Cemil Tugay’a Bir Ayna Tutmak:
Dün Söyledikleriniz Nerede?
Siyasette bazen uzun uzun konuşmaya gerek yoktur.Bir siyasetçiyi anlatmanın en etkili yolu, onun dün söylediklerini bugün yaptığı işin yanına koymaktır.Sonra kenara çekilip sadece şu soruyu sormaktır:
“Hangisi gerçek Cemil Tugay?” Çünkü bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın elinden rozetini aldı.
Üstelik Erdoğan’dan “büyük liderimiz” diye söz etti.AKP’yi “kimsesizlerin kimsesi” olarak tanımladı ve “en iyi siyasetin hizmet olduğunu anladım” dedi.Buraya kadar siyaset.Fakat burada çok daha ağır bir soru var: Peki dün söylediğiniz sözler ne olacak Sayın Tugay?Çünkü bugün karşımızda yalnızca parti değiştirmiş bir belediye başkanı yok.Kendi koyduğu siyasi etik ölçüsünü kendi eliyle değiştiren bir siyasetçi görüntüsü var.Ve bu cümleyi ben söylemiyorum.
Bizzat Cemil Tugay’ın kendisi söylüyor.“Milyonda bir bile ihtimal yok” demiştiniz. Takvimler 25 Ağustos 2025’i gösteriyor.
Cemil Tugay’a AK Parti’ye geçeceği soruluyor.Cevabı öyle sıradan bir siyasi inkâr değil.“Milyonda bir bile AK Parti’ye geçme olasılığım yok” diyor ve daha da ileri gidiyor.
Bir CHP’li belediye başkanının “canım istedi, partimi değiştiriyorum” deme hakkının olmadığını söylüyor.
Bunun “ayıp” ve “etik dışı” olduğunu söylüyor.Sonra tarihe geçecek cümleyi kuruyor: “Olur da CHP’yle ilişkilerimi koparmam gerekirse belediye başkanlığından da istifa ederim. Çünkü bu halk beni CHP’li belediye başkanı olarak seçti.”
Bugün ne oldu?
CHP’den ayrıldı.
Belediye başkanlığından istifa etmedi ve bağımsız kaldı.
Sonra AK Parti’ye geçti Ve rozetini Erdoğan’ın elinden aldı.İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:2025’te “etik dışı” olan şey, 2026’da hangi yeni etik kitabında “doğru” hale geldi?
Daha da ilginci var…
25 Kasım 2025.
Bu kez yine AK Parti’ye geçeceği iddiaları gündemde.
Tugay yine çok net:
“Eğer partimden ayrılırsam, aynı gün belediye başkanlığından da ayrılırım.”
Ardından daha da sert bir cümle geliyor:
“Parti değiştiren başkan, zaten İzmir’de sokağa çıkıp dolaşamaz.Annem evlatlıktan reddeder,eşimde boşar”
Bugün İzmir’in sokaklarında ne olduğunu ise artık herkes görüyor.
Tugay’ın AK Parti’ye katılmasının ardından protestolar düzenlendi.
İstifa çağrıları yapıldı.
Bazı sanatçılar ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu üyeleri görevlerinden ayrıldı.
Yani bugün yaşanan tepkinin önemli bir bölümünü değerlendirirken, insanların önüne yalnızca bugünkü rozet fotoğrafını değil, Tugay’ın dün söylediği kendi sözlerini de koymak gerekiyor.
Çünkü bugün sokakta sorulan soru aslında çok basit:
“Başkan, dün söylediğiniz sözleri hatırlıyor musunuz?”Özgür Özel’in “yol arkadaşı” neredeydi?
İşin bir başka acı tarafı daha var.
Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmadan önce yalnızca bir aday değildi.O, CHP’deki “değişim” hareketinin İzmir’deki sembol isimlerinden biriydi.Özgür Özel’in Genel Başkan seçilmesinde Tugay’ın desteği biliniyordu. Özel de Tugay’ı bizzat aday olarak öne çıkardı.
2024’te İzmir adaylığı açıklanırken “Değişim nerede diyenler İzmir’e baksın” dedi.Daha sonra İzmir’deki aday tanıtımında Tugay için “gereken adımı atmaya İzmir’de ilk karar veren yol arkadaşım” ve gelen tepkiler üzerine Tugay için “sütte leke var ama Cemil Tugay’da leke yok” ifadelerini kullandı.
Yani Cemil Tugay’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna giden yolu, Özgür Özel’in siyasi değişim projesinden geçti. Bugün o “yol arkadaşı” AK Parti sıralarında.Ve Özgür Özel’in “değişim” diye anlattığı siyasi hikâyenin İzmir’deki en görünür aktörlerinden biri, bugün Erdoğan’ın yanında poz veriyor.
Siyasetin cilvesi mi?
Elbette denilebilir.Ama seçmenin de şu soruyu sormaya hakkı var:
“Bize anlatılan değişim bu muydu?”
Şimdi işin daha da tartışmalı bir boyutu var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2024 yerel seçimleri öncesinde Cemil Tugay’ın aday gösterilmemesi yönünde Özgür Özel’i uyarmıştı. Ve o adayın seçim kazanmasının ardından bugün geldiği nokta: AKP rozeti.
İşte Türkiye siyasetinin bazen tek bir fotoğrafa sığan ironisi budur.
Asıl mesele şudur:
Bir siyasetçi dün kendi ağzıyla “bunu yapan belediye başkanı istifa etmeli” dedikten sonra bugün neden istifa etmeden aynı şeyi yapmıştır?İşte cevabı verilmesi gereken soru budur.
Çünkü seçmen unutmaz.
Google unutmaz.
Gazete arşivleri unutmaz.
Video kayıtları unutmaz.
Ve en önemlisi:
Siyasetçinin kendi sözleri unutmaz.
İzmir’in hafızası vardır.
İzmir, Cemil Tugay’ı 2024’te bağımsız bir aday olarak seçmedi.CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak seçti.Bu, siyasi hayatın tartışılabilir ama inkâr edilemez gerçeğidir.
Tugay da bunu biliyordu.Zaten kendisi de “Bu halk beni CHP’li belediye başkanı olarak seçti” demişti.Bugün ise aynı başkan AKP üyesi.
Fakat bütün bu gerekçelerin üzerinde tek bir soru duruyor: Madem mesele İzmir’e hizmet etmekti, neden daha önce “partimden ayrılırsam aynı gün belediye başkanlığından ayrılırım” dediniz?
Bu sorunun cevabı verilmeden yapılan her siyasi açıklama eksik kalacaktır.Ama dün söylenen söz, bugün söylenmemiş hale gelmez.Ve İzmir’in bugün baktığı yer tam da orasıdır:Dünün sözleriyle bugünün davranışı arasındaki o büyük mesafede.





