İZVERİ

Köşe yazısı

GÜÇ, PARA VE MAKAM İNSANI HER ŞEYİ YAPMAYA MUKTEDİR Mİ KILAR?

Söz konusu kendi siyasi çıkarları olduğunda mikrofonu elinden bırakmayanlar, konu kendi çevrelerindeki iddialar olduğunda neden suskunluğa bürünüyor?

Yayınlandı: 1 Kasım 2026 22:13

Paylaş

Merhaba sevgili okurlarım,

İnsan, eline güç geçtiğinde gerçek karakterini ortaya koyar derler. Hele bu güç para, makam ve siyasi nüfuzla birleşirse, bazı insanlar için kendilerini toplumun üzerinde görmeye başlamak kaçınılmaz bir yanılgıya dönüşebilir.

Hiç yoktan var olup kısa sürede büyük servetlere ulaşan, siyasi makamları ve çevresindeki nüfuzu sayesinde kendisine dokunulamayacağını düşünenlerin sayısı az değil.

Peki, insanı insan yapan değerler nerede kalıyor?

Son günlerde basına yansıyan bazı siyasetçiler, milletvekilleri ve belediye başkanları hakkındaki iddialar, üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gereken bir gerçeği yeniden gündeme taşıyor.

Bir tarafta halkın oylarıyla seçilmiş, toplum adına karar verme yetkisi verilmiş insanlar; diğer tarafta ise kamuoyuna yansıyan ve doğruluğu yargı tarafından ortaya konulması gereken son derece ağır iddialar...

Özellikle reşit olmayan çocuklara yönelik cinsel istismar ve taciz iddiaları, hangi makamda, hangi partide veya hangi siyasi görüşte olursa olsun asla görmezden gelinemez.

Burada mesele bir insanın özel hayatı, cinsel tercihi veya kiminle ilişki yaşadığı değildir. Mesele; çocukların güvenliği, insan onuru, ahlak, hukukun üstünlüğü ve kamu gücünün nasıl kullanıldığıdır.

Kimsenin özel hayatı üzerinden ahlak bekçiliği yapmaya hakkımız yok. Ancak söz konusu çocukların istismarıysa artık özel hayat denilerek hiçbir şeyin üzeri örtülemez.

Çünkü çocukların korunması siyasi görüşlerin, makamların ve kişisel ilişkilerin üzerindedir.

Asıl düşündürücü olan ise bazı insanların siyasi güç, para ve çevre sahibi olduktan sonra kendilerini hesap vermek zorunda olmayan kişiler olarak görmeye başlamasıdır.

Oysa milletvekilliği bir ayrıcalık, belediye başkanlığı kişisel saltanat, servet ise dokunulmazlık belgesi değildir.

Halkın vergileriyle oluşan imkânları kullanan, halkın oylarıyla makama gelen herkesin halka ve hukuka karşı sorumluluğu vardır.

Unutulmamalıdır ki güç insanı değiştirmez; çoğu zaman insanın içinde sakladığı karakteri görünür hâle getirir.

Bugün toplumun sorması gereken çok açık sorular var:

Bu servetler nasıl elde edildi?

Bu makamlar hangi amaçla kullanıldı?

Hakkında ağır iddialar bulunan kişiler için neden herkes aynı kararlılıkla konuşmuyor?

Söz konusu kendi siyasi çıkarları olduğunda mikrofonu elinden bırakmayanlar, konu kendi çevrelerindeki iddialar olduğunda neden suskunluğa bürünüyor?

Hukuk herkes için eşit işlemelidir. Siyasi kimlik, ekonomik güç, tanıdıklar veya makamlar hiç kimseye ayrıcalık sağlamamalıdır.

İddialar varsa bağımsız ve tarafsız biçimde soruşturulmalı, mağdur olduğu öne sürülen çocuklar korunmalı, suç sabit görülürse gereken en ağır hukuki yaptırım uygulanmalıdır.

Çünkü bir ülkede adalet, yalnızca güçsüzlerin hesap verdiği, güçlülerin ise hesap vermekten kaçabildiği bir düzen değildir.

SON SÖZ:

Para insanı zengin yapabilir, makam insanı güçlü gösterebilir, siyasi nüfuz kapıları açabilir.

Ama hiçbir para vicdan satın alamaz, hiçbir makam ahlak kazandıramaz, hiçbir siyasi güç insanı hukukun üzerine çıkaramaz.

Ve unutulmasın:

Kendini dokunulmaz sananlar, bir gün hesap vermek zorunda kaldıklarında gerçek gücün makamda değil, adalette olduğunu anlayacaklardır.

Çünkü bu ülkede hiç kimse sahip olduğu servetle, taşıdığı unvanla veya oturduğu koltukla hukuktan büyük değildir.

Selam ve hürmetle...

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk