İZVERİ

Köşe yazısı

SİYASETİN İNSAN YÜZÜ; CHP KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANI AYTEN GÜLSEVER…

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever’in kadın mücadelesine yaklaşımını anlamak için tam da buraya bakmak gerekiyor.

Yayınlandı: 27 Ekim 2026 22:32

Güncellendi: 28 Ekim 2026 03:54

Paylaş

Bir annenin boşalan mutfağında, bir çocuğun beslenme çantasında, emeğinin karşılığını arayan bir kadının mücadelesinde siyaset var. Mesele, bu hayatları kaç kişinin konuştuğu değil; kaç kişinin gerçekten duyduğu… CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever’in kadın mücadelesine yaklaşımını anlamak için tam da buraya bakmak gerekiyor.Siyasette herkes konuşuyor. Mikrofonlar açılıyor, açıklamalar yapılıyor, kürsülerden vaatler sıralanıyor. Fakat bütün bu sözlerin arasında bazen en önemli ses duyulmuyor: Hayatını geçindirmeye çalışan kadının sesi! Akşam evine ne götüreceğini hesaplayan annenin, tarlada emeğini tüketen üreticinin, çocuğunun geleceği için kaygılanan kadının, mahallesindeki sorunları çözmeye çalışan kadın muhtarın sesi…

İşte siyaset, bu sesleri duyabildiği ölçüde anlam kazanıyor. CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever’in son dönemdeki açıklamalarında dikkat çeken nokta, kadınların yaşadığı sorunları yalnızca bir kadın hakları başlığı altında değerlendirmemesi. Gıda hakkından çocuk yoksulluğuna, ekonomik güçlüklerden kadınların karar mekanizmalarındaki temsiline uzanan bir çerçeve çizmesi, kadın mücadelesinin hayatın her alanıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bence asıl üzerinde durulması gereken de bu. Çünkü kadınların yaşadığı sorunlar, çoğu zaman istatistiklerde birkaç satırdan ibaret görünür. Oysa o rakamların arkasında ay sonunu getiremeyen aileler, kendi ihtiyaçlarını erteleyen anneler ve emeği görünmesine rağmen değeri teslim edilmeyen kadınlar vardır. Bir siyasetçinin bu gerçekleri gündeme taşıması önemlidir. Ancak bunların unutulmamasını sağlamak, çözüm arayışını sürdürmek ve söylenenleri somut sonuçlara dönüştürmek daha da önemlidir.Bir çocuğun beslenme çantası da kadın siyasetinin konusudur. Gülsever’in 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla üreticinin emeği, sağlıklı gıdaya erişim ve çocukların yoksulluk nedeniyle yaşadığı sorunlar üzerinde durması, kadın siyasetinin kapsamını anlatan örneklerden biri. Şimdi bir an durup düşünelim.Bir anne, çocuğunun beslenme çantasını hazırlarken evdeki imkânlarını hesaplamak zorunda kalıyorsa bu yalnızca o ailenin meselesi midir? Üretici, yetiştirdiği ürünün karşılığını alamazken tüketici pazarda temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa burada yalnızca ekonomi mi konuşulmalıdır?

Hayır!

Burada sosyal adalet, fırsat eşitliği, üretim ve insan onuru birlikte konuşulmalıdır. Üstelik bu tablonun yükünü çoğu zaman evin bütçesini ayakta tutmaya çalışan kadınlar taşır.Çocuklarının ihtiyacını karşılamak için kendi ihtiyacından vazgeçen, evin giderlerini denkleştirmek için kendisini en sona koyan kadınların yaşadığı güçlükler, ekonomik tartışmaların insani yüzüdür.Gülseler’in bu meseleleri gündeme taşımasını değerli buluyorum. Çünkü kadınların hayatını savunmak, yalnızca kadınların siyasette daha fazla yer almasını istemek değildir. Kadınların yaşam koşullarını, çocuklarının geleceğini ve emeklerinin karşılığını da savunmaktır. Kadın siyasetinin gerçek sınavı, kadınların hayatını anlatmak kadar, o hayatı zorlaştıran sorunların çözümü için de ısrarcı olabilmektir.

