Son günlerde Kurtlar Vadisi ile ilgili çok şey duyuyoruz. Gerçek mi, şehir efsanesi mi bilemem. Ben zaten diziyi hiç izlemedim; gerek içeriği gerekse oyuncuları bana hiç hitap etmedi.
Ama dizinin toplumsal etkisine bizzat şahit oldum.
Urfa’da yaşadığım yıllarda dizinin yayınlandığı akşam sokaklara çıkardım; gerçekten de ortalıkta insan yok denecek kadar azdı. Sanki şehir topluca “Polat Alemdar nöbetine” giriyordu.
Bir de yan yana iki mağaza vardı. Biri spor kıyafet satıyordu: kot pantolon, tişört vs. Hemen yanında takım elbise satan bir mağaza vardı.
Üniversite öğrencileri dışında gençlerin üzerinde neredeyse hiç spor kıyafet görmezdim. Herkes siyah takım elbiseli…
Belki bunun tamamını Kurtlar Vadisi’ne bağlamak haksızlık olur. Sonuçta toplumda zaten var olan bazı eğilimleri dizi de beslemiş olabilir.
Ama bana göre asıl mesele şu:
Bir dizi sadece eğlendirmiyor; bazen giyim tarzından konuşma biçimine, milliyetçilik anlayışından mafya romantizmine kadar bir kültür de üretebiliyor.
Bizim kuşağın “mahalle abisi” vardı, sonraki kuşakların “Polat Alemdar”ı oldu.
Devlet politikası mıydı, toplumun talebi miydi, yapımcıların tercihi miydi bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum: Televizyonun toplum üzerindeki gücünü küçümsememek gerekiyor





