İZVERİ

Köşe yazısı

Bir Davanın "Siyasi" Olabilmesinin Ölçütü Nedir?

CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dava için; “Bu dava yolsuzluk davasıdır. Siyasi tutuklu değil, ...

Yayınlandı: 19 Ekim 2026 11:27

Güncellendi: 19 Ekim 2026 13:34

Paylaş

CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dava için;

“Bu dava yolsuzluk davasıdır. Siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil," dedi.

Sayın Kılıçdaroğlu, ülkemize başarılı bir Devlet Adamı, dürüst Cumhuriyet Neferi, Hak-Hukuk-Adalet için 450 km yürümüş, siyasi ve devleti soyan çetelere karşı cesurca mücadele etmiş, “İncinsende incitme!” felsefesi ilke etmiş kendisine çok hakaret eden kişilerin özür dilemesi ile af etmiş mütevazi yaşamı olan bir Genel başkandır.

Bu davanın özü ve niteliği, kamu görevlisine hakaret veya ihale sürecine ilişkin usulsüzlük iddiaları gibi dayandığı yasal maddeler ve yürütülen usul bakımından tamamen siyasi değil, adli bir süreç olduğu konusunda haklı bir durumdadır.

Çünkü; TC Anayasamıza göre, siyasi davalar Doğrudan devletin yapısını, anayasal düzeni, iktidarı veya siyasi organları hedef alan suçlar hukuken de siyasi/anayasal suçlar kapsamına girer.

Ayrıca hukuki sürecin veya mahkeme kararının "siyasi bir dava" olarak nitelendirilebilmesi için,

o davanın öznelerinin siyasi geçmişi, ödediği bedeller ve toplumsal hareketlerdeki yeri belirleyici bir rol oynar.

Mahkemelerin görevi, politik dengeleri değil, somut olayda kanunun ihlal edilip edilmediğini tespit etmektir.

Ancak davanın Ekrem İmamoğlu etrafında yürütülen hukuki tartışmaları ve "siyasi mağduriyet" söylemlerini bu çerçevede yeniden değerlendirmek gerekir.

Ekrem İmamoğlu, geçmişi ve çizgisi son derece net olan, liberal-merkez kökenden gelen bir figürdür.

Siyasi hayatının gelişim çizgisine bakıldığında, köklü bir ideolojik mücadelenin veya ağır bedeller ödenmiş bir siyasi geçmişin içerisinden gelmediği açıkça görülmektedir.

Bir davanın veya figürün gerçek anlamda "siyasi" ve "tarihi" bir nitelik kazanabilmesi için halkın zihninde ve hafızasında somut karşılıkları olması gerekir:

🔻Hangi kitlesel halk hareketine önderlik etmiştir?

🔻Hangi vesayet odağına veya darbeye karşı tankın üzerine çıkıp gövdesini siper etmiştir?🔻Uğradığı fikir mücadelesi uğruna Ulucanlar’da, Mamak’ta ya da Ulucanlar/Kille vs gibi cezaevlerinde ne kadar süre yatmış, ne tür işkencelerden geçmiştir?

Siyasi tarih, bedel ödeyenlerin, zindanlarda yatanların ve sistemle çetin mücadeleler vererek kitlesel hareketlere liderlik edenlerin hikâyeleriyle doludur.

Oysa İmamoğlu'nun siyasi yolculuğu ve karşı karşıya kaldığı hukuki süreçler incelendiğinde, durumun bu tür tarihi ve ideolojik mağduriyetlerle bir ilgisinin olmadığı görülmektedir.

Sonuç olarak; geçmişi ve siyasi çizgisi belli olan bir isim üzerinden köklü bir "siyasi dava" söylemi üretmek gerekçesizdir.

Karşı karşıya kalınan süreç, siyasi bir hesaplaşmanın veya ideolojik bir baskının sonucu değil; doğrudan hukuk kuralları ve mevzuat çerçevesinde yürütülen adli bir davadır.

“Adli ve siyasi tüm davalarda adil yargılanmak evrensel bir insan hakkıdır.”

Temennimiz; bağımsız, adil ve evrensel hukuk ilkelerine dayalı bir yargı düzeni içinde herkes için adaletin eksiksiz şekilde sağlanmasıdır.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk