ABD’de seçim sonuçları tartışılırken Türkiye’de asıl soru: Vatandaşın hayatında ne değişecek?
Sandıklar açılır, siyasi dengeler değişir, liderler sonuçları yorumlar. Ancak Türkiye’de milyonlarca insanın gündeminde değişmeyen bir soru vardır: Geçim derdi ne zaman bitecek?
Dünyanın gözü ABD’de…
3 Kasım’da yapılan ara seçimlerin ardından Amerikan siyasetinde yeni bir dönem tartışılıyor. İlk sonuçlar, Demokratların Kongre’de güç kazanabileceğine işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi hareket alanının daralabileceği yorumları yapılıyor. Peki, bütün bu gelişmeler Türkiye’de yaşayan vatandaşın hayatında neyi değiştirecek?
İşte asıl mesele burada başlıyor.Çünkü dünyanın en büyük ekonomilerinden birinde yaşanan siyasi değişim, elbette yalnızca Amerika’yı ilgilendirmiyor.Küresel piyasalar, döviz kurları, enerji fiyatları ve uluslararası ilişkiler bu gelişmelerden etkilenebiliyor.Nitekim ABD’deki seçimlerin ardından küresel piyasalarda hareketlilik yaşandı. Dolar gerilerken altın yükseldi, yatırımcılar yeni siyasi dengelerin ekonomi politikalarına nasıl yansıyacağını değerlendirmeye başladı. Ancak bütün bu gelişmelerin ortasında, Türkiye’de vatandaşın gündemi çok daha somut.Marketteki fiyat etiketi, pazardaki alışveriş filesi, ay sonunda ödenmesi gereken kira ve faturalar…
İnsanların hayatını belirleyen gerçekler bunlar.Dünyanın gündemi başka, vatandaşın gündemi başka.Amerika’da seçim sonuçları konuşulurken Türkiye’de milyonlarca insan, ay sonunu nasıl getireceğinin hesabını yapıyor.Bir emekli, maaşını aldığı gün hangi borcunu ödeyeceğini düşünüyor.Bir asgari ücretli, çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kendi ihtiyaçlarından vazgeçiyor.Bir genç, yıllarca eğitim aldıktan sonra geleceğini nasıl kuracağını sorguluyor.Bunlar birbirinden bağımsız sorunlar değil. Hepsi aynı sorunun farklı yüzleri: Çalışan, üreten ve emek veren insanlar neden hâlâ rahat bir yaşam kurmakta zorlanıyor?
Siyasetin bütün tartışmalarının merkezinde bu soru olmalı.Çünkü vatandaşın hayatına dokunmayan hiçbir ekonomik başarı, toplumsal anlamda gerçek bir başarı değildir.Bir ülkede borsa yükselebilir, ekonomik göstergeler iyileşebilir, uluslararası yatırımcıların beklentileri olumluya dönebilir. Bunların hepsi önemlidir. Ancak bir emeklinin pazarda alışveriş yaparken zorlanması, bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sürekli fedakârlık yapması da en az bunlar kadar önemlidir.Ekonominin başarısı, yalnızca rakamlarda değil, insanların yaşamında görülmelidir.
ABD’deki değişim Türkiye’ye ne anlatıyor?
Amerikan seçimleri, demokrasinin yalnızca sandığa gitmekten ibaret olmadığını bir kez daha hatırlatıyor.Seçmenler, ekonomik politikaları, hayat pahalılığını ve yönetimin kararlarını değerlendirerek tercihlerini ortaya koyuyor. ABD’deki ara seçimlerde de yaşam maliyetleri ve ekonomi, kampanyaların önemli başlıkları arasında yer aldı. Demokrasi, vatandaşın yalnızca seçim günü hatırlanması değildir.Demokrasi, seçimden sonra da vatandaşın sesinin duyulmasıdır.Bir ülkede insanlar geçim sıkıntısı yaşıyorsa, siyaset bu sıkıntıyı görmezden gelemez.Vatandaşın beklentisi, yalnızca seçim meydanlarında verilen sözleri dinlemek değildir. O sözlerin hayatında karşılığını görmek ister.İşte bu nedenle ABD’deki seçimleri değerlendirirken kendimize de şu soruyu sormalıyız:Bizde vatandaşın beklentileri ne kadar karşılanıyor?Sandıkta değişim, mutfakta neden yok?
Türkiye’de siyaset zaman zaman kendi gündemine öylesine kapılıyor ki vatandaşın gerçek gündemi arka planda kalabiliyor.Partiler birbirini eleştiriyor, siyasi tartışmalar büyüyor, gündem her gün başka bir başlığa taşınıyor.Ancak mutfaktaki hesap değişmiyor.Bir annenin çocuğuna alacağı meyveyi düşünmesi, bir babanın ay sonuna kadar yetecek parayı hesaplaması, bir emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması siyasi tartışmaların çok ötesinde bir gerçekliktir.Bu insanların beklentisi ne büyük bir servet ne de lüks bir yaşam.İstedikleri, çalıştıklarında geçinebilmek.İstedikleri, emekli olduklarında insanca yaşayabilmek.İstedikleri, çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakabilmek.Bunlar bir lütuf değil, insanın en temel beklentileridir.
Asıl sınav, vatandaşın hayatında.
ABD’deki seçim sonuçları, önümüzdeki dönemde küresel siyaseti ve ekonomiyi etkilemeye devam edecek.Türkiye de bu gelişmelerden bağımsız değil.Ancak dışarıdaki gelişmeleri izlerken kendi içimizdeki sorunları unutmamalıyız.Çünkü bir ülkenin geleceğini belirleyen yalnızca uluslararası dengeler değildir. O ülkenin insanlarının ne kadar huzurlu, ne kadar güvende ve ne kadar umutlu yaşadığı da belirleyicidir.Siyasetin gerçek başarısı, vatandaşın hayatında yarattığı değişimle ölçülür.Eğer bir insan çalıştığı hâlde geçinemiyorsa, bir emekli yıllarca verdiği emeğin karşılığını alamadığını düşünüyorsa, gençler geleceklerini kurmakta zorlanıyorsa, burada çözülmesi gereken ciddi sorunlar vardır.Bu sorunların çözümü de yalnızca siyasi söylemlerle değil, somut adımlarla mümkündür.Vatandaş artık vaatlerin değil, sonuçların peşinde.
Dünyanın en güçlü ülkelerinden birinde seçim sonuçları tartışılıyor.Küresel piyasalar yeni dengeleri hesaplıyor.Siyasetçiler kazançlarını ve kayıplarını değerlendiriyor. Peki, Türkiye’de vatandaş neyi hesaplıyor?
Ay sonuna kadar kaç lirası kalacağını…
Kirasını nasıl ödeyeceğini…
Çocuğunun ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını…
Ve bütün bunların yanında, yarınların daha iyi olup olmayacağını…
İşte bugün Türkiye’nin gerçek gündemi budur.
Siyasetçiler değişebilir, politikalar değişebilir, ekonomik dengeler değişebilir.Ancak vatandaşın hayatında gerçek bir iyileşme yaşanmadıkça, bütün bu değişimlerin anlamı eksik kalacaktır.Çünkü bir ülkede demokrasinin gücü, yalnızca sandıkta ortaya çıkan sonuçlarla değil, o sonuçların insanların hayatında yarattığı umutla da ölçülür.ABD’de seçim sonuçları tartışılırken Türkiye’de asıl soru hâlâ aynı: Vatandaşın hayatında ne değişecek?Ve bu sorunun cevabı, ne seçim meydanlarında ne de piyasa ekranlarında aranmalı.
Cevap, vatandaşın mutfağında, cebinde ve geleceğe duyduğu güvende aranmalı.





