EGE ÜNİVERSİTESİ’NDE GECE YARISI SKANDALI! REKTÖRLÜK AÇIKLAMA YAPIYOR, BELEDİYE TOPU KAYMAKAMLIĞA ATIYOR, SİYASETÇİLER SEYREDİYOR!
Öğrencilerin güvenliği bahane edilerek mi, hayvanların yaşam hakkı görmezden gelinerek mi çözüm aranıyor? Ege Üniversitesi’ndeki olayın hesabını kim verecek?
İzmir’in köklü eğitim kurumlarından Ege Üniversitesi’nde yaşananlar, yalnızca birkaç köpeğin kampüsten alınması meselesi değildir. Bu olay; üniversite yönetiminin sorumluluğunu, Bornova Belediyesi’nin denetim görevini, mülki idarenin kararlarını ve siyaset kurumunun duyarsızlığını sorgulatan ciddi bir kamuoyu meselesidir. Gece yarısı gerçekleştirilen müdahale, hayvanların akıbetine ilişkin tartışmalar ve ardından gelen açıklamalar, kamuoyunun önüne tek bir soruyu koyuyor: Bu ülkede kurumlar, sorunları çözmek için mi var, yoksa işler kontrolden çıktıktan sonra birbirlerini işaret etmek için mi?
Ege Üniversitesi Rektörlüğünün yayımladığı duyuruya bakalım. Rektörlük, sahipsiz köpeklerin saldırıları nedeniyle öğrencilerin ve üniversite çalışanlarının fiziksel ve ruhsal travmalara maruz kaldığını söylüyor. Ardından ilgili kurumlarla toplantılar yapıldığını, bir barınağın izinsiz ve uygunsuz koşullarda faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini açıklıyor.
Peki, sayın rektörlük!
Madem şikâyetler vardı, madem sorun büyüyordu, madem öğrencilerin güvenliği tehlikedeydi; bugüne kadar ne yaptınız? Hangi önlemleri aldınız? Hangi uygulamaları hayata geçirdiniz? Sorunun büyümesine neden olan eksiklikler varsa bunların hesabını kim verecek? Rektörlük makamı yalnızca açıklama yayımlama makamı değildir. O makam, sorumluluk üstlenme makamıdır! Öğrencilerin güvenliğini sağlamak elbette üniversite yönetiminin görevidir. Ancak güvenliği sağlama gerekçesi, hayvanların nasıl ve hangi koşullarda toplatıldığına ilişkin soruları ortadan kaldırmaz. Bir sorunu çözmek için başka bir sorunun üzerini örtmek, yönetim anlayışı olamaz.
BORNOVA BELEDİYESİ: SORUMLULUKTAN KAÇARAK BU DOSYAYI KAPATAMAZSINIZ!
Gelelim Bornova Belediyesine. Ege Üniversitesi Rektörlüğünün açıklamasında, ilgili yerde ruhsat, izin, veteriner kontrolü ve uygun barınma koşulları konusunda ciddi eksiklikler bulunduğu belirtiliyor.Bu iddialar doğruysa ortada cevap bekleyen çok önemli sorular var.Bu yer ne zamandır faaliyet gösteriyordu? Yetkili kurumlar buranın koşullarını daha önce inceledi mi? Hayvanların sağlığı ve güvenliği için hangi denetimler yapıldı? İzin ve ruhsat konusundaki eksiklikler neden daha önce giderilmedi?
