İZVERİ

Köşe yazısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 29 Ekim videosu, geçmişten bugüne uzanan bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: Devletin hakkını koruyan dürüst insanlar bugün ne kadar güvende?

103 YIL SONRA VİCDANLARA SESLENEN MESAJ: CUMHURİYET, ONU KORUYANI DA SAHİPSİZ BIRAKMAZ!

Yayınlandı: 29 Ekim 2026 11:21

Güncellendi: 29 Ekim 2026 23:31

Paylaş

Cumhuriyet, Onu Koruyanı da Sahipsiz Bırakmaz!

Bazen bir video, uzun siyasi konuşmaların anlatamadığını birkaç dakikada anlatır. Çünkü mesele yalnızca geçmişi hatırlatmak değil, bugüne hangi değerlerle bakmamız gerektiğini yeniden düşünmektir. Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayımladığı 29 Ekim videosu, sıradan bir bayram kutlamasının ötesinde anlam taşıyor. Çünkü bu kez anlatılan, yalnızca Cumhuriyet’in kuruluş hikâyesi değil; Cumhuriyet’in hangi ahlaki temeller üzerinde yükselmesi gerektiğidir.Videonun merkezinde,1933 yılında İzmir Rıhtım Şirketi’nde yaşanan yolsuzlukları ortaya çıkaran çalışanların hikâyesi var.Anlatılanlara göre bu çalışanlar, karşılaşabilecekleri risklere rağmen usulsüzlükleri ihbar ediyor; olayın sonunda ise Atatürk döneminde,devletin malını koruyanların ödüllendirilmesini öngören bir kararname gündeme geliyor.

İşte asıl mesaj tam burada başlıyor. Devletin malını korumak suç değil, yurttaşlık sorumluluğudur. Yolsuzluğu ortaya çıkarmak ise kişisel bir cesaretin ötesinde, kamu vicdanına karşı yerine getirilen bir görevdir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçtiği tarihsel örnek, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi olmadığını; dürüstlüğü, hesap verebilirliği ve adalet duygusunu da temsil etmesi gerektiğini hatırlatıyor. Cumhuriyet, güçlüden yana değil, haklıdan yana olmalı. Cumhuriyet’i yalnızca seçimlerden, devlet kurumlarından ve resmî törenlerden ibaret görmek, onun taşıdığı anlamı eksik bırakır. Cumhuriyet’in gerçek değeri, vatandaşın hakkını arayabildiği; kamu kaynaklarının korunabildiği; makamı, mevkii veya siyasi bağlantısı ne olursa olsun herkesin hukuk karşısında sorumlu tutulabildiği bir düzen kurabilmesidir. Bir kamu çalışanı, gördüğü usulsüzlüğü dile getirdiğinde kendisini yalnız hissetmemelidir. Haksızlığa uğrayan bir vatandaş, karşısında yalnızca kapalı kapılar bulmamalıdır. Emeğiyle geçinen insan, hakkını ararken gücünün yetmediği bir düzenle mücadele etmek zorunda bırakılmamalıdır.CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun videosu, 1933’ten bugüne uzanan bu soruyu yeniden gündeme getiriyor: Devlet, kendisini koruyan dürüst insanları ne kadar koruyor? Bu soru yalnızca geçmişin yöneticilerine değil, bugünün bütün kamu kurumlarına, siyasetçilerine ve karar vericilerine de yöneltilmelidir.