Bir kahvaltı masasından daha fazlası; 21 Ekim’de Muhtarlar Haftası kapsamında CHP Genel Merkezi’nde 30 kadın muhtarla gerçekleştirilen buluşma da bu açıdan dikkat çekiyor.İlk bakışta bir toplantı, bir ziyaret ya da bir kahvaltı programı gibi görülebilir. Oysa böyle buluşmaların gerçek değeri, orada kimin dinlendiğinde ve dile getirilen sorunların daha sonra nasıl ele alındığında ortaya çıkar.Bir mahallede kimin yardıma ihtiyacı olduğunu, hangi ailenin geçim sıkıntısı yaşadığını, hangi çocuğun desteğe gereksinim duyduğunu en yakından bilen insanlar vardır. Kadın muhtarlar, mahallelerdeki sorunları ve insanların gündelik hayatını yakından gözlemleyen isimler arasında yer alır.Bu nedenle onların deneyimlerini dinlemek, yalnızca kadınların temsilini güçlendirmek değil, kararların gerçek ihtiyaçlara dayanmasına da katkı sağlamaktır.Ayten Gülsever’in kadın muhtarların görüşlerine önem vermesi ve yerel kararlarda söz sahibi olmalarını vurgulaması, kadınların yalnızca kendileri hakkında alınan kararları izleyen kişiler olmaması gerektiğini hatırlatıyor.Elbette asıl başarı, toplantıların sayısıyla değil, o toplantılarda dile getirilen sorunların ne kadarının takip edildiğiyle ölçülecektir.Ancak bir gerçeği de teslim edelim: Sorunları yaşayan insanları dinlemeden çözüm üretilemez. Mahallenin sesini duymadan mahallenin ihtiyacı anlaşılamaz.Siyaset bazen büyük projelerle, bazen de doğru insanı dinlemekle başlar.