Bornova Belediyesi, bu sorulara siyasi sloganlarla değil, belgelerle cevap vermelidir. Üstelik belediye başkanı Ömer Eşki’nin 83 köpeğin belediyenin bakım yerleşkesine götürüldüğünü açıklaması, tartışmayı bitirmiyor. Tam tersine yeni sorular doğuruyor. İzmir Barosu ise yaklaşık 160 köpeğin yaşam alanından alındığını belirtiyor. Aradaki farkın açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Kaç köpek alındı? Kaçı nerede tutuluyor? Veteriner kontrolleri yapıldı mı? Hayvanların sağlık durumları nasıl? Yaşam koşulları uygun mu? Kamuoyuna neden eksiksiz, doğrulanabilir ve düzenli bilgi verilmiyor? Sayın belediye başkanı, mesele bir açıklama yayımlayıp geçiştirilecek kadar küçük değildir. Canlıların akıbeti söz konusuysa kamuoyu açık cevap ister! Eğer belediyenin yetki alanında eksiklikler varsa bunlar açıklanmalıdır. Eğer sorumluluk başka kurumlardaysa bunun hukuki dayanağı ortaya konulmalıdır. Ancak hiçbir kurum, yetki paylaşımını sorumluluktan kaçış gerekçesine dönüştüremez.
KAYMAKAMLIK TALİMAT VERDİYSE, O TALİMATIN GEREKÇESİ NEREDE?
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin talimatın kaymakamlık tarafından verildiğine ilişkin açıklaması da kamuoyunun önünde duruyor. Öyleyse soralım: Bu talimat hangi gerekçeyle verildi? Hangi risk değerlendirmesine dayanıyordu? Hayvanların götürüleceği yer ve bakım koşulları önceden incelendi mi? İşlem sırasında hayvanların refahını güvence altına almak için hangi tedbirler uygulandı? Bunlar kimseyi peşinen suçlamak için sorulmuyor. Bunlar, kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen bir işlemin şeffaf biçimde açıklanması için soruluyor. Ancak şunun da altını çizelim: Bir talimatın verilmiş olması, o talimatı uygulayan kurumların kendi sorumluluklarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Her kurum, kendi yetki ve görev alanı içindeki işlemlerden hesap verebilmelidir. Kamu yönetiminde sorumluluk, “Talimatı ben vermedim” diyerek bitmez. Hukuka uygunluk, uygulamanın güvenliği ve canlıların korunması birlikte değerlendirilmelidir.
SİYASETÇİLER NEREDE? VATANDAŞIN SESİNİ DUYMAK İÇİN DAHA NE OLMASI GEREKİYOR?
Şimdi de İzmir’in milletvekillerine, yerel siyasetçilerine ve siyasi parti yöneticilerine seslenelim. Söz konusu olan üniversite öğrencilerinin can güvenliği ve hayvanların yaşam hakkıysa neden herkes aynı açıklıkla konuşmuyor? Neden kurumların sorumluluğunu sorgulayan, olayın bütün yönleriyle aydınlatılmasını isteyen güçlü bir siyasi irade ortaya konulmuyor? Siyaset, yalnızca seçim meydanlarında halkın yanında görünmek değildir. Siyaset, kamu kurumları tartışmalı kararlar aldığında hesap sormak; vatandaşın endişesi büyüdüğünde çözüm üretmek; hak ihlali iddiaları gündeme geldiğinde konunun aydınlatılmasını sağlamaktır. İzmir milletvekilleri çıkıp açıkça sormalıdır: Bu operasyonun hukuki dayanağı nedir? Kaç hayvan götürülmüştür? Hayvanların sağlık durumları nasıldır? Öğrencilerin güvenliği için kalıcı olarak hangi önlemler alınacaktır? Varsa ihmalin sorumluları kimlerdir? Siyasi partiler, meseleyi birbirlerine karşı propaganda malzemesine dönüştürmek yerine, somut bir denetim ve çözüm sürecinin parçası olmalıdır.Vatandaşın vergisiyle görev yapan siyasetçi, vatandaşın sorusuna cevap vermek zorundadır. Suskunluk, sorumluluğun yerine geçmez!
ÖĞRENCİLERİN GÜVENLİĞİ DE HAYVANLARIN YAŞAM HAKKI DA PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR!
