1961 yılı resmi bir talimnamede, ABD'nin örtülü eylemler yürüten personelinin yasalara tabi olmayacağı kayıt altına alınır. Bu talimname, ABD Kara Kuvvetleri'nin 1961'de yayımladığı FM 31-15 Unconvential Warfare (Gayrinizami Harp) adlı talimnamesidir. 1964 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından aynen tercüme edilmiş ve ST 31-15 numarasıyla yürürlüğe konmuştur. ST 31-15 numaralı talimnamenin 9-b maddesinde aynen şöyle denmektedir:
"Bir gayrinizami kuvvetin yeraltı unsurları kaide olarak kanuni statüye sahip değillerdir."
Ne anlamalıyız?
Anlamak için konuyu biraz daha açalım...
NATO'nun 1948 tarihli ilk antlaşma metninde gizli bir madde yer almaktaydı. Bu maddenin varlığından dünya, NATO Genel Sekreteri Lord Carrington'un 21 Nisan 1986 tarihli Newsweek dergisine verdiği röportaj ile haberdar oluyordu. Söz konusu maddeye göre, NATO üyesi olmak isteyen devlet, "Komünizme karşı mücadele edecek devlete bağlı bir kuruluş oluşturmak zorundaydı". Bu örgütte yer alacak, sivil unsurlarında içinde olduğu personel ve kadro çalışmaları ölene kadar gizli tutulacaktı.
NATO'daki en yüksek gizlilik derecesi "Cosmic Top Secret" olarak bilinen derecenin de üstündeki "Vagram" (ölüm) hala gizliliğini koruyan bu maddenin varlığı NATO Genel Sekreteri ve Bilderberg Grubu Başkanı Lord Carrington'un New York'ta Newsweek'ten John Barry'e verdiği, 21 Nisan 1986 tarihli Newsweek'te yayınlanması ile ortaya çıkan röportaj terörizm konusunda ve röportajın bir bölümünde şu açıklamaları yapıyordu; “Terörizmin iki veçhesi arasında bir ayrım yapmanız lazım. Bazı Avrupa ülkelerinin aldığı, bazılarının almadığı güvenlik istihbarat ve polis işlemleri ve politik eylemler. Birinci konularda işbirliği çok daha iyi bir hale gelmiştir.” şeklinde açıklama NATO ile çalışmayan hükümetlere ince bir tehdit olarak algılanmıştı.
NATO'nun terörizm ile ilgilenen 'özel bir komitesi' var demek ki..! Bu "komite"de ülkelerin istihbarat üst yetkilileri var. “… MİT ile bilgi alış verişi konusunda çok yakın bir işbirliği içindedir.” diyen MİT’in 3. adamı albay Sabahattin Savaşman’ın, tutanaklarda geçen sözü çok doğrudur. Hatta Kudretli Albay’ın (A.Türkeş) 27 Mayıs 1960 ihtilalinin radyo konuşmasında; "Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız. NATO'ya inanıyoruz ve bağlıyız." ifadesi NATO'nun izni ile yapıldığını aksi durum olmuş olsaydı NATO’nun asli görevi olan üye ülkelerin özgürlüğünü ve güvenliğini siyasi ve askeri yollarla garanti altına alan askeri ve siyasi ittifak olarak demokratik seçilen iktidar yanında olup darbeye dur derdi.
Bu iddiamızın doğruluğunu şöylede anlatabiliriz. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbelerinin NATO ve CIA tarafından hazırlanıp yönlendirildiği, CIA'nın ünlü Türkiye İstasyon Şefi Paul Henze'nin 12 Eylül generalleri için "Bizim oğlanlar yaptı" (Our boys have done) sözü başka bir kanıt aramaya gerek bırakıyor mu? Elbette bırakmıyor!
27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri, NATO ve CIA'nın ülkemizdeki faaliyetlerinin bu şekilde yaygınlığı ve etkisini en son 15 Temmuz 2016 tarihinde gördük. NATO ve CIA tarafından yönlendirilen; ordu, polis teşkilatı, politika ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla hayat bulan gizli bir örgüt olan GLADYO (Kontrgerilla), resmen ve fiilen iktidar oldu. Bu iktidarını FETÖ Paralel Devlet Yapılanmasına giderek gösterdi...
Bu paralel devlet, 15 Temmuz 2016 günü, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin muhtelif yerlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yuvalanan, aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve Anayasal düzeni değiştirmek amacı ile eyleme geçmesiyle ülke genelinde gerçekleşen çatışmalar sonucu ülkemiz ve demokrasiyi korumak için 63'ü emniyet personeli, 4'ü askeri personel, 181'i sivil vatandaş olmak üzere toplam 248 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 146'sı emniyet personeli, 21'i askeri personel, 2026'sı sivil vatandaş olmak üzere 2.193 kişinin yaralandığı, güvenlik güçlerimiz ile terör örgütü mensupları arasında çıkan silahlı çatışmalarda; 35 teröristin ölü, 49 teröristin ise yaralı olarak ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Olaylar saat bazlı kronolojik sırayla temel hatlarıyla özüne bakacak olursak; saat 22.05 sıralarında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin kuşatıldığı ve saat 23.50 sıralarında TRT merkezi başta olmak üzere Ankara'nın dört bir yanından güçlü patlama sesleri geldiği, TBMM'nin bombalandığı ve 16 Temmuz 2016 günü saat 00.15 sıralarında darbe girişiminde bulunan asker kişilerin TRT binasını işgal ederek bir spikere “Yurtta Sulh Konseyi” imzalı korsan bildiri okutmaları ile NATO’nun asli görevinde olan siyasi ve askeri yollarla üye ülkenin güvenliğinin sağlanması için harekete geçmediği görülmüş ve NATO’nun niye müdahalede bulunmadığı? sorusu düşüdürücü olmuştur.
Müdahalede bulunmadığı gibi NATO'nun, ABD'deki Müttefik Dönüşüm Komutanlığı'nda görevde bulunan bir Türk subayı Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu ABD'ye iltica başvurusunda bulunarak, Pensilvanyada bulunan örgüt liderinin elamanı oluğunu ve NATO'ya bağlı kalacağını bildirdi.
NATO ve FETÖ elamanı Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu, 15 Temmuz'daki darbe girişiminden kısa süre önce İzmir'deki gizli bilgi ve belge bulundurma davası soruşturmasında sahte delil üretilmesi suçuna karıştığı ve fişleme yaptığı suçlamasıyla gözaltı kararı verilmiş olmasıyla; Norveç'te NATO tatbikatı sırasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın resimlerinin, tatbikat sırasında düşman güçlerin safında gösterilmesi ve hedef gösterilmesi Türkiye'nin NATO müttefiki olmadığı görülmüştür.
Ayrıca FETÖ'nün kendisine bağlı askerleri örgüt elebaşı Fetullah Gülen'le görüştürmek için NATO görevlendirmesiyle ABD'ye gönderildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan Çatı İddianamesi'nde gördüğümüzde NATO'nun GLADYO yapılanmasının türevi olarak üretilen FETÖ/PDY terör örgütünü net anlamış oluyoruz.
Kalın sağlıcakla...





