Sorgudan muaf, eski tabirle “lâ yüs’el” bir kesim vardır; tekkede şeyhtir, partide liderdir, elebaşıdır… Bilâ bilâ!
Sol cenahta, özellikle CHP’de, şu sıralar farklı bir durum oluşmakta.
Lâ yüs’el olanlar çoğalıyor!
Hatta o kadar çoğaldılar ki bunların oluşturduğu sıkıntı sebebiyle Genel Başkan, âdeta lâ yüs’el konumundan feragat etmek zorunda kalıyor.
Kimsenin suçu yok!
Teşkilat çay-kahve, video, fotoğraf ve medya paylaşımlarıyla siyaset yaptığını sanıyor.
Sahaya inen yok!
Kim inecek?
Cevap hazır:
“Genel Başkan zamanını bekliyor!”
Peki Genel Başkan'a sahanın fotoğrafını kim çekecek?
Tamam, üst yönetir; ama ast da yöneltir!
Nerede görülmüş astın hiçbir şey yapmadığı, her şeyi üstün yaptığı bir sistem?
Böyle bir dünya yok arkadaşım!
Genel Başkan bir davete gider, gıyabında masasına rakı konur; (önden gidip kontrol etmez bizim beyzadeler zira!) etrafındaki adamlar rakıyı kaldırtan bulunmaz,kimse müdahale etmez, aksine fotoğraf çeker ve seyrederler…
Sonra da o görüntüler üzerinden Genel Başkan aleyhine sosyal medyada paylaşımlar patlar!
Bu mu yol arkadaşlığı?
Neye yarar böyle bir ekip?
Vallahi bu, tam bir vodvil!
Konu Genel Başkan'ın ekibiyse, birkaç istisna dışında “hepsini atın çöpe” demek geliyor insanın içinden.
Bu tiplerle yol yürünmez!
Çünkü bu süreçte ihtiyaç olan şey;
tek nefes, tek yürek, vefa ve gerektiğinde hatadan hızla dönebilmektir.
Hata yapılabilir.
Ama “inadım inat” diyerek yanlışta ısrar edilirse, doğru da gölgede kalır.
Güneşe en yakın gezegen Merkür'de hayat yoktur; ama Dünya'da vardır.
Sanmasın ki güneş en yakınında iş var!
Demek ki mesafe, çoğu zaman ölçüyü belirler.
Hançerleyen İbn-i Mülcem de Hz. Ali'nin yakınındaydı ve camideydi namaz kılmaya gelmişti güya!
Öyleyse haini uzaklarda arama!
Bazen en tehlikeli hançer, en yakınındaki eldedir.
Numan CENGİZ
Araştırmacı İlahiyatçı Yazar





