İZVERİ

Köşe yazısı

ABİDİN, BANA VEFA(SIZLIĞIN) RESMİNİ ÇİZER MİSİN?

Abidin... Seninle kavga edesim geldi bugün. Bana mutluluğun resmini çizer misin Abidin? Hani insanın bütün yüklerinden sıyrılıp gerçekten güldüğü, gözlerinin

Yayınlandı: 30 Ekim 2026 20:25

Güncellendi: 31 Ekim 2026 08:32

Paylaş

ABİDİN, BANA VEFA(SIZLIĞIN) RESMİNİ ÇİZER MİSİN?

Abidin...

Seninle kavga edesim geldi bugün.

Bana mutluluğun resmini çizer misin Abidin?

Hani insanın bütün yüklerinden sıyrılıp gerçekten güldüğü, gözlerinin içinin güldüğü, yanında kendini güvende hissettiği o hâl var ya...

İşte onu çiz.

Sonra bir de arşivimi siler misin?

Onca yılın mücadelesini, onca emeği, onca uykusuz geceyi, onca fedakârlığı, uğruna yediğim küfürleri, hakaretleri, yalnız kaldığım günleri...

Hepsini sil.

Çünkü bazılarına göre bunların hiçbirinin artık bir anlamı yok.

Abidin, sana başka bir resim daha sipariş edeceğim.

İhanetin resmini çiz.

Kumpasın resmini çiz.

Vefasızlığın resmini çiz.

Ama öyle sıradan bir vefasızlık olmasın.

İçinde yıllarca aynı yolda yürümüş insanların birbirine sırt çevirmesi olsun.

Birlikte mücadele etmiş insanların, işlerine gelmediği gün birbirini hiç tanımamış gibi davranması olsun.

Dostluğu makamla, yoldaşlığı çıkarla, samimiyeti menfaatle ölçenlerin resmi olsun.

Sonra o resme biraz da yalnızlık ekle.

Ama bildiğimiz yalnızlık değil bu.

Kalabalıkların ortasında insanın kendisini yapayalnız hissetmesi...

Dost bildiklerinin aslında dost olmadığını anlamanın sessizliği...

Hani şu türkünün duygusu var ya:

“Bir dost, bir post yeter bana...”

İşte onu anlat Abidin.

Çünkü insanın çok dostu olması gerekmiyor.

Bir tane gerçek dost, bazen koca bir kalabalıktan daha kıymetli.

Ama sen yine de bana bir dost resmi çiz.

Dost görüneni değil...

Dost olanı.

Çok zor değil mi Abidin?

Çünkü herkes yüzüne gülebiliyor.

Herkes yanında durabiliyor.

Herkes güzel söz söyleyebiliyor.

Asıl mesele, seni yok saydıklarında yanında kim kalıyor?

Asıl mesele, senin yanında olmanın onlara hiçbir şey kazandırmadığı günlerde kim hâlâ yanında duruyor?

Köprü geçilene kadar ayıya “dayı” diyenleri de çiz Abidin.

Hatta köprü geçildikten sonra ayıyı tanımayanları...

Menfaat sona erince selamı kesenleri...

İşleri bitince telefonu açmayanları...

Dün yere göğe sığdıramadıklarını bugün küçümseyenleri...

Çünkü bazı insanların dostluğu, köprü geçilene kadardır.

Bazılarının yoldaşlığı ise yolun kendisine değil, yolun sonunda elde edeceklerine bağlıdır.

Bir de şu resmi çiz Abidin:

Yıllarca emek vermiş insanlar bir kenara bırakılmış...

Yıllarca mücadele etmiş insanlar unutulmuş...

Kimsenin tanımadığı, iki lafı bir araya getirmekte zorlanan insanlar bir anda başköşeye oturtulmuş...

Ve yılların emeği, bir kalemde yok sayılmış.

Vefa unutulmuş.

Samimiyet değersizleştirilmiş.

Emek görünmez hâle getirilmiş.

Sonra da bütün bunların adına “siyaset”, “dostluk”, “yoldaşlık” denilmiş.

Abidin...

İnsan bazen gerçekten merak ediyor:

Bu kadar kolay mı siliniyor yıllar?

Bir insanın verdiği emek, yaptığı mücadele, katlandığı bedeller, yanında durduğu insanlar...

Bir gün birilerinin çıkarına dokunmadığı için yok mu sayılıyor?

Ve daha da acısı...

Eşinin bile dinlemeyeceği kadar anlamsız konuşanların ahkâm kestiği, yıllarca emek verenlerin ise sessizce kenara itildiği bir düzenin içinde insan hâlâ dostluk arayabilir mi?

Arar.

Hem de inadına arar.

Çünkü insanın bütün bunlara rağmen içinde bir yerlerde hâlâ vefaya inanması gerekir.

Yoksa kötülüğün kazanmasına izin vermiş olur.

Ben vedayı değil, vefayı anlatmanı istiyorum Abidin.

Çünkü bazıları vefayı unutup vedayı çok kolay öğreniyor.

Hatta bazen yılların emeğini, birkaç günlük çıkarın uğruna hiç düşünmeden harcıyor.

Ben senden öyle bir resim istiyorum ki...

İçinde samimiyet olsun.

Vefa olsun.

Yoldaşlık olsun.

Ama çıkar olmasın.

Menfaat olmasın.

Hesap olmasın.

“Bana ne kazandırır?” sorusu olmasın.

İnsan, insan olduğu için yanında olsun.

İşte o resmi çiz.

Ve son olarak Abidin...

Her yüze gülenden dost olunmayacağını anlat.

Çünkü gülümsemek kolaydır.

Dost olmak zordur.

Yanında görünmek kolaydır.

Yanında kalmak zordur.

İyi gününde omzuna dokunmak kolaydır.

Kötü gününde yükünü taşımak zordur.

Menfaat varken “yoldaş” demek kolaydır.

Menfaat bittiğinde hâlâ “dostum” diyebilmek asıl mesele.

O yüzden...

Dost görünenlere değil, dost olanlara selam olsun.

O kalabalıkların içinde belki yalnızca 0,5'lik bir kesim vardır.

Ama o 0,5...

Bazen yüzde yüzlük bir dostluktan daha değerlidir.

Ve evet...

Belki okumuyoruz.

Belki birbirimizi yeterince dinlemiyoruz.

Ama bu yazıyı okuyan herkese yine de bir dost kapısı açıyoruz.

Çünkü biz hâlâ dostluğun mümkün olduğuna inanıyoruz.

Hâlâ vefanın ölmediğine inanıyoruz.

Hâlâ insanın çıkarından önce insanı koyabileceğine inanıyoruz.

Ve belki de bütün bu yaşananlardan sonra kendimize sormamız gereken en basit soru şu:

Abidin, şimdi anladın mı?

Her yüze gülen dost değildir.

Her yanında duran yoldaş değildir.

Her “kardeşim” diyen kardeş değildir.

Bazıları sadece köprüyü geçene kadar yanındadır.

Gerçek dost ise...

Köprü yıkılsa bile yanında kalandır.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(1)

  • Numan Cengiz: Vefa, vefat etti daha doğrusu öldürdüler, İstanbul'da semt adı Ankara'da semt bile değil üstad! Vefadan arındı herkes ama ARINMADI, daha çok pisliğe bulaştı.

    31 Ekim 2026 03:50· Ana yorum

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk