İZVERİ

Köşe yazısı

ONCA MÜCADELEDEN SONRA: YOK SAYILMAK!

Mutlak butlan sürecinden önce yaşananlar; ihraçlar, baskılar, sosyal medya trol saldırıları, küfürler, hakaretler…

Yayınlandı: 25 Ekim 2026 18:52

Güncellendi: 25 Ekim 2026 21:10

Paylaş

ONCA MÜCADELEDEN SONRA: YOK SAYILMAK!

Onca mücadele, onca badire, onca bedel…

Mutlak butlan sürecinden önce yaşananlar; ihraçlar, baskılar, sosyal medya trol saldırıları, küfürler, hakaretler…

Üstelik bütün bunlara rağmen hiçbir makam, mevki ve kişisel gelecek hesabı yapmadan verilen bir mücadele.

Ve bugün gelinen nokta:

YOK SAYILMAK!

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, kısıtlı kadrolarla ve eli her geçen gün daha da sıkışan bir yapı içerisinde, CHP’yi içinde bulunduğu cendereden çıkarmak için mücadele ederken; bugün MYK ve PM içerisinde kendi siyasi geleceklerini ve ikballerini dizayn etmeye çalışan anlayışların etkisiyle yeni bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Atamalar ve oluşturulan yönetimler üzerinden süreç bir an önce tamamlanmak istenirken; liyakat, bilgi, birikim, tecrübe, sadakat ve güven gibi temel ölçütlerin geri plana itildiği yönündeki kaygılar giderek büyümektedir.

İl ve ilçe yönetimleri oluşturulurken, belediye başkanları ve yönetimleriyle yakınlaşılmaması, iş ilişkilerinden uzak durulması yönünde yapılan telkinlerin bugün ne ölçüde uygulandığı da ayrıca sorgulanmalıdır.

Üstelik geçmiş dönemde il ve ilçe binalarında yaşanan tahribatın yarattığı ekonomik sıkıntılar gerekçe gösterilerek, ekonomik yeterlilik öncelikli kriter haline getirildiğinde; siyasetin değil, maddi gücün belirleyici olduğu bir yönetim anlayışı ortaya çıkma tehlikesi vardır.

Bunun sonucu ne oluyor?

Biat edenler içeride, mücadele edenler dışarıda kalıyor.

Daha önce eleştirdiğimiz yöntem ve tekniklerin bugün başka isimler ve başka aktörler eliyle yeniden uygulanması kabul edilemez.

Adam kayırmacılık, hemşericilik, nepotizm ve kişisel sadakat üzerinden kadro oluşturma anlayışı CHP’nin kuruluş değerleriyle bağdaşmaz.

Siyaseten önünde engel görülenlerin daha şimdiden tasfiye edildiği, bazı isimlerin ise gelecekteki milletvekilliği, belediye başkanlığı veya belediye meclis üyeliği hesapları için mevzi kazandığı yönündeki görüntüler parti tabanında ciddi rahatsızlık yaratmaktadır.

İki buçuk yıllık mücadelenin hiçbir yerinde görünmeyenlerin, son dakikada ortaya çıkıp herkesten daha öne geçmesi;

Atanan il başkanlarının kulağına isim fısıldanarak yönetimlerin şekillendirilmesi;

Atamanın verdiği yetkinin kişisel güç alanına dönüştürülmesi…

Bunların tamamı CHP’nin örgüt kültürü, tüzüğü ve yönetmelikleri açısından sorgulanmalıdır.

Çünkü tüzük ve yönetmelikler kişilere göre askıya alınamaz.

Bugün geç kalınmış değildir.

Sosyal medya kayıtları ortadadır.

Kimlerin iki buçuk yıllık mücadelede nerede durduğu, kimlerin bedel ödediği, kimlerin mücadele ettiği ve kimlerin sonradan ortaya çıktığı görülebilir.

Bizim derdimiz koltuk değil.

Bizim derdimiz makam değil.

Bizim derdimiz kişisel siyasi gelecek hiç değil.

CHP ATA OCAĞIMIZDIR.

Kimse bu ocağı sahipsiz sanmasın.

Bizler bugün susuyorsak, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu için susuyoruz.

Ama susmak; görmemek, unutmak ve kabullenmek değildir.

Hiçbirimiz bir yerlere gelmek için kimseye biat etmeyeceğiz.

Hiçbirimiz kendi siyasi geleceğimiz uğruna başkasının omuzlarına basarak yükselmeyeceğiz.

Hiçbirimiz mücadele arkadaşlarımızı yarı yolda bırakmayacağız.

Ve en önemlisi;

Hiçbirimiz Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu SATMAYACAĞIZ.

Çünkü bazı insanlar makamları için değil, inandıkları değerler için mücadele eder.

Biz o mücadelenin içinden geldik.

Bedel ödedik.

Yalnız kaldık.

Hakaretlere maruz kaldık.

Ama vazgeçmedik.

DAİMA CEFAKÂR VE FEDAKÂR YOL ARKADAŞLARI,

SOL OMUZ BAŞINDA OLACAKTIR.

Çünkü mücadele edenler unutulabilir;

ama mücadele hiçbir zaman yok sayılamaz.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk