İZVERİ

Köşe yazısı

CHP'DE YENİLENME: Yazı Dizisi 1/5

KURULUŞ DEĞERLERİ, TOPLUMSAL TEMSİL VE TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR YÖNETİM MODELİ

Yayınlandı: 3 Kasım 2026 20:14

Paylaş

CHP'DE YENİLENME: Yazı Dizisi 1/5

KURULUŞ DEĞERLERİ, TOPLUMSAL TEMSİL VE TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR YÖNETİM MODELİ

Bir siyasi partinin yenilenmesi ne anlama gelir?

Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik koşullar, ana muhalefet partisinin sorumluluğunu daha önemli hâle getirmektedir. Ancak bu sorumluluk yalnızca iktidarın politikalarını eleştirmek, erken seçim talep etmek veya seçimlere hazırlanmakla yerine getirilemez.

Bir siyasi partinin ülkeyi yönetmeye talip olması, öncelikle nasıl bir Türkiye istediğini, bu Türkiye'yi hangi ekonomik ve toplumsal politikalarla kuracağını, hangi kadrolarla yöneteceğini ve iktidara geldiğinde nasıl bir devlet yönetimi uygulayacağını açıklamasını gerektirir.

Bu açıdan CHP'nin durumunu değerlendirirken yalnızca güncel siyasi tartışmalara bakmak yeterli değildir. Partinin tarihsel kimliği, örgütsel yapısı, toplumsal tabanı, ekonomik yaklaşımı ve yönetim anlayışı birlikte incelenmelidir.

Bugün tartışılması gereken konu, CHP'nin programının olup olmadığı değil; mevcut programın ne ölçüde uygulanabilir, toplumsal karşılığı olan ve kendi örgütünde hayata geçirilen bir yönetim modeline dönüştürülebildiğidir.

Bu değerlendirme aşağıda belirtilen temel sorulara dayandırılmalıdır:

- CHP, kuruluş değerleriyle çağdaş sosyal demokrasi arasında nasıl bir düşünsel bütünlük kurmalıdır?


- CHP, Türkiye'nin hangi toplumsal kesimlerini temsil etmektedir ve temsil kapasitesini nasıl geliştirmelidir?


- CHP, kendi içindeki siyasi ve kurumsal sorunları hangi reformlarla çözerek ülke yönetimine ilişkin güven oluşturabilir?

BİRİNCİ BÖLÜM - CHP'NİN İDEOLOJİK KİMLİĞİ: KURULUŞ DEĞERLERİ VE ÇAĞDAŞ SOSYAL DEMOKRASİ

1. CHP'nin tarihsel kimliği yeniden yorumlanmalı, ancak kuruluş değerleri korunmalıdır

CHP'nin siyasi kimliği, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinden bağımsız değerlendirilemez.

Cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, devletçilik, milliyetçilik ve devrimcilik ilkeleri yalnızca tarihsel bir dönemin siyasi tercihleri değildir. Bunlar, Cumhuriyetin kuruluşunda ortaya konulan devlet ve toplum anlayışının temel unsurlarıdır.

Ancak yüz yıl önceki toplumsal, ekonomik ve uluslararası koşullarla bugünün koşulları aynı değildir.

Bu nedenle CHP'nin önündeki düşünsel mesele, kuruluş ilkelerini olduğu gibi tekrar etmek değil, onların temel anlamını koruyarak çağdaş koşullarda nasıl uygulanacağını açıklamaktır.

Burada özellikle üç ilkenin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Halkçılık: Halkçılık, toplumun geniş kesimlerine hitap eden bir siyasi söylemden ibaret olmamalıdır. Gelir dağılımında adalet, eğitim ve sağlık hizmetlerine eşit erişim, emek hakları ve fırsat eşitliğiyle somutlaşmalıdır.

Devletçilik: Devletçilik, bütün ekonomik faaliyetlerin kamu eliyle yürütülmesi anlamına gelmemelidir. Stratejik sektörlerde kamu sorumluluğunu, uzun vadeli planlamayı, özel sektörün üretim kapasitesini ve kooperatifçiliği birlikte değerlendiren karma bir ekonomik model oluşturulmalıdır.

Laiklik: Laiklik, yalnızca devletin din karşısındaki tarafsızlığı olarak değil, bütün yurttaşların inanç ve inançsızlık özgürlüğünün güvencesi olarak ele alınmalıdır. Bunun ayrılmaz unsuru bilimsel ve özgür eğitimdir.

Bu üç ilkenin çağdaş karşılığı, sosyal demokrasiyle önemli ölçüde kesişmektedir.

Ancak CHP'nin sosyal demokrasi anlayışı, tarihsel kimliğini ortadan kaldıran yeni bir kimlik arayışına dönüşmemelidir.

2. Atatürkçülük ve sosyal demokrasi birbirinin alternatifi değildir.

Türkiye'de zaman zaman Atatürkçülük ile sosyal demokrasi birbirinden farklı, hatta karşıt siyasi anlayışlarmış gibi tartışılmaktadır.

Oysa bunlar farklı tarihsel koşullarda ortaya çıkmış düşünce sistemleri olmakla birlikte, Cumhuriyetin temel değerleriyle çağdaş sosyal demokrasinin birçok ortak hedefi bulunmaktadır. Bu ilişkiyi şöyle açıklayabiliriz:

Cumhuriyetin kuruluş değerleri| Çağdaş siyasi ve toplumsal karşılığı
Cumhuriyetçilik| Demokratik egemenlik ve katılımcı yönetim
Halkçılık| Sosyal adalet ve eşit fırsatlar
Laiklik| İnanç özgürlüğü ve bilimsel eğitim
Devletçilik| Stratejik kamu sorumluluğu ve planlı kalkınma
Milliyetçilik| Ulusal bağımsızlık ve eşit yurttaşlık
Devrimcilik| Bilimsel, teknolojik ve toplumsal ilerleme

Burada milliyetçilik anlayışının etnik üstünlük veya dışlayıcılık üzerinden değil, ortak vatandaşlık ve ulusal bağımsızlık üzerinden tanımlanması önemlidir.

CHP'nin siyasi kimliği, bir yandan Cumhuriyetin kuruluş felsefesini korurken diğer yandan demokrasi, özgürlük, sosyal adalet ve ekonomik kalkınma hedeflerini bütünleştirmelidir.

3. CHP'nin ideolojik belirsizlik yaşadığı alanlar açıklığa kavuşturulmalıdır

Partinin farklı siyasi eğilimleri bünyesinde barındırması doğal bir durumdur. Ancak bu çeşitlilik, temel konularda ortak bir siyasi yaklaşımın oluşmasını engellememelidir.

Özellikle şu konularda açık ve tutarlı politikalar geliştirilmelidir:

- Laiklik ve zorunlu din eğitiminin sınırları.


- Eşit yurttaşlık ve kültürel haklar.


- Ulusal egemenlik ve uluslararası ilişkiler.


- Kamu mülkiyeti ve özel sektörün ekonomik rolü.


- Emek-sermaye ilişkileri.


- Sosyal devlet ve bütçe sorumluluğu.


- Eğitimde bilimsel yaklaşım.


- Cumhuriyetin üniter yapısı ve yerel yönetimlerin yetkileri.

Bu konularda farklı görüşler bulunabilir. Ancak parti, hangi temel ilkelerden hareket ettiğini ve bunları hangi hukuki ve siyasi çerçevede uygulayacağını açıklamalıdır.

CHP, kuruluş değerleri ve çağdaş sosyal demokrasi ilişkisini açıklayan, parti içi tartışmalara ve kamuoyuna açık bir ideolojik çerçeve belgesi hazırlamalıdır.

Bu belge, yeni bir slogan üretmek için değil, partinin siyasi kararlarında tutarlılık sağlamak için kullanılmalıdır.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

4 dk