İZVERİ

Köşe yazısı

SİYASETTE AHLAK EREZYONU

Dün "yanlış" dediklerine bugün "doğru" sarılması, siyasi etikle veya ilkeli siyasetle bağdaşmaz.

Yayınlandı: 8 Ekim 2026 08:51

Güncellendi: 9 Ekim 2026 05:11

Paylaş

SİYASETTE AHLAK EREZYONU

Siyaset kurumu, millete verilen sözler ve millete sunulan bir vizyon üzerinden meşruiyet kazanır. Ancak seçim döneminde iktidara ve partisine karşı en sert cümleleri kurup, seçmenin güvenini oy pusulasında konsolide ettikten sonra, koltuğa oturur oturmaz dümeni o eleştirdiği yapıya kıran belediye başkanlığı profili, sadece bir siyasi tercih yapmamış; açıkça bir seçmen iradesi gaspına imza atmıştır.

Muhalefet çatısı altında, iktidarın politikalarını, yönetim anlayışını Aydın/İzmir ve 34 ilçe yerel bazdaki uygulamalarını hedef alarak oy toplayanların, sandık kuruyup mazbata alındıktan sonra dün "yanlış" dediklerine bugün "doğru" sarılması, siyasi etikle veya ilkeli siyasetle bağdaşmaz.

Bu durum, "hizmet gerekçesi" veya "konjonktür" adı altında meşrulaştırılamaz. Seçmen size iktidarın partisinin programını uygulayın diye değil, o programa ve anlayışa alternatif olun diye yetki vermiştir.

Seçim sahasında meyhaneden camiye, sosyal demokrat değerlerden muhalif söylemlere kadar her tonda konuşup oy devşiren; ardından ilk fırsatta rotayı iktidar saflarına çeviren bu pragmatizm, siyasi omurgasızlığın ve feryat edilen değerlerin içinin ne kadar boşaltıldığının somut göstergesidir.

Bu tavrın ürettiği temel tahribat üç noktada özetlenebilir:

🔻Demokrasinin İflası:

Sandığa giden yurttaşın iradesi hiçe sayılmış, verilmiş oylar temsil ettikleri fikrin tam zıddına ciro edilmiştir.

🔻Siyasi Unutkanlık ve Yüzsüzlük:

Dün kürsülerde, meydanlarda iktidara karşı söylenen ağır sözlerin, atılan nutukların üzerine sünger çekilerek hiçbir şey olmamış gibi rozet değiştirmek, seçmenin aklıyla ve hafızasıyla alay etmektir.

🔻Güven Bunalımı:

Bu tür ilkesiz geçişler, toplumun siyasete ve yerel yöneticilere olan inancını zedeler; siyasetçiyi gözde "sadece ikbal peşinde koşan figürler" konumuna düşürür.

Seçmenin sandıkta emanet ettiği iradeyi kişisel ikbal, koltuk koruma kaygısı ya da siyasi ikbal hesaplarıyla bir başkasına devredenler, siyaset tarihine "hizmet adama" unvanıyla değil, seçmenine sırt dönen ve kendi sözlerini yutanlar olarak geçecektir.

Bir kentin belediye başkanı olmak, sadece binaları veya bütçeyi yönetmek değil; en başta o kentin insanına verilen sözün ve gösterilen omurganın arkasında durabilmektir.

Halkın iradesiyle kazanılan makamları kişisel ya da siyasi ikbal uğruna bir rozet değişimiyle satanlar; yalnızca seçmenine değil, demokrasinin namusuna da ihanet etmiş olurlar. Koltuk uğruna ilke değiştiren belediye başkanları, dünün vaatlerini bugünün çıkarına peşkeş çekerek siyasetin en ağır ahlak erozyonuna imza atanlardır!”

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk