İZVERİ

Köşe yazısı

103 YILLIK CHP’YE BİR SORU: CUMHURİYETİ KURDUNUZ, PEKİ BUGÜNÜN DÜZENİNİ NASIL DEĞİŞTİRECEKSİNİZ?

Cumhuriyeti kuran partiye 103 yıl sonra tek soru: Geçmişinin mirasçısı mı olacaksın, kurucu cesaretinin bugünkü taşıyıcısı mı?

Yayınlandı: 9 Eylül 2026 21:40

Güncellendi: 9 Ekim 2026 03:03

Paylaş

103 YILLIK CHP’YE BİR SORU: CUMHURİYETİ KURDUNUZ, PEKİ BUGÜNÜN DÜZENİNİ NASIL DEĞİŞTİRECEKSİNİZ?

Bugün 9 Eylül.

Cumhuriyet Halk Partisi 103 yaşında.

Bir siyasi parti için 103 yıl elbette önemlidir. Hele ki darbeler görmüş, kapatılmış, yeniden açılmış; Cumhuriyet’in kuruluşundan çok partili hayata, 12 Eylül’den bugüne Türkiye’nin hemen bütün büyük kırılmalarına tanıklık etmiş bir parti için…

Ama yüz yılı aşmış bir siyasi hareketin büyüklüğü yalnızca geçmişinde aranamaz.

Çünkü tarih, üzerine oturulacak bir miras değil; bugünü değiştirmek için taşınacak bir sorumluluktur.

CHP’nin önünde bugün tam olarak böyle bir mesele duruyor.

BİR PARTİDEN ÖNCE BİR TARİHSEL İRADE

CHP sıradan bir parlamenter parti olarak doğmadı.

Kökleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne, Sivas Kongresi’ne ve Milli Mücadele’nin siyasal örgütlenmesine uzanır.

Bu nedenle CHP’nin kuruluş hikâyesi yalnızca bir partinin değil, aynı zamanda bir rejim değişikliğinin hikâyesidir.

Saltanattan Cumhuriyet’e…

Ümmetten yurttaşlığa…

Kuldan bireye…

Şeri hukuktan laik hukuka…

Tebaadan egemenliğin sahibi olan halka doğru büyük bir tarihsel yürüyüşün siyasal taşıyıcısıdır.

Altı Ok da duvara asılmış altı sembol değildir.

Cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, devletçilik, milliyetçilik ve devrimcilik; kendi döneminin koşullarında Türkiye’nin nasıl bağımsız, çağdaş ve eşit yurttaşlardan oluşan bir ülkeye dönüşeceği sorusuna verilmiş siyasal yanıtlardı.

O halde bugün sorulması gereken soru şudur:

2026 Türkiye’sinde Altı Ok hangi sorulara cevap veriyor?

HALKÇILIK NEREDE?

Türkiye bugün büyük bir gelir ve servet eşitsizliğiyle karşı karşıya.

Milyonlarca insan için siyaset artık soyut bir demokrasi tartışmasından önce kira, mutfak, kredi kartı, okul masrafı ve ay sonunu getirme meselesidir.

Ağustos 2026 itibarıyla resmi yıllık enflasyon bile yüzde 31,51’dir.

Ama rakamlardan daha önemlisi sokaktır.

Çünkü enflasyonu iktisatçılar yüzdeyle ölçerken emekçi hayatından eksilenlerle ölçer.

Markette bıraktığı ürünle…

Ertelediği tatille…

Çocuğuna alamadığı ayakkabıyla…

Ödeyemediği kredi kartıyla…

Taşınamadığı evle…

İşte tam burada CHP’nin tarihsel ilkelerinden biri yeniden hatırlanmalıdır:

Halkçılık.

Fakat halkçılık seçimden seçime yoksul mahalleleri ziyaret etmek değildir.

Halkçılık, ekonomik düzenin kimin lehine çalıştığını sormaktır.

Vergiyi kim ödüyor?

Serveti kim biriktiriyor?

Faizi kim alıyor?

Krizin bedelini kim ödüyor?

Ve büyüyen ekonomiden kim pay alıyor?

Bir sosyal demokrat parti bunları sormuyorsa, geriye yalnızca iyi yönetim vaadi kalır.

Oysa sosyal demokrasi yalnızca mevcut sistemi daha düzgün yönetmek değildir.

Servetin, fırsatların ve siyasal gücün daha adil paylaşılmasını istemektir.

ECEVİT’İN ANLADIĞI MESELE

Bülent Ecevit’in 1970’lerde yakaladığı siyasal yükselişin arkasında yalnızca karizma yoktu.

Bir dil vardı:

Toprak işleyenin, su kullananın.

Ve daha önemlisi, o dilin konuştuğu bir toplumsal sınıf vardı.

İşçi…

Köylü…

Memur…

Dar gelirli…

Kent yoksulu…

Yani siyasetin seyircisi değil, öznesi olarak görülen halk.

Bugün CHP’nin yeniden düşünmesi gereken mesele tam da budur.

Türkiye’nin yoksulları nerede?

Sanayi işçileri nerede?

Asgari ücretliler nerede?

Emekliler nerede?

Kuryeler, güvencesiz çalışan gençler, borçla yaşayan beyaz yakalılar nerede?

CHP onların yalnızca oyunu mu istiyor?

Yoksa onlara yeni bir toplumsal düzen mi öneriyor?

İkisi aynı şey değildir.

GRAMSCI’NİN UYARISI

Antonio Gramsci’nin önemli tespitlerinden biri şuydu:

İktidar yalnızca devlet kurumlarını ele geçirerek kurulmaz.

Toplumun rızasını kazanarak kurulur.

