İZVERİ

Köşe yazısı

İTİRAZ HAK, İTİRAF KABUL!

“Sükût ikrardandır” demiş büyükler. Sesin çıkmıyorsa, itiraz etmiyorsan, bir bakıma duruma razısın demektir. Ensenize vurup ağzınızdaki lokmayı alırlar; sonra da hakkınızı size…

Yayınlandı: 17 Eylül 2026 00:22

Güncellendi: 5 Ekim 2026 14:45

Paylaş

“Sükût ikrardandır” demiş büyükler. Sesin çıkmıyorsa, itiraz etmiyorsan, bir bakıma duruma razısın demektir.

Ensenize vurup ağzınızdaki lokmayı alırlar; sonra da hakkınızı size haram ederler arkadaşım!

Elbette itirazın şekli de önemlidir.

Zorla istemediği biriyle evlendirilmek istenen kızın ağlaması, baba evinden ayrılmanın hüznü olarak değerlendirilebilir; hatta dışarıdan bakıldığında kabul anlamına dahi yorumlanabilir.

Oysa açıkça “İstemiyorum!” demek varken, istemediğini anlatmak için birtakım gereksiz ritüellere başvurmanın ne faydası var?

Bazı konularda net olmak gerekir.

Çünkü sadece uyanmak için hareket etmek de yetmez. Ortalık uyurgezerlerle dolu. Gözü açık uyuyan da bir hayli fazla!

İş beyinde bitiyor yani; bilinçte!

George Orwell, 1984 romanını yazmadan önce, 1948'de kaleme aldığı düşüncesinde meseleyi ne güzel özetlemiş:

“Bilinçleninceye kadar başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.”

İtiraz dahi edemeyen bir zihnin bilinçli bir eyleme yönelmesi kolay değildir.

Nitekim saha bunu gözler önüne seriyor.

Muhalefet partilerinin yıllardır iktidar olamaması ve esas kaleyi alamaması, üzerinde düşünülmesi gereken stratejik meselelerden biridir.

Hâlâ anketler üzerinden parti sıralaması yapılıyor; taraftarlar da bu sıralamalar üzerinden konsolide ediliyor.

Oysa esas nokta, esas kale, esas mesele ortada!

Fakat dikkat eden yok.

Görmek isteyen de pek yok.

Bu seçim sisteminde asıl mesele, Cumhurbaşkanlığını kazanabilmek.

Bunun matematiksel anahtarı da 50+1.

Gerisi lafıgüzaf!

Kendi dar çevrenle bir yere kadar ilerleyebilirsin arkadaşım; fakat iktidar olmak istiyorsan karşı mahalleye ulaşmak zorundasın.

Ülkenin gerçekleri ortada.

Kendisini siyasetin SOL katmanında değerlendiren seçmenin oranı kabaca yüzde 30-35 bandında kabul edildiğinde, iktidar hedefleyen bir siyasi hareketin bunun üzerine başka toplumsal kesimlerden ciddi ölçüde destek alması gerekir.

Yani mesele kendi mahallende alkışlanmak değil; karşı mahallenin kapısını çalabilmek!

“Küçük olsun, benim olsun” diyerek; körlerin sağırları ağırladığı bir siyasal döngünün içerisinde kalırsan, ebedî muhalefet de kader hâline gelebilir.

İktidar, dar çevrenin tasdikiyle değil, geniş toplumun rızasıyla gelir.

Ayakları yere basmayan hamlelerle, toplumun gerçeklerinden kopuk tezlerle bir yere varılamaz.

Kendi bohem mantığına Anadolu ruhunu yerleştiremezsin!

Uzun süredir bunu yapmaya çalıştın; fakat sonuç ortada.

O ruh, senin sığ bohem mantığını çatlatıp geçti.

Sen ise hâlâ bunun farkında değilsin.

Medyada görüyoruz.

Gerçek toplumdan, gerçek seçmenden ve ülkenin gerçeklerinden kopuk; sanki başka bir gezegende yaşıyormuşçasına ortaya atılan tezler, ait oldukları siyasal oluşumları iktidara taşımaya yetmiyor.

Gerçekler acıdır.

Ama acının da bir tadı vardır.

Tat almasını bilmeyen gurme olamaz, dostum!

İktidar ateşten gömlektir.

Buna rağmen herkes o gömleği giymek istiyor.

Lakin kutup buzları ateşten gömleği giyemez.

Ateşe değdiği anda ateşi söndürür.

Çünkü:

"Ateş yakmaz sen yanmazsan,

ısıtmaz yanaşmazsan!"

Numan CENGİZ

Araştırmacı İlahiyatçı Yazar

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk