SURİYE’DE SAVAŞ BİTTİ, PAHALILIK BAŞLADI
Suriye’de silahların sesi azaldı.
Ama şimdi başka bir ses yükseliyor:
Geçinemiyoruz!
Motorine yapılan yaklaşık yüzde 40’lık zammın ardından Halep’ten Dera’ya, Deyrizor’dan kıyı bölgelerine protestolar yayıldı.
Bu, yalnızca bir akaryakıt zammına tepki değil.
Suriye’nin yeni döneminin belki de en zor sorusudur:
Bir rejimi değiştirmek, insanların hayatını değiştirmeye yetiyor mu?
DİKTATÖR GİDER, YOKSULLUK KALIRSA…
Esad yönetimi devrildi.
Ama geride savaşın harap ettiği bir ülke kaldı.
Yıkılmış şehirler…
İşsizlik…
Yoksulluk…
Altyapı sorunları…
Milyonlarca yerinden edilmiş insan…
Bugün Suriye nüfusunun çok büyük bölümü yoksulluk içinde yaşıyor.
Dolayısıyla yeni yönetimin meşruiyetini sonsuza kadar “Esad’ı devirdik” cümlesiyle sürdürmesi mümkün değil.
Çünkü bir süre sonra halk geçmişi değil, bugünkü hayatını sorgular.
Ekmek kaç para?
Yakıt kaç para?
İş var mı?
Çocuğumun geleceği var mı?
Eve dönebilir miyim?
Güvende miyim?
Siyasetin en acımasız sınavı burada başlar.
ÖZGÜRLÜK MÜ, EKMEK Mİ?
Bu soru Ortadoğu’ya yıllardır yanlış soruldu:
“İnsanlar özgürlük mü ister, ekmek mi?”
Oysa insan neden ikisinden birini seçmek zorunda olsun?
Özgür ama aç olmak insan onuruna uygun değildir.
Tok ama konuşamamak da değildir.
Demokrasi yalnız sandık değildir.
Ekonomi de yalnız büyüme rakamı değildir.
İnsanın korkmadan konuşabildiği ve emeğiyle insanca yaşayabildiği düzen birlikte kurulmadıkça toplum huzur bulmaz.
Özgürlük ile ekmek rakip değildir.
İkisi de yurttaşlığın parçasıdır.
TÜRKİYE İÇİN DE MESELE BU
Suriye’deki ekonomik kriz Türkiye’den bağımsız düşünülemez.
Çünkü Türkiye yıllardır Suriyeli sığınmacıların geri dönüşünü tartışıyor.
Fakat insanları sınır kapısından geçirmekle geri dönüş sağlanmaz.
İnsan neden döner?
Evi varsa.
İşi varsa.
Çocuğunu gönderebileceği okul varsa.
Hastane varsa.
Elektrik varsa.
Güvenlik varsa.
Ve en önemlisi:
Yarınından umudu varsa.
Dolayısıyla Türkiye’nin Suriye politikasında yalnız güvenliği değil, Suriye’nin ekonomik olarak yeniden ayağa kalkmasını da önemsemesi gerekir.
Çünkü yaşanabilir bir Suriye kurulmadan kalıcı geri dönüş de zor olacaktır.
DEVRİMİN ERTESİ SABAHI
Tarih bize defalarca aynı şeyi öğretti.
Bir iktidarı devirmek bazen mümkündür.
Zor olan ertesi sabah ne yapacağını bilmektir.
Devrimler meydanlarda başlar.
Ama başarıları meydanlarda ölçülmez.
Fabrikada ölçülür.
Pazarda ölçülür.
Okulda ölçülür.
Hastanede ölçülür.
İnsanların geleceğe bakarken duyduğu umutla ölçülür.
Suriye bugün tam olarak bu sınavın başında.
Esad’ın gitmiş olması tarihin bir sayfasını kapattı.
Ama yeni sayfaya ne yazılacağı henüz belli değil.
Çünkü halk bir süre eski iktidarı suçlar.
Sonra dönüp yeni iktidara sorar:
“Peki siz benim hayatımı ne zaman değiştireceksiniz?”
Belki de bütün devrimlerin en zor sorusu budur.
Çünkü:
Bir diktatörü devirmek devrim olabilir.
Ama insana yaşayabileceği bir hayat kuramıyorsanız, devrim henüz tamamlanmamıştır.
Hakan URUN
15 Eylül 2026





