Sevgili okurlarım öncelikle herkese merhabalar selamlar saygılar ülkemizde yerel seçimlerin üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen siyasette gerek iktidar olsun gerek muhalefet gün geçmeden olayların ardı arkası kesilmiyor özelikle Muhalefet cephesinde CHP tarafında 38. Olagan kongreye şaibe ve rüşvet karışması sonrası gelen butlan kararı sonrası başta İstanbul olmak üzere özgür Özel ve yönetim kadrosunun atadığı 30 Belediye başkanı halen CHP listelerinden veya CHP'den seçilip sonrasındaki süreçte AKP'ye geçen belediye başkanı sayısı toplam 15 olmuştur. Bu nedenle siyasi partiler arasında sıkça yaşanan geçişler toplumsal vicdanda ve seçmen nezdinde ciddi bir güven kaybına yol açıyor. Siyasetin temelinde tutarlılık, toplumsal fayda ve ilkeli bir duruş olması beklenirken, kişisel veya dönemsel çıkarlar uğruna saf değiştirmek halk gözünde ahlaki bir zafiyet olarak konumlanıyor.
Siyaseti sadece güç elde etme aracı değil, bir toplumsal sorumluluk ve hizmet yarışı olarak gören anlayıştan çıkılmış kişisel rant ve menfaatler haline getirmiş sözde YENİ'ci olup ama eskici pazarından oluşan bir eş, dost, akraba benim adamım olsun zihniyetine dayalı politik bir pazar oluşmuştur.
Bunun en son örneği benimde yaşadığım İzmir'in Foça ilçesi olmuştur. AKP nin aday bile çıkaramadığı bu nezih sakin 20 bin seçmenli sahil kasabasında CHP den seçilip Yeni Parti'lerle fikir ayrılığı yaşayan belediye başkanı dün AKP saflarına katıldı .
Akıl tutulması diyebilirsiniz ama aday bile çıkarmayan bir Parti'ye neden gidilir sorusu herkesin aklında koca bir soru! Bir partinin amblemi, ideolojisi ve seçmen kitlesinin oylarıyla seçilip daha sonra başka bir partiye geçmek, kamuoyunda seçmen iradesine sadakat, siyasi ahlak ve omurgalı duruş anlayışını yerle yeksan etmiştir.
Hal böyle olunca eskilerin bir sözü akla geliyor.
Saniye hanım "Hem sürekli hiç param yok diyorsun hem de her gün lüks mağazalardan alışveriş yapıyorsun; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!"





