŞTİRİLMESİ

Özgür Özel bugün YENİ Parti Genel Başkanıdır.

Ancak bundan önce Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletvekilliği, Grup Başkanvekilliği, Grup Başkanlığı ve Genel Başkanlık görevlerinde bulunmuş bir siyasetçidir. Dolayısıyla bugün attığı siyasi adımlar yalnızca bugünkü parti kimliğiyle değil, geçmişte taşıdığı CHP Genel Başkanlığı sorumluluğuyla da değerlendirilmek durumundadır.

Tam da bu nedenle ortaya çıkan görüntü üzerinde durmak gerekiyor.

Bir tarafta resmi siyasi programda “Cuma Namazı”nın nerede kılınacağının ilan edilmesi...

Diğer tarafta kamuoyuna servis edilen abdest alma görüntüleri...

Şimdi meseleyi başka yerlere çekmeye gerek yok.

Buradaki eleştiri Özgür Özel’in namaz kılmasına değildir.

Abdest almasına değildir.

Camiye gitmesine değildir.

İbadet etmesine hiç değildir.

Mesele, kişisel ibadetin siyasi iletişim malzemesine dönüştürülmesidir.

Çünkü insanın ibadet etmesi kişisel ve vicdani bir meseledir.

Ancak bir siyasi liderin hangi camide Cuma namazı kılacağının resmi siyasi programına yazılması ve bunun kamuoyuna duyurulması, artık yalnızca kişisel tercih olmaktan çıkar.

Bu bir siyasi iletişim tercihidir.

Ve siyasi iletişim haline getirilen her şey gibi, kamuoyu tarafından sorgulanması da son derece doğaldır.


CUMA NAMAZI NEDEN SİYASİ PROGRAMDA?

Asıl soru budur.

Bir siyasi liderin esnaf ziyareti siyasi programdır.

İşçi buluşması siyasi programdır.

Çiftçi ziyareti siyasi programdır.

Miting siyasi programdır.

Toplantı siyasi programdır.

Halk buluşması siyasi programdır.

Ama ibadet siyasi program değildir.

İnsan Cuma namazına gider.

Safını tutar.

Namazını kılar.

İbadetini eder.

Ve hayatına devam eder.

Bunun siyasi bir ajandaya dönüştürülmesine neden ihtiyaç duyulur?

Özgür Özel’in hangi camide namaz kılacağının kamuoyuna duyurulması siyasi açıdan ne anlatmaktadır?

Seçmene verilmek istenen mesaj nedir?

“Ben de dindarım” mı?

Eğer mesaj buysa, gerçekten buna ihtiyaç var mı?

Türkiye Cumhuriyeti’nde hiçbir siyasetçinin seçmene kendi inancını ispatlamak zorunda olmaması gerekir.

Çünkü inanç, oy almak için kullanılan bir referans olmamalıdır.


LAİKLİK DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİLDİR

Bu eleştiriyi yapanları hemen “din düşmanı”, “ibadet karşıtı” veya “inançsız” ilan etmek kolaycılıktır.

Laiklik din düşmanlığı değildir.

Laiklik insanların ibadet etmesine karşı çıkmak değildir.

Laiklik caminin kapısını kapatmak değildir.

Tam tersine:

Laiklik, inancı siyasetin propaganda alanından korumaktır.

İnsan inancını özgürce yaşar.

Camiye gider.

Namazını kılar.

Orucunu tutar.

İbadetini eder.

Ama bunların hiçbiri siyasi başarı göstergesine dönüştürülmez.

Çünkü ibadet siyasetin vitrinine konulduğu anda, ibadetin kendisi de siyasi polemiğin konusu haline gelir.

Bugün Cuma namazı siyasi programa yazılır.

Yarın başka bir dini ritüel siyasi ajandaya eklenir.

Sonra siyaset;

“Kim daha dindar?”

yarışına dönüşür.

Oysa Türkiye’nin buna ihtiyacı yoktur.


ÖZGÜR ÖZEL ARTIK ESKİ CHP GENEL BAŞKANI

Burada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekiyor.

Özgür Özel bugün YENİ Parti Genel Başkanıdır.

Dolayısıyla artık CHP’nin mevcut genel başkanı değildir.

Ancak CHP’nin geçmiş genel başkanı olarak, bugün yaptığı siyasi tercihler ister istemez geçmişte temsil ettiği siyasi kimlikle karşılaştırılacaktır.

Çünkü CHP Genel Başkanlığı makamı sıradan bir siyasi görev değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin içinden doğmuş, laiklik ve Cumhuriyet değerleriyle tarihsel bağ kurmuş bir partidir.

Bu nedenle eski CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bugün siyasi iletişiminde dini sembollere ve ibadet görüntülerine ağırlık vermesi, doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor:

YENİ SİYASET BU MU?