Atatürk’ün mirası, yalnızca anmakla korunmaz…

29 Ekim’de Atatürk’ü anmak elbette önemlidir. Ancak onun kurduğu Cumhuriyet’in değerlerini yaşatmak, anma törenlerinin çok daha ötesinde bir sorumluluktur.Cumhuriyet’in kurucusunu anlamak; kamu malına sahip çıkmak, hukukun üstünlüğünü gözetmek, liyakati korumak ve hiçbir yurttaşın kendisini devlet karşısında değersiz hissetmemesini sağlamaktır.Bir ülkede dürüst davranan insan cezalandırılmaktan korkuyor, haksızlık karşısında susmanın daha güvenli olduğu düşünülüyorsa orada yalnızca bireylerin cesareti değil, kurumların güvenilirliği de sorgulanmalıdır.Bu nedenle videoda anlatılan tarihsel olayın bugüne bakan yönü önemlidir. Geçmişte yaşanmış bir örneği hatırlatmak, bugünün bütün sorunlarının çözüldüğünü göstermez. Tam tersine, geçmişte savunulan ilkelerin bugün ne ölçüde hayata geçirildiğini sorgulamamıza imkân verir.

“Kimsesizlerin kimsesi” olmak ne demektir?

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun mesajındaki en çarpıcı ifade, kuşkusuz Cumhuriyet’in kimsesizlerin kimsesi olduğuna ilişkin sözüdür.Bu ifade, toplumun en kırılgan kesimlerine uzanan bir devlet anlayışını anlatır. Yoksulun, işsizin, hakkı yenilenin, sesini duyuramayanın ve adalet arayanın kendisini yalnız hissetmediği bir ülke idealini…Ancak bu ideal, yalnızca güzel sözlerle gerçekleşmez. Adil işleyen kurumlarla, şeffaf yönetimle, etkili denetimle ve herkese eşit uygulanan hukukla anlam kazanır. Bir yurttaşın hakkını arayabilmesi için nüfuzlu birini tanıması gerekmiyorsa, bir kamu görevlisi doğru olanı yaptığı için yalnız bırakılmıyorsa, kamu kaynaklarının hesabı sorulabiliyorsa Cumhuriyet’in sosyal ve hukuki sorumluluğu gerçek anlamda yerine getiriliyor demektir. Dolayısıyla videonun mesajını yalnızca bir siyasi açıklama olarak değil, devlet ile yurttaş arasındaki güven ilişkisine yönelik bir hatırlatma olarak da okumak mümkün. Geçmişten bugüne uzanan bir vicdan çağrısı sayın Kılıçdaroğlu’nun 29 Ekim videosu, siyasi tartışmaların ötesinde, herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir ilkeyi gündeme taşıyor: Kamu yararını kişisel çıkarlardan üstün tutmak. Bu ilke, herhangi bir partinin tekeline sığmayacak kadar büyük; herhangi bir siyasi döneme indirgenemeyecek kadar köklüdür. Çünkü yolsuzluğa karşı durmak, kamu malını korumak ve adaleti savunmak, demokratik bir toplumun ortak sorumluluğudur. Bu değerlerin uygulanıp uygulanmadığı da sözlerden çok somut uygulamalarla ölçülmelidir. 29 Ekim’in anlamı, yalnızca bir devletin kuruluşunu kutlamak değil, nasıl bir devlet ve nasıl bir toplum olmak istediğimizi yeniden düşünmektir. Belki de bu nedenle videonun sonundaki söz, bütün anlatının özeti niteliğindedir:

“Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. Onu koruyanı da sahipsiz bırakmaz.”

Bu cümle, geçmişe duyulan saygının yanında bugüne yöneltilmiş bir soruyu da içinde taşıyor: Cumhuriyet, hakkını arayanı, dürüst davrananı ve adalet isteyen insanı gerçekten koruyabiliyor mu? Bu sorunun cevabı, yalnızca siyasetçilerin konuşmalarında değil; adaletin işleyişinde, kamu yönetiminin şeffaflığında ve vatandaşın günlük hayatında aranmalıdır.Çünkü Cumhuriyet, yalnızca ilan edildiği günün hatırası değildir. Her gün yeniden savunulması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir sorumluluktur. 29 Ekim’de asıl mesele, Cumhuriyet’i ne kadar coşkuyla kutladığımız kadar, onun vaat ettiği adaleti ve eşitliği hayatın içinde ne kadar yaşatabildiğimizdir.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk