İstanbul’un gün yüzü görmemiş hikâyeleri vardır…
Bizim Madam Anahit bir gün Kurtuluş’tan otobüse binip Eminönü’ne gidiyor. Otobüs tıklım tıklım… Madam Anahit de arkada ayakta.
Derken bir adam Madam Anahit’i gözüne kestiriyor. Kalabalığı fırsat bilip arkadan yanaşıyor, bildiğiniz “Fordculuk” yapmaya başlıyor.
Madam Anahit bir anda dönüp:
— Beyefendiiii! Ne yapıyorsunuz? Ayıptır yaptığınız!
Adam hiç bozuntuya vermeden:
— Madam, bir şey yok… Maaşımı aldım, çalınmasın diye oraya koydum. Siz rahatınıza bakın!
Tabii bizim Madam Anahit bunu yer mi?
Hiç bekletmeden lafı yapıştırıyor:
— Sizin maaş, Kurtuluş’tan Taksim’e gelene kadar iki katı olmuş zaten! 😂
İstanbul böyle bir yerdi… Hikâyesi de lafı da bitmezdi.





