İZVERİ

Köşe yazısı

KUTUPLAŞTIRMA MİSYONU!

Sağ kesimin dini argümanlar üzerinden siyaset yaptığı gerekçesiyle eleştiri yöneltenlerin, zaman zaman benzer bir kimlikçi refleksle karşılık verdiğini görüyoruz. Berlin'de…

Yayınlandı: 21 Eylül 2026 20:27

Güncellendi: 7 Ekim 2026 23:18

Paylaş

Sağ kesimin dini argümanlar üzerinden siyaset yaptığı gerekçesiyle eleştiri yöneltenlerin, zaman zaman benzer bir kimlikçi refleksle karşılık verdiğini görüyoruz.

Berlin'de başbakan olarak seçilen bir vatandaşımızı tebrik etmek dururken, öncelikle Alevi kimliğinin öne çıkarılmasının kime, ne tür bir siyasi fayda sağladığını anlamak kolay değil.

Gücün sarhoşluğu biraz da bu olsa gerek!

Ülke gerçeklerinden kopuk, köpük analizlerin özellikle Kılıçdaroğlu taraftarı medyada yeniden ve yeniden dolaşıma sokulması ise meselenin başka bir boyutu.

Alevi seçmenin siyasi tercihleri elbette önemlidir. Ancak bu seçmen kitlesini sürekli kimlik üzerinden tanımlamak ve siyasetin merkezine yerleştirmek, CHP açısından nasıl bir kazanım sağlayacaktır?

Kaldı ki Türkiye'de hiçbir siyasi parti yalnızca belirli bir kimlik grubunun oylarıyla iktidara gelemez.

Merhum Bülent Ecevit yalnızca Alevi seçmenin oyuyla mı iktidar oldu?

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde yalnızca Alevi seçmenin oyuyla mı yüzde 48'e ulaştı?

Siyasetin matematiği ortadadır: %50+1, geniş toplumsal kesimlere ulaşmayı zorunlu kılar.

Bu nedenle CHP'nin geleceği, herhangi bir mezhepsel veya kimliksel grubun partisi hâline gelmesinden değil; farklı toplumsal kesimlere aynı mesafede durabilen, geniş bir siyasal zemine sahip olmasından geçer.

CHP bir Alevi partisi değildir.

Aynı şekilde yalnızca Sünni seçmenin, yalnızca seküler seçmenin, yalnızca kentlinin veya yalnızca belirli bir toplumsal grubun partisi de değildir.

CHP, iddiası itibarıyla Türkiye'nin bütününe hitap eden bir siyasi partidir.

Dolayısıyla Alevilik üzerinden Kılıçdaroğlu taraftarlığı üretmeye çalışan yorumların, ister istemez kimlik siyaseti tartışmasını büyüttüğü ve parti içerisindeki ayrışmaları derinleştirdiği söylenebilir.

Mesele Alevi olmak ya da Sünni olmak değildir.

Mesele, siyaseti kimliklerin dar fanusundan çıkarıp Türkiye'nin tamamına taşıyabilmektir.

Çünkü 50+1 gerçeği ortadayken, küçük bir toplumsal alanda büyümek ile Türkiye'nin tamamına hitap etmek aynı şey değildir.

Numan CENGİZ
Araştırmacı İlahiyatçı Yazar

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk