Özgür Özel, Kocaeli’de bir yurttaşın “Kılıçdaroğlu Baba nerede?” sorusuna:
“Ankara’da… Bizim binada kafasına göre oturuyor.”
diye cevap vermiş. Hayır Özgür Özel!
Kılıçdaroğlu orada senin söylediğin gibi “kafasına göre” oturmuyor.
Oradaki hukuki ve siyasi tablo, senin küçümseyici bir cümleyle geçiştirebileceğin kadar basit değil. Kılıçdaroğlu orada oturuyorsa kafasına göre değil sizin sadece para değil delegenin iradesini çaldığınızı onaylayan bir mahkeme kararı sonucu oturuyor.
Üstelik bununla da yetinmemiş, Kemal Kılıçdaroğlu için “sayılı günleri kaldı, sayılı günlerini dolduruyor” diyerek eski CHP Genel Başkanı’na adeta siyasi ömür biçmiş.
Şimdi sormak gerekiyor:
Sen CHP Genel Başkanı mısın Özgür Özel?
Değilsin.
Sen artık YENİ Parti Genel Başkanı’sın.
O halde CHP Genel Merkezi neden hâlâ “bizim bina” oluyor?
CHP Genel Merkezi babanın malı mı?
Tapusu sende mi?
Anahtarı sana mı bırakıldı?
Yoksa CHP Genel Başkanlığı’ndan ayrılırken binanın tapusunu da yanında mı götürdün?
Bir partiden ayrılıp başka bir partinin genel başkanı olduğunda, eski partinin binası “bizim bina” olmaktan çıkar.
Bu kadar basit.
CHP Genel Merkezi kimsenin şahsi mülkü değildir.
Hele hele başka bir partinin genel başkanı tarafından sahiplenilecek bir siyasi mülk hiç değildir.
KILIÇDAROĞLU’NA “SAYILI GÜNLERİ KALDI” DEMEK DE NEYİN NESİ?
Bir yurttaş sana “Kılıçdaroğlu nerede?” diye soruyor.
Sen ne yapıyorsun?
Eski genel başkanına “sayılı günleri kaldı” diyorsun.
Kılıçdaroğlu'nun siyasi görüşlerini eleştirirsin.
Kararlarını eleştirirsin.
Dönemini eleştirirsin.
Siyasi mirasını tartışırsın.
Bunların hepsi siyasetin doğasında vardır.
Ama “sayılı günleri kaldı” diyerek bir insana siyasi ömür biçmek, hele bunu eski genel başkanın için söylemek, eleştiri değil; kibirli ve küçümseyici bir üsluptur.
Kılıçdaroğlu'nun siyasi geleceğine Özgür Özel karar vermez.
Onun siyasi geleceğini tarih değerlendirir.
Millet değerlendirir.
Siyaset değerlendirir.
Ama sen kalkıp “sayılı günlerini dolduruyor” diyerek kendini siyasi takvim memuru yerine koyamazsın.
BİR DE “BİZİM BİNA” MESELESİ VAR!
Asıl komik olan ise şu:
CHP'den ayrılmışsın, YENİ Parti'nin başına geçmişsin ama CHP Genel Merkezi hâlâ “bizim bina”!
Öyle mi?
O zaman insanın aklına başka sorular geliyor:
CHP Genel Merkezi’ni, havlucu belediye başkanına Uşak’lı çocukların hakkını çalarak aldırıp bindiğin VIP araç mı sandın?
Kameralarını bantlattığınız lüks oteller mi sandın?
Alem yaptığınız yat mı sandın?
Kızına aldığın ‘’öğrenci evimi ‘’ sandın…?
Siyasette kullandığın her mekânı, her makamı, her imkânı kişisel mülkün mü zannediyorsun?
Hayır Özgür Özel!
CHP Genel Merkezi senin babanın malı değil.
CHP Genel Merkezi'nin duvarlarında senin kişisel mülkiyet hakkın yok.
Orası CHP'nin siyasi merkezidir.
Sen ise artık başka bir siyasi partinin genel başkanısın.
ESKİ EVİN ANAHTARINI CEBİNDE TAŞIYARAK YENİ PARTİ KURULMAZ
Siyasette makamlar geçicidir.
Genel başkanlıklar geçicidir.
Koltuklar geçicidir.
Ama insanın siyasi hafızası kalır.
Sen bugün başka bir partinin genel başkanıysan, artık kendi partinin geleceğini anlat.
Kendi partinin programını anlat.
Kendi kadrolarını anlat.
Kendi projelerini anlat.
CHP'nin binasına sahip çıkmaya, CHP'nin eski genel başkanına gün biçmeye çalışma.
Çünkü ortaya çok tuhaf bir görüntü çıkıyor:
Eski evden taşınmışsın ama hâlâ “bizim ev” diyorsun.
Eski evin sahibine de:
“Sayılı günlerin kaldı.”
diyorsun.
İşte siyaset tam da burada ciddiyetini kaybediyor.
Kılıçdaroğlu'nun siyasi geleceğini Özgür Özel belirlemez.
CHP Genel Merkezi de Özgür Özel'in şahsi mülkü değildir.
Sen YENİ Parti'nin Genel Başkanıysan, YENİ Parti'yi yönet.
CHP'nin kapısında hâlâ kendine mülk arama.
Kılıçdaroğlu'na da siyasi ömür biçme.
Çünkü siyasette en kötü görüntü şudur:
ESKİ EVİ TERK EDİP YENİ EVE TAŞINMAK AMA ESKİ EVİN ANAHTARINI HÂLÂ CEBİNDE TAŞIDIĞINI SANMAK!