Kültürde, mahallede, sendikada, okulda, kahvehanede, medyada, gündelik hayatta…

Yani seçim sandığına gelmeden önce insanların dünyayı nasıl gördüklerinde.

Türkiye’de sağ siyaset bunu uzun yıllardır başarıyor.

Ekonomik olarak sistemden en fazla zarar gören insanlara bile kültürel bir aidiyet sunabiliyor.

Sol ise zaman zaman onlara yalnızca ekonomik istatistik anlatıyor.

Sonra şaşırıyor:

“Bu kadar yoksulluk varken insanlar neden hâlâ sağa oy veriyor?”

Çünkü insan yalnızca ekonomik bir varlık değildir.

Kimliği, inancı, mahallesi, kültürü, geçmişi, korkuları ve aidiyetleri vardır.

Halkla siyaset yapmak, halka yukarıdan doğruları öğretmek değildir.

Onun hayatının içine girmektir.

LAİKLİK YENİDEN ANLATILMALI

Aynı durum laiklik için de geçerlidir.

Laiklik yalnızca “din ve devlet işlerinin ayrılması” değildir.

Laiklik aynı zamanda yurttaşın özgürlüğüdür.

Bir çocuğun hangi tarikata yakın ailede doğduğuna bakılmaksızın eşit eğitim alabilmesidir.

Bir kadının hayatı hakkında kendi kararını verebilmesidir.

Devlet kadrolarının cemaatler arasında paylaşılmamasıdır.

Bir insanın inancının ya da inançsızlığının devlet karşısındaki konumunu belirlememesidir.

Kısacası laiklik:

Devletin yurttaşa nasıl yaşayacağını söylememesidir.

CHP bunu yeniden toplumsallaştırmak zorundadır.

VE BAĞIMSIZLIK…

Cumhuriyet’in kuruluşunda bağımsızlık yalnızca bayrak meselesi değildi.

Ekonomik bağımsızlıktı.

Siyasal bağımsızlıktı.

Dış politika bağımsızlığıydı.

Bugün dünya yeniden büyük güç mücadelelerine sahne oluyor.

ABD, Rusya, Çin, Avrupa, İsrail ve bölgesel güçler arasında yeni dengeler kuruluyor.

Türkiye’nin ihtiyacı bir başka gücün yanında saf tutmak değil; Cumhuriyet’in kuruluş aklını çağın koşullarına uyarlayan stratejik özerkliktir.

Ne Washington’un Türkiye’si.

Ne Moskova’nın.

Ne Brüksel’in.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi ulusal çıkarlarını, bölgesel barışı ve halkların egemenlik hakkını önceleyen bağımsız dış politikası…

Cumhuriyetçilik biraz da budur.

MESELE KİMİN GENEL BAŞKAN OLDUĞU DEĞİL

Bugün CHP çok fazla kendi içini konuşuyor.

Kurultayları…

Genel başkanları…

Adayları…

Mahkemeleri…

Parti içi hizipleri…

Bunların hiçbiri önemsiz değil.

Ama CHP’nin önündeki tarihsel soru bunların çok ötesindedir.

Mesele yalnızca:

“CHP’yi kim yönetecek?”

değildir.

Asıl soru:

“CHP Türkiye’yi nasıl değiştirecek?”

sorusudur.

Çünkü bir parti iktidara gelebilir.

Ama düzen değişmeyebilir.

İsimler değişebilir.

Bakanlar değişebilir.

Cumhurbaşkanı değişebilir.

Belediye başkanları değişebilir.

Ama sermaye-emek ilişkisi, eğitim düzeni, vergi sistemi, medya düzeni, merkeziyetçilik, tarikat-siyaset ilişkileri ve gelir dağılımı değişmiyorsa…

Halk yalnızca yeni yöneticiler seçmiş olur.

103 YIL SONRA YENİDEN AYNI SORU

1923 Türkiye’sinin temel sorusu şuydu:

Nasıl bir Cumhuriyet kuracağız?

2026 Türkiye’sinin sorusu ise belki şudur:

Nasıl bir Cumhuriyet’i yeniden ayağa kaldıracağız?

Daha laik mi?

Daha demokratik mi?

Daha eşit mi?

Daha üretken mi?

Daha bağımsız mı?

Daha kamucu mu?

Yoksa yalnızca mevcut düzenin daha iyi yönetilen bir versiyonu mu?

CHP’nin 103. yılında kendisine soracağı gerçek soru budur.

Çünkü Mustafa Kemal’in mirası yalnızca Cumhuriyet’i kurmuş olmak değildir.

Asıl miras, gerektiğinde kurulu düzeni değiştirme cesaretidir.

Devrimcilik oku tam da bunun için vardır.

Dün saltanatı değiştirmek gerekiyordu.

Bugün yoksulluğu üreten ekonomik düzeni, liyakati yok eden siyasal düzeni, çocukların geleceğini doğdukları ailenin gelirine bağlayan eğitim düzenini ve yurttaşı yeniden tebaaya dönüştüren anlayışı değiştirmek gerekiyor.

103 yıl sonra CHP’nin önünde yeniden tarihsel bir yol ayrımı var:

Geçmişinin mirasçısı mı olacak, yoksa geçmişindeki kurucu cesaretin bugünkü taşıyıcısı mı?

Çünkü Cumhuriyet bir kez kurulup tamamlanan bir bina değildir.

Her kuşağın yeniden inşa etmek zorunda olduğu bir ortak yaşam idealidir.

Ve belki de CHP’nin 103. kuruluş yıldönümünde söylenmesi gereken en sade söz şudur:

Cumhuriyeti kurmuş olmak büyük bir tarihtir.

Ama Cumhuriyet’i yeniden halkın yapmak, bugünün görevidir.

Hakan URUN

9 Eylül 2026

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

5 dk