İZVERİ

Köşe yazısı

MECLİS’TE KAVGA, PAZARDA HAYAT MÜCADELESİ!

Siyasetin gündemi Koltuklar Vatandaşın gündemi geçim mücadelesi

Yayınlandı: 13 Ekim 2026 18:29

Paylaş

Merhabalar sevgili okurlarım,

Türkiye’de siyaset gündemi yine partiler arası transferler, siyasi hesaplaşmalar ve bitmek bilmeyen tartışmalarla meşgul. Siyasetçiler bir partiden diğerine geçerken, siyasi dengeler yeniden şekillenirken, vatandaşın aklında ise çok daha temel bir soru var: Biz ne zaman rahat bir nefes alacağız?

Bir tarafta Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında birbirlerine karşı kılıçları çeken, sert eleştirilerde bulunan, zaman zaman hakaretlere ve yumruklaşmalara varan tartışmalar yaşayan siyasetçiler… Diğer tarafta ise markette, çarşıda, pazarda her gün artan fiyatlar karşısında ne yapacağını şaşıran milyonlarca vatandaş!

Peki, bu iki Türkiye arasındaki uçurumu kim görecek?

Vatandaş sabah evinden çıkarken akşam eve hangi ihtiyaçları alarak dönebileceğinin hesabını yapıyor. Emekli, yıllarca çalışıp ülkesine hizmet ettikten sonra aldığı aylıkla ay sonunu getirmeye çalışıyor. Asgari ücretli, daha maaşını cebine koymadan kira, elektrik, su, doğal gaz, ulaşım ve mutfak masraflarını düşünüyor. Gençler gelecek kaygısı yaşarken, aileler çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kendi ihtiyaçlarından vazgeçiyor.

Bugün vatandaşın önüne konulan matematik denklemi gerçekten içinden çıkılmaz bir hâl almış durumda.

Gelir yerinde sayıyor, giderler her geçen gün büyüyor!

Kira artıyor, mutfak masrafı artıyor, ulaşım pahalanıyor. İnsanların en temel ihtiyaçları olan beslenme, giyinme ve barınma, giderek daha büyük bir ekonomik mücadeleye dönüşüyor. Oysa bunlar bir insanın lüksü değil, yaşamın en temel gereksinimleridir.

Tam da bu noktada sormak gerekiyor: Vatandaşın gerçek gündemi bu kadar açıkken, siyaset neden kendi gündemini vatandaşın gündeminin önüne koyuyor?

Vatandaşın sofrası neden Meclis’in önceliği değil?

Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin iradesini temsil eden en önemli kurumdur. Milletvekilleri o çatı altında yalnızca siyasi partilerini değil, kendilerine umut bağlayan milyonlarca insanı da temsil eder.

Öyleyse milletvekillerinin öncelikli görevi, vatandaşın yaşamını doğrudan etkileyen sorunları tartışmak ve bu sorunlara çözüm üretmek değil midir?

Emekli aylıklarıyla geçinmeye çalışan insanların durumu, asgari ücretin temel ihtiyaçlar karşısındaki yetersizliği, kira fiyatları, gıda enflasyonu ve ulaşım giderleri Meclis’in en önemli gündem maddeleri arasında yer almalıdır.

Neden her gün milyonlarca insanın hayatını etkileyen bu konularda daha somut, daha kapsamlı ve sonuç odaklı adımlar göremiyoruz? Neden vatandaşın alım gücünü koruyacak, barınma sorununu hafifletecek, temel gıda ürünlerine erişimi kolaylaştıracak düzenlemeler daha güçlü biçimde gündeme taşınmıyor?

Elbette Meclis’te kanun teklifleri hazırlanıyor, ekonomik sorunlar tartışılıyor. Ancak vatandaşın beklediği, yalnızca kürsüden yapılan açıklamalar değil; günlük hayatında hissedebileceği, sofrasına ve cebine yansıyacak sonuçlardır.

