İZVERİ

Köşe yazısı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun sözleri gündeme damga vurdu: “Devlet gücünü vatandaşı kazıklamak için kullanamazsınız!”

Bülent Kuşoğlu’ndan ezber bozan çıkış: Vatandaşın hakkını kim koruyacak? 40,8 MİLYAR LİRALIK FON KRİZİ… VATANDAŞIN HESABINI KİM VERECEK?

Yayınlandı: 19 Ekim 2026 16:47

Paylaş

40,8 MİLYAR LİRALIK FON KRİZİ… VATANDAŞIN HESABINI KİM VERECEK?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun sözleri gündeme damga vurdu: “Devlet gücünü vatandaşı kazıklamak için kullanamazsınız!”

Bir ülkede vatandaşın birikimi tehlikeye giriyorsa yalnızca paranın nereye gittiği değil, denetimin nerede kaldığı da sorulmalıdır.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun TİVİ6 ekranlarında dile getirdiği sözler, tam da bu nedenle üzerinde durulması gereken bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

Kuşoğlu’nun şu sözleri son derece çarpıcı: “Devlet gücünü kullanmak kutsaldır; siz o gücü vatandaşı kazıklamak için kullanamazsınız.”

Bu sözün ağırlığını anlamak için Türkiye’nin gündemindeki fon krizine bakmak yeterli.Çünkü burada tartışılan yalnızca finansal işlemler, yatırım fonları veya milyarlarca liralık rakamlar değil. Burada vatandaşın alın teri, birikimi ve devlete duyduğu güven de söz konusu.Rakamlar büyük, sorular daha büyük! Fon krizine ilişkin açıklanan son resmî bilgilere göre, tasfiye sürecindeki 66 yatırım fonunda bulunan 45 bini aşkın yatırımcıya yaklaşık 40,8 milyar liralık ayni ve nakdi ödeme işlemi tamamlandı. Tasfiye sürecindeki fon sayısı 131’den 65’e geriledi.Bu rakamlar, meselenin ne kadar büyük bir ekonomik boyuta ulaştığını gösteriyor.Ancak kamuoyunun bilmesi gereken bir gerçek var: Ödemelerin yapılması önemli olsa da yaşananların bütün yönleriyle aydınlatılması ayrı bir zorunluluktur.

Vatandaşın parasının risk altına girmesine neden olan süreç nasıl gelişti?

Denetim mekanizmaları ne zaman harekete geçti?

Olası riskler önceden tespit edilebilir miydi?

Kurumların sorumlulukları nelerdi?

Ve en önemlisi: Benzer olayların bir daha yaşanmaması için hangi somut önlemler alınacak?

Bunlar muhalefetin soruları olduğu kadar, parasını güvence altına almak isteyen her vatandaşın da sorularıdır.Mesele yalnızca bir fon meselesi değil!Bir vatandaş düşünün…Yıllarca çalışmış, harcamalarından kısmış, geleceği için para biriktirmiş. Birikimini değerlendirmek, belki ev almak, belki çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak istemiş.

Şimdi böyle bir vatandaşın en doğal beklentisi nedir? Parasının akıbetini öğrenmek, hukuk önünde korunmak ve kendisini ilgilendiren kararların şeffaf biçimde açıklanmasını görmek. Vatandaşın devletten istediği ayrıcalık değil, adalettir. Kimsenin siyasi kimliğine, makamına, servetine veya çevresine bakılmaksızın aynı hukuk kurallarına tabi olmasıdır.

İşte Bülent Kuşoğlu’nun çıkışı bu noktada anlam kazanıyor. Kamu gücü, kişisel çıkarların veya ayrıcalıkların aracı değil; toplumun hakkını korumanın sorumluluğudur.

Peki, denetim görevini kim yerine getirecek?Büyük ekonomik olaylarda yalnızca sonuçlara bakmak yetmez. O sonuca götüren sürecin de incelenmesi gerekir.Bir kurum görevini yaptı mı? Uyarılar zamanında değerlendirildi mi? Kararlar hangi bilgiler ışığında alındı? Mevzuatın uygulanmasında eksiklik oldu mu? Bu soruların cevabı, ancak belgeler ve bağımsız incelemelerle ortaya konulabilir.

Hiç kimse hakkında kanıtlanmamış iddialardan hareketle hüküm verilemez. Fakat aynı şekilde, büyük ekonomik sonuçları olan bir olayın üzeri de yalnızca açıklamalarla örtülemez.Şeffaflık, hesap verebilirlik ve eşit hukuk ilkesi tam da böyle zamanlarda sınanır.Kamu gücünü kullanan herkes, o gücün hesabını vermeye hazır olmalıdır.Vatandaşın parasını ödemek yetmez; güvenini de geri kazanmak gerekir.Fon krizinde yürütülen tasfiye işlemleri ve yatırımcılara yapılan ödemeler önemlidir. Ancak vatandaşın güveninin yeniden tesis edilmesi için bundan daha fazlası gerekir.Sürecin nasıl geliştiği açıklanmalı, sorumluluk zinciri ortaya çıkarılmalı, varsa denetim eksiklikleri belirlenmeli ve benzer olayların önüne geçecek düzenlemeler hayata geçirilmelidir.Çünkü vatandaş yalnızca parasının iadesini değil, aynı endişeyi yarın yeniden yaşamamayı da ister.Ekonomide güven, bir açıklamayla kurulmaz. Güven; şeffaflıkla, tutarlılıkla ve hukukun herkes için eşit uygulanmasıyla kurulur. Kuşoğlu’nun sözleri bir siyasi çıkıştan ibaret kalmamalı. Bülent Kuşoğlu’nun sözleri sert. Fakat bu sözlerin gerçek karşılığı, siyasi tartışmaların ötesine geçip somut cevapların alınmasıyla ortaya çıkacak.

Kim sorumluysa ortaya çıkarılmalı. Kim görevini ihmal ettiyse hukuk çerçevesinde hesap vermeli. Suç isnatları kanıtlanmadan kimse mahkûm edilmemeli; hiçbir kişi de makamı nedeniyle soruşturulamaz kabul edilmemeli.Hukukun gereği budur.Çünkü mesele bir partinin diğer partiye üstünlük sağlaması değil, vatandaşın hakkının korunmasıdır.Ve bugün sorulması gereken asıl soru şudur: Devletin gücü vatandaşın hakkını korumak için mi kullanılacak, yoksa vatandaş yaşadığı mağduriyetin cevabını aramaya devam mı edecek?Bülent Kuşoğlu’nun çıkışı, işte bu sorunun etrafında büyüyen bir tartışmanın kapısını aralıyor.

Unutmayalım: Devletin itibarı, gücünün büyüklüğüyle değil; o gücü kullanırken adaletten ne kadar ayrılmadığıyla ölçülür. Vatandaşın alın teri söz konusuysa hiçbir soru gereksiz değildir. Hiçbir makam hesap verme sorumluluğunun üzerinde değildir. Ve hiçbir siyasi tartışma, vatandaşın gerçeği öğrenme hakkının önüne geçmemelidir.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk