Cumhuriyet tamam da, halkın partisi mi?
İşte orası muamma!
Parti Genel Merkezi adeta Pentagon!
İçeride tanıdığınız, arayabileceğiniz bir adamınız yoksa sıradan bir vatandaşın, hatta parti üyesinin bile Genel Merkez binasına girmesi neredeyse imkânsız.
Güvenlik içeri almıyor.
Daha doğrusu alamıyor!
İçeriden birilerine telefon ediliyor, “Okey” gelirse içeri giriyorsunuz.
Yoksa?
Affedersiniz, trene bakar gibi bakıp kalıyorsunuz!
Peki bu mu Halkın Partisi?
Bu anlayış halkçılık değil; elitizm ve üstencilik!
Biraz da Jakobenizm!
Geçin Allah aşkına...
Sade vatandaşın kendi partisinin Genel Merkez binasına girmesine set çeken bir anlayış, halkın partisi olamaz.
Bunun adı olsa olsa:
CUMHURİYET AĞA PARTİSİ!
---
Sayın Genel Başkanım...
Muhalefet partisi lideriyken size ulaşmak maşallah neredeyse mümkün değil.
Acaba Cumhurbaşkanı olsaydınız, etrafınızdaki ekip Beştepe yerine Kaf Dağı'nın ardına mı saray yapacaktı?
Sosyal medya hesaplarına bakamayacak, bir X mesajını göremeyecek kadar ne yoğunluğunuz olabilir?
Ya da yardımcılarınızın?
Ne iş yapıyorsunuz?
Sahalarda yoksunuz!
Başkan yardımcılarından sahada gördüğüm isimler bir elin parmaklarını geçmiyor.
Berhan Şimşek'i sahada görüyorum.
Yıldırım Kaya'yı komisyon çalışmalarında görüyorum.
Peki ya diğerleri?
Neredesiniz?
Sizi savunan onca insan, onca oda, onca internet sitesi, onca yazar var.
Hiç mi okumuyorsunuz?
Hiç mi görmüyorsunuz?
Hakikaten merak ediyorum:
Ne yapıyorsunuz?
Yaptığınız bir şey de yok gibi görünüyor ama yine de soruyorum!
Bir X mesajına bakamayacak kadar hangi yoğunluğunuz olabilir Sayın Genel Başkan?
---
Biz sizin Cumhurbaşkanı olmanız için mücadele edelim...
Siz ise merak edip bir teşekkür etmeyin.
Arayıp sormayın.
Bir selamı bile çok görün.
Ayıp oluyor!
Halil İbrahim Sofrası'na belli ki siz de bir tekme vurmuşsunuz.
Anlaşılan ununuzu elemiş, eleğinizi de asmışsınız!
Ama unutmayın:
İktidar olmak da, arınmak da, halkın gönlünü kazanmak da yukarıdan aşağıya bakarak olmaz.
Halkın partisi olmak, önce halka kapıyı açmakla başlar.
Genel Merkez'in kapısını...
Gönlün kapısını...
Ve en önemlisi, iletişim kapısını!
Yoksa tabela ne kadar büyük olursa olsun,
“Halkın Partisi” yazmakla halkın partisi olunmaz.
Numan CENGİZ
Araştırmacı İlahiyatçı Yazar