Çünkü vatandaş artık söze değil, sonuca bakıyor.

Siyasi transferler mi, halkın geçim derdi mi?

Siyasi partiler arasındaki geçişler, milletvekillerinin tercihleri ve siyasi etik tartışmaları elbette demokrasinin tartışılması gereken konularıdır. Ancak bu tartışmalar, toplumun temel yaşam sorunlarını gölgede bırakmamalıdır.

Bir siyasetçinin hangi partiye geçtiği günlerce konuşulurken, emeklinin ay sonunu nasıl getirdiği neden aynı yoğunlukta konuşulmuyor?

Siyasi aktörlerin birbirlerine yönelttiği sert sözler manşetlere taşınırken, pazardan eli boş dönen vatandaşın yaşadığı sıkıntı neden aynı ölçüde gündemde kalmıyor?

Meclis’te kimin kimi eleştirdiğinden çok, alınan kararların vatandaşın hayatını nasıl değiştirdiği konuşulmalıdır. Siyasi rekabet, toplumun sorunlarına çözüm üretme yarışına dönüştüğünde anlam kazanır.

Aksi hâlde siyaset, halkın gözünde kendi içinde dönüp duran bir tartışmalar zincirine dönüşme riski taşır.

Çözüm, kürsüde değil hayatın içinde karşılık bulmalı

Bugün ihtiyaç duyulan şey, yalnızca ekonomik sorunları dile getirmek değil, bu sorunlara uygulanabilir çözümler üretmektir.

Emekli aylıklarının ve asgari ücretin yaşam maliyetleri karşısındaki durumunun ele alınması, kira yükünü azaltacak politikaların geliştirilmesi, temel gıda ürünlerine erişimin kolaylaştırılması ve ulaşım giderlerinin vatandaş üzerindeki etkisinin hafifletilmesi, Meclis’in öncelikli çalışma alanları arasında olmalıdır.

Hazırlanacak her düzenlemenin de bütçe olanakları, ekonomik etkileri ve uzun vadeli sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Çünkü vatandaşın beklentisi günü kurtaran açıklamalar değil, sürdürülebilir ve adil çözümlerdir.

Unutulmamalıdır ki ekonomi yalnızca rakamlardan, tablolardan ve büyüme oranlarından ibaret değildir. Ekonomi; pazardan alınan bir kilo meyvedir, ay sonunda ödenen kiradır, işe gitmek için kullanılan otobüsün ücretidir, emeklinin torununa harçlık verebilme imkânıdır.

Bir ülkede insanların geçim sıkıntısı büyüyorsa, siyaset kurumunun bu gerçeği görmezden gelme lüksü yoktur.

Son söz…

Sevgili okurlarım,

Siyasetçiler birbirleriyle tartışabilir, partiler arasında geçişler yaşanabilir, siyasi rekabet devam edebilir. Ancak bütün bunların üzerinde bir gerçek vardır: Siyasetin asıl sahibi millettir ve milletin en temel beklentisi insanca yaşamaktır.

Vatandaşın istediği çok şey değil; çalışanın emeğinin karşılığını alması, emeklinin yıllarca verdiği emeğin karşılığında huzurlu bir yaşam sürmesi, gençlerin geleceğe umutla bakması ve hiçbir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çaresizlik içinde kalmamasıdır.

O hâlde bir kez daha soralım:

Meclis’te koltukların ve siyasi hesapların gündemi bu kadar geniş yer bulurken, vatandaşın sofrası, kirası ve geçim mücadelesi neden siyasetin birinci gündemi olmasın?

Çünkü unutmayalım: Sandıkta milletin iradesi konuşur; siyasetin gerçek karşılığı ise milletin hayatında ortaya çıkar.

Ve vatandaş artık yalnızca kimin ne söylediğini değil, kendi hayatında neyin değiştiğini görmek istiyor.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk