Havsala sığ, empati sıfır; hatta eksi!
Ne işe yaradığını bilmeden hap kullanan hasta gibi...
Bir hamle yapar; yaptığı hamlenin hangi sonuçlara yol açacağını düşünmez. Dahası, o sonuçların ileride nasıl yeni sebepler doğuracağını da hesap etmez!
Çok yönlü düşünmez, düşünemez.
Merkeze kendisini koyan tipik bir Ortadoğu yaklaşımıdır bu:
Tek bilen odur, başkası bilmez; söylediği de mutlaka muteberdir!
Evde anne-babanın, okulda öğretmenin, siyasette liderin, dergâhta şeyhin, ticarette patronun...
Hayatın hemen her alanında aynı zihniyet!
Peki böylesine bir HANTALİZM ile muasır medeniyet seviyesine ulaşmak, hatta o seviyeyi aşmak nasıl mümkün olacak?
Mümkün değil!
On yıl öncesinden bugünü göremeyenler, yüz yıl öncesine allâme edasıyla yorum yapıyor.
Hadsizlik de diz boyu!
Hantalizmin en bariz özelliği ise değişime ve yeniliğe kapalılık!
Çünkü her yenilik bir hareket, her hareket ise mevcut düzeni sarsma ihtimali taşır.
Düzenden memnun olan zümre ise kımıldamak istemez.
Klişe söylem hazırdır:
“Oynarken topuğunu çıkarma!”
Amerikalı, “Bırak dağınık kalsın!” derken bile dağınık parçalardan yeni bir şey üretmenin yolunu arar.
Hantalist ise tam tersini yapar:
Dağınık parçaları birleştirmek yerine imha eder.
Sebep?
“İcat çıkarma!”
İşte zihniyet tam olarak budur.
Değişmesin, dönüşmesin, sorgulanmasın, alışılmış düzen bozulmasın...
Bir şekilde hayat akıyor.
Az çok karın doyuyor.
Riske ne gerek var?
Öte tarafta ağalar, beyler durumdan memnun...
Para onların havuzuna akıyor.
Sonra da slogan hazır:
“Karıştırma körü keli, adalet mülkün temeli!”
Yanan yansın...
Kaza-kader tesellisi!
Dert etmeyen, derman da aramaz.
Derman aramayan ise hastalığını kader sanır.
Asıl mesele cehaletten de önce zihinsel hantallıktır.
Çünkü cehalet öğrenmeyle aşılabilir; fakat hantal mentalite, öğrenmeyi dahi gereksiz görür.
Ve insanın en büyük engeli bazen bilgisizliği değil, bildiğini sanmasıdır!
Numan CENGİZ
Araştırmacı İlahiyatçı Yazar