YENİ SİYASET BUDURSA, ESKİ SİYASETTEN FARKI NEREDE?

Yeni parti...

Yeni siyasi iddia...

Yeni gelecek söylemi...

Peki yeni siyasetin göstergesi nedir?

Abdest videosu mu?

Cuma namazının siyasi ajandaya yazılması mı?

Eğer yeni siyaset buysa, eski siyasetten farkı nerede?

Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla dini görüntü değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı:

Daha fazla adalet.

Daha fazla hukuk.

Daha fazla liyakat.

Daha fazla demokrasi.

Daha fazla özgürlük.

Daha fazla Cumhuriyet bilinci.

Siyasetçinin camiye hangi saatte gittiğinden çok, adalet karşısında nerede durduğu önemlidir.

Hangi camide namaz kıldığından çok, hukukun üstünlüğünü savunup savunmadığı önemlidir.

Abdest görüntüsünden çok, milletin hakkına nasıl baktığı önemlidir.


İBADET KİŞİSELDİR, SİYASET HESAP VERMEKTİR

Bu ayrımı kaybetmemek gerekiyor.

İbadet insanın vicdanıyla ilgilidir.

Siyaset milletin karşısında hesap vermektir.

İbadet Allah ile kul arasındadır.

Siyaset yurttaş ile siyasetçi arasındadır.

İbadetin ölçüsü inançtır.

Siyasetin ölçüsü adalettir.

İbadet kameraya gösterilerek değer kazanmaz.

Siyaset ise kamera önünde hesap vermekten kaçamaz.

İşte laik Cumhuriyet anlayışının koruması gereken sınır tam da budur.


ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK SORULAR

Cuma namazını hangi camide kılacağınızı neden resmi siyasi programınıza yazıyorsunuz?

Abdest alma görüntüsünü neden siyasi iletişiminizin bir parçası haline getiriyorsunuz?

İbadeti neden siyasi görünürlüğün unsurlarından biri haline getiriyorsunuz?

Seçmene hangi mesajı vermek istiyorsunuz?

“Ben de dindarım” mı?

Eğer öyleyse, buna gerçekten gerek var mı?

Çünkü Türkiye'nin siyasetçiden beklediği şey dindarlık gösterisi değildir.

Türkiye'nin beklediği şey;

dürüstlük, adalet, liyakat, hukuk ve hesap verebilirliktir.


SİYASETÇİNİN GERÇEK SINAVI CAMİDE DEĞİL, ADALET KARŞISINDADIR

Bir siyasetçinin gerçek sınavı camide değildir.

Gerçek sınavı;

haksızlığa uğrayanın yanında,

yoksulun karşısında,

işçinin hakkının yanında,

emeklinin sofrasında,

gençlerin geleceğinde,

hukukun üstünlüğünde,

özgürlüklerde,

demokraside,

laiklikte,

Cumhuriyet’in temel değerlerinde verilir.

Siyasetçinin gerçek ölçüsü burada ortaya çıkar.

Çünkü adalet yoksa,

hukuk yoksa,

liyakat yoksa,

eşit yurttaşlık yoksa,

demokrasi yoksa,

Cumhuriyet değerleri aşındırılıyorsa;

siyasi programa yüz tane Cuma namazı yazmanın da,

kameraya yüz tane abdest videosu vermenin de

siyasi bir karşılığı yoktur.


SON SÖZ

Özgür Özel’in namaz kılmasına kimse karışamaz.

Abdest almasına kimse karışamaz.

Camiye gitmesine kimse karışamaz.

İbadet etmesine hiç kimse karışamaz.

Ama bunları siyasi programına koyup kamuoyuna servis ediyorsa, bunun siyasi bir iletişim olduğunu söylemek de herkesin hakkıdır.

Çünkü:

CUMA NAMAZI İBADETTİR, SİYASİ PROGRAM DEĞİL.

ABDEST İBADETTİR, PROPAGANDA VİDEOSU DEĞİL.

CAMİ İBADET MEKÂNIDIR, SİYASİ VİTRİN DEĞİL.

LAİKLİK DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL, İBADETİ SİYASİ İSTİSMARDAN KORUMAKTIR.

Ve Türkiye’nin artık ihtiyacı şudur:

Daha çok seccade görüntüsü değil, daha çok adalet.

Daha çok cami adresi değil, daha çok hukuk.

Daha çok dini propaganda değil, daha çok Cumhuriyet.

Çünkü siyasetçinin nerede namaz kıldığı değil;

MİLLETİN HAKKI KARŞISINDA HANGİ SAFTA DURDUĞU ÖNEMLİDİR.

İşte laik Cumhuriyet siyasetinin ölçüsü budur.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

5 dk