Başarı tek kişinin değil, birlikte çalışan kadınların eseridir.Ayten Gülsever’i ve çalışmalarını değerlendirirken kadın kollarında görev yapan, sahada emek veren, kadınlarla temas kuran ve örgütlü mücadeleyi sürdüren insanları da unutmamak gerekir.Çünkü hiçbir toplumsal mücadele tek bir kişinin omuzlarında büyümez.Genel Başkanın ortaya koyduğu yaklaşım kadar, il ve ilçe örgütlerinin çalışması, mahallelerdeki kadınların katılımı ve bu emeğin sürekliliği de önemlidir.Bazen bir kadının sorununu dinlemek, bazen onu hakkını arayabileceği doğru yere yönlendirmek, bazen de kendisini ifade edebilmesi için alan açmak gerekir.Bunlar her zaman manşetlere taşınmayabilir. Fakat kadınların hayatında gerçek bir karşılık bulduklarında son derece değerlidir.Gülsever’in liderliğindeki kadın örgütlerinin önünde önemli bir imkân bulunuyor: Kadın dayanışmasını daha güçlü bir örgütlenmeye, örgütlenmeyi de somut kazanımlara dönüştürmek.Kadınların ekonomik bağımsızlığını destekleyen çalışmalar, mesleki eğitim olanakları, üretici kadınların güçlendirilmesi, haklara erişimin kolaylaştırılması ve şiddet karşısında destek mekanizmalarının geliştirilmesi bu mücadelenin etkisini artırabilir.Bir kadın kendi emeğiyle geçimini sağlayabiliyorsa, bir genç kadın karar mekanizmalarında yer alabileceğine inanıyorsa, bir kadın sorun yaşadığında başvurabileceği bir dayanışma ağı bulabiliyorsa örgütlü mücadelenin anlamı somutlaşır.İşte bir kadın örgütünün gerçek gücü, kaç kişinin etrafında toplandığından çok, kaç kadının hayatında yeni bir kapı açabildiğinde saklıdır.Övgü, gerçeğe dayanırsa değerlidir.Bir siyasetçiyi takdir etmek için onu hatasız ilan etmeye, her çalışmasını kusursuz göstermeye ya da gerçekleşmemiş başarıları olmuş gibi anlatmaya gerek yok. Tam tersine, inandırıcı övgü yapılan işin hakkını teslim ederken önündeki sorumluluğu da açıkça ortaya koyar. Ayten Gülsever’in kadınların ekonomik sorunlarını, gıda hakkını, çocuk yoksulluğunu ve kadınların yerel karar süreçlerindeki yerini gündeme taşımasını önemli buluyorum. Çünkü bu konular, milyonlarca insanın günlük hayatına dokunan meselelerdir.Şimdi önemli olan, bu başlıkların gündemde kalması ve kadınların hayatında hissedilen sonuçlara dönüşmesidir.Kadın muhtarlarla yapılan buluşmalardan çıkan talepler takip edilmeli, kadınların yaşadığı ekonomik güçlükler için somut çözüm önerileri geliştirilmeli, yerel örgütlerin çalışmaları görünür kılınmalı ve elde edilen sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.Böylece hem Ayten Gülsever’in ortaya koyduğu yaklaşım güçlenir hem de bu mücadelede emek veren kadınların katkısı daha görünür hâle gelir.Çünkü gerçek başarı, alkışın büyüklüğüyle değil, değişimin kalıcılığıyla ölçülür.Kadınların sesi yükseldiğinde toplum değişirBugün Türkiye’nin ihtiyacı, kadınların sorunlarını yalnızca belirli günlerde hatırlayan bir siyaset anlayışından daha fazlasıdır.Kadınların yaşam hakkını, ekonomik özgürlüğünü, emeğini, temsilini ve geleceğini aynı kararlılıkla savunan; sorunları dinleyen, çözüm üreten ve sonuçları takip eden bir anlayışa ihtiyaç vardır.Ayten Gülsever’in bu alanlarda ortaya koyduğu çabanın değeri, işte bu büyük ihtiyacın içinde anlam kazanıyor.Kendisine ve ekibine düşen görev, kadınların sesini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve bu sesi karar süreçlerinde daha etkili hâle getirmek. Kadınların sorunlarını yalnızca gündeme taşımakla yetinmeyip çözüm için mücadeleyi sürdürmek.Bu çaba büyüdükçe kadınların siyasetteki varlığı da daha anlamlı bir karşılık bulacaktır.Çünkü bir kadının güçlenmesi yalnızca kendisini değiştirmez. Ailesine, çevresine, çalışma hayatına ve geleceğe bakışına da etki eder. Kadınların birbirine omuz verdiği yerde yalnızlık azalır, cesaret büyür, dayanışma güçlenir.Ve bazen bir toplumun değişimi, kimsenin duymadığını sandığı bir sesin duyulmasıyla başlar.Ayten Gülsever’in kadın mücadelesinde geliştirmesi gereken en değerli miras da budur: Kadınların yalnızca konuşulduğu değil, dinlendiği; yalnızca temsil edildiği değil, karar verdiği; yalnızca destek sözü duyduğu değil, desteği hayatında hissettiği bir siyaset anlayışı. Çünkü kadınların yanında durmak, bir siyasi görevin gereğini yerine getirmekten ibaret değildir. Kadınların daha özgür, daha eşit ve daha güçlü yaşayabileceği bir geleceğe katkı sunmaktır.Ayten Gülsever’e ve bu mücadelede emek veren bütün kadınlara düşen sorumluluk büyük. Fakat o sorumluluğun içinde önemli bir fırsat da var: Sözleri kalıcı çalışmalara, dayanışmayı somut kazanımlara, umudu gerçek değişime dönüştürmek.

Ve unutmayalım: Bir kadının sesi gerçekten duyulduğunda, yalnızca bir insanın değil, bir toplumun geleceği de değişmeye başlar.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

6 dk