Benim en çok iğreti olduğum ifadelerden biri “Kürtleşen Türkmen aşiretleri” tanımıdır.
Çünkü bu ifade, bence Türkiye'deki tarih tartışmalarının en büyük yanlışlarından birini içinde barındırıyor:
Geçmişte kullanılan coğrafi ve sosyolojik bir tanımı, bugünün modern milliyetçilik anlayışıyla bir millet adına dönüştürmek.
Önce meseleyi doğru kuralım.
Bugün “Kürt” kelimesini duyduğumuzda çoğu insanın zihninde modern anlamda bir millet, millî kimlik ve siyasi topluluk kavramı oluşuyor.
Oysa tarihî kaynakları okurken kelimelerin bugünkü anlamlarını geçmişe taşımamak gerekir.
Bizim tezimiz tam olarak burada başlıyor.
Tarih boyunca İran, Arap ve Türk kaynaklarında “Kürt” kelimesinin farklı dönemlerde farklı bağlamlarda kullanıldığını görüyoruz. Bu kullanımın önemli bir bölümünde kelime, Zagroslar ve çevresindeki göçer veya aşiret topluluklarını tanımlayan sosyolojik ve coğrafi bir ifade olarak karşımıza çıkıyor.
Yani mesele şudur:
“Kürt” kelimesinin tarihî metinlerde geçmesi başka şeydir, bunun otomatik olarak bugünkü anlamda bir milletin tarihsel varlığına delil sayılması başka şeydir.
İşte yıllardır yapılan temel hata budur.
Kurmanç, Zaza ve tarihî “Kürt” tanımı
Bugün bu coğrafyada yaşayan toplulukları konuşurken de aynı yanlışa düşülüyor.
Kurmançlar vardır.
Zazalar vardır.
Farklı aşiret ve topluluklar vardır.
Bunların dilleri, ağızları, tarihleri ve sosyolojik yapıları ayrı ayrı incelenebilir.
Fakat bunların tamamını geçmişe doğru tek bir modern millî kimliğin içine yerleştirip sonra da:
“Bakın, yüzyıllardır aynı millet varmış.”
demek tarih metodolojisi açısından ayrıca kanıtlanması gereken bir iddiadır.
Çünkü modern milliyetçilik dediğimiz düşünce sistemi, imparatorluklar çağındaki toplumsal sınıflandırmalarla aynı değildir.
Osmanlı'da bir topluluğun belirli bir coğrafyada yaşaması, belirli bir aşirete bağlı olması, belirli bir dili konuşması veya belirli bir toplumsal yapıya sahip olması, onu otomatik olarak modern anlamda bir “ulus” hâline getirmez.
İşte “Kürtleşen Türkmen” meselesi
Bir Türkmen aşiretinin zaman içerisinde Zagros çevresinde yaşaması, bölgenin kültürel ortamından etkilenmesi ve Kurmançça veya Zazaca konuşmaya başlaması mümkündür.
Bunu araştırmak gerekir.
Fakat buna doğrudan:
“Türkmenler Kürtleşti.”
demek, tarihî bir dil ve kültür değişimini modern bir millî kimlik değişimi olarak yorumlamaktır.
Benim itirazım buna.
Çünkü “Kürtleşti” dediğiniz anda, daha önce yalnızca bir sosyolojik ve dilsel dönüşüm anlatırken artık başka bir şey söylemeye başlıyorsunuz:
Bir millet vardı.
Bir başka millet vardı.
Ve biri diğerine dönüştü.
İşte bu varsayımın kendisi ispatlanmalıdır.
Kelimeler aynı kalır, anlamları değişir
Bir kelimenin bin yıl önce kullanılmış olması, bin yıl sonra taşıdığı siyasi anlamı o dönemde de taşıdığı anlamına gelmez.
“Arap” kelimesinin tarih boyunca farklı coğrafyalarda farklı kapsamları olmuştur.
“Türk” kelimesinin kullanım alanları dönemden döneme değişmiştir.
“Fars” kelimesinin anlam dünyası da tarih boyunca aynı kalmamıştır.
O hâlde “Kürt” kelimesine neden dokunulmaz bir modern millî kimlik anlamı yükleyelim?
Asıl yapılması gereken şudur:
Kelimeyi bulduğumuz döneme gideceğiz.
Kim kullanmış?
Kimi tarif etmiş?
Nerede kullanmış?
Hangi amaçla kullanmış?
Bir coğrafyayı mı anlatıyor?
Bir yaşam tarzını mı?
Göçer toplulukları mı?
Aşiretleri mi?
Dil grubunu mu?
Yoksa gerçekten bugünkü anlamda bir millî kimliği mi?
Bu soruların her birine ayrı cevap vermeden tarihî kelimeleri bugünün siyasi kavramlarına çeviremeyiz.
Tarih üzerinden millet icat edilmez
Benim asıl itirazım budur.
Geçmişte “Kürt” kelimesi kullanılmış olabilir.
Bunda hiçbir tartışma yok.
Fakat buradan hareketle bütün tarihî kullanımları tek bir modern millî kimliğin delili hâline getirmek başka bir meseledir.
Hele ki bundan hareketle Türkmen aşiretlerini “Kürtleşmiş” diye sınıflandırmak, dil değişimini milliyet değişimi olarak kabul etmektir.
Oysa insan topluluklarının tarihi bundan çok daha karmaşıktır.
Dil değişir. Coğrafya değişir. Kültür değişir. Aşiret yapısı değişir. İnsanların kendilerini tarif etme biçimi değişir.
Bunların hiçbirisi tek başına modern anlamda “millet değiştirdi” sonucunu doğurmaz.
Bu yüzden “Kürtleşen Türkmen” demeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor.
Belki de ortada “Kürtleşen Türkmen” diye açıklanması gereken bir olaydan önce, yüzyıllar boyunca farklı anlamlarda kullanılmış bir kelimenin bugünkü anlamının geçmişe taşınması problemi vardır.
Ve bence Türkiye'de asıl tartışılması gereken mesele tam olarak budur.
Tarihi bugünün kimlikleriyle değil, tarihin kendi kavramlarıyla okumak zorundayız.





