Geçenlerde Çeşme Belediye Başkanı’nın üslubunu görünce, nedense yıllar önce hamamda duyduğum bir söz aklıma geldi.
Kadınlar hamamını nereden bileceğim? Çocukluğumdan biliyorum. Annemle giderdim çünkü.
Bizim Kurtuluş’ta Pangaltı Hamamı vardı, bir de Sefa Hamamı. O yıllarda İstanbul’da her evde bugünkü gibi sıcak su, şofben, kombi yoktu. Bizim evde de suyu bakır kazanda ısıtır, kurnayı doldurur, suyun ısınmasını beklerdik. Su bitti mi yeniden kazanı yak, yeniden ısınmasını bekle… Tam bir meseleydi.
O yüzden haftada bir, bilemediniz iki haftada bir hamama giderdik. Bazen annemle, bazen de babamla. Babam genellikle cumartesi giderdi. Annem ise hafta içi… Çünkü hamamın kadınlar ve erkekler için ayrı günleri vardı.
Hamam sadece yıkanılan bir yer değildi. Mahallenin sosyal hayatının da bir parçasıydı.
Bir gün annemle hamama gitmiştik. Ben o zaman 12, bilemediniz 13 yaşındayım. Orada bir teyze anneme dönüp, gayet doğal bir şekilde:
“Hanım hanım, kocanı da alıp gelsin…”
dedi.
Benim aklımda o cümle kaldı. Çünkü hamamda her şey konuşulurdu. Bazen kahkahalar yükselir, bazen tartışmalar çıkar, hatta birkaç kez kadınların kavga ettiğine bile şahit oldum.
Gelin olacak kızları hamama götürürlerdi. “Sağına soluna bakılsın” diye… Mahallede kimin kızı evlenecek, kimin nişanı var, kim kiminle küs, kim kimin oğluna talip; hepsi hamamda konuşulurdu.
Bir keresinde bizim komşulardan biri anneme:
“Lusi, sen de gel. Falanın kızını hamama götüreceğiz.”
demişti.
Annemin adı Lusi’ydi.
Lusi Hanım…
Çok sevilen bir kadındı.
Annem vefat ettiğinde Feriköy Ermeni Lisesi’nde düzenlenen cenazede yüzlerce insan vardı. Belki bin, belki daha fazla… Akrabaları bir tarafa koyun; geri kalanların büyük kısmı mahallemizden, komşularımızdan, dostlarımızdan gelmişti.
Ve size bir şey söyleyeyim:
O kalabalığın içinde Hristiyanlardan fazla Müslüman vardı.
İşte benim hatırladığım İstanbul buydu.
İnsanların birbirinin dinine, mezhebine bakmadan komşuluk yaptığı; cenazesinde, düğününde, hastalığında birbirinin yanında olduğu İstanbul.
Dün Lal Hanım’ın üslubunu görünce işte bütün bunlar aklıma geldi.
Hamamda çok şey konuşulurdu. Bazen kavga da çıkardı, laf da sokulurdu, dedikodu da yapılırdı.
Ama yine de bir nezaket, bir kibarlık, bir mahalle terbiyesi vardı.
Bugün ise insanın aklına hamam değil, bazen kanalizasyon geliyor.
Aradaki fark galiba tam da bu…