Bu olayda en kolay şey, toplumu iki kampa ayırmaktır. Bir tarafta öğrencilerin güvenliğini savunanlar, diğer tarafta hayvanların yaşam hakkını savunanlar varmış gibi bir tablo çizmek… Oysa bu iki hakkın birbirine düşman olması gerekmiyor. Öğrenciler kampüste korkmadan yürüyebilmelidir. Hiç kimse saldırı tehlikesiyle baş başa bırakılmamalıdır. Ancak hayvanlar da kötü muameleye, uygunsuz barınma koşullarına veya hukuka aykırı uygulamalara maruz bırakılmamalıdır. Yetkililerin görevi, insanları hayvanlarla karşı karşıya getirmek değil, güvenliği ve hayvan refahını birlikte gözeten bilimsel, hukuki ve kalıcı çözümler üretmektir. Üniversite yönetimi, belediye, kaymakamlık ve ilgili kurumlar bu sorumluluğu yerine getiremiyorsa bunun nedenini açıklamak zorundadır. Bir üniversite kampüsündeki sorunun yıllarca şikâyetlerle gündeme gelip sonunda gece yarısı müdahalesiyle tartışmalı hâle gelmesi, kamu yönetiminin başarısı olarak sunulamaz.
ASIL SKANDAL, SORUNUN KENDİSİ KADAR CEVAPSIZ KALAN SORULAR!
Burada kimseyi delilsiz biçimde suçlu ilan etmiyoruz. Ancak kamuoyunun önündeki iddiaların araştırılmasını, kayıtların açıklanmasını ve sorumlulukların belirlenmesini talep ediyoruz. Ege Üniversitesi Rektörlüğü, şikâyetlerin ne zaman başladığını ve alınan önlemleri açıklamalıdır. Bornova Belediyesi, köpeklerin sayısı, sağlık durumları, götürüldükleri yerler ve bakım koşulları konusunda şeffaf bilgi vermelidir. Bornova Kaymakamlığı, kendi adına verildiği belirtilen talimatın gerekçesini ve hukuki dayanağını ortaya koymalıdır. İlgili veterinerlik birimleri, hayvanların sağlık ve refah koşullarının denetlenmesini sağlamalıdır. Siyasi temsilciler ise bu sürecin takipçisi olmalıdır. Ve eğer incelemeler sonucunda ihmal, yetki aşımı ya da hukuka aykırılık tespit edilirse, sorumlular kim olursa olsun gerekli idari ve hukuki süreçler işletilmelidir.
SON SÖZ: BU DOSYA AÇIKLAMALARLA KAPANMAZ!
Ege Üniversitesi’ndeki olay, birkaç satırlık bir kamuoyu duyurusuyla geçiştirilemez. Bornova Belediyesi’nin açıklamasıyla da, bir kurumdan diğerine yöneltilen sorumluluk iddialarıyla da kapatılamaz. Kamuoyu, hayvanların akıbetini bilmek istiyor. Öğrenciler güvenli bir kampüs istiyor. Vatandaşlar, kamu kurumlarının görevlerini zamanında ve eksiksiz yerine getirmesini bekliyor. Bunun adı ne bir siyasi hesaplaşmadır ne de yalnızca bir hayvan hakları tartışmasıdır. Bu, doğrudan doğruya kamu yönetiminde şeffaflık, sorumluluk ve hesap verebilirlik meselesidir. Sayın rektör, sayın belediye başkanı, sayın kaymakam ve İzmir’in siyasetçileri!Kamuoyunun karşısına çıkın. Soruları cevapsız bırakmayın. Belgeleri açıklayın. Hayvanların nerede ve hangi koşullarda tutulduğunu ortaya koyun. Öğrencilerin güvenliği için hangi önlemlerin alındığını somut biçimde gösterin.Kimse sizden gerçeği gizlemenizi değil, gerçeği açıklamanızı bekliyor. Çünkü kamu görevi, makam koltuğunda oturmak değil; zor zamanda sorumluluk almaktır. Ve unutulmasın: Bir kurumun itibarı, yaptığı açıklamaların sertliğiyle değil, hesap vermekten kaçınmamasıyla ölçülür.





