İZVERİ

Köşe yazısı

HALKIN DERDİ ORTADA, SİYASET KENDİ DERDİNDE!

Siyasi çekişmelerin gölgesinde kalan yoksulluk, adalet ve hesap verebilirlik sorunu…

Yayınlandı: 21 Ekim 2026 11:43

Güncellendi: 21 Ekim 2026 13:47

Paylaş

HALKIN DERDİ ORTADA, SİYASET KENDİ DERDİNDE!

Siyasi çekişmelerin gölgesinde kalan yoksulluk, adalet ve hesap verebilirlik sorunu…

Türkiye'de siyasetin gündemiyle vatandaşın gündemi arasındaki mesafe giderek açılıyor.

Bir tarafta geçim sıkıntısıyla mücadele eden milyonlarca insan, diğer tarafta bitmek bilmeyen siyasi tartışmalar, parti içi çekişmeler, makam mücadeleleri ve karşılıklı suçlamalar…

Emekli aldığı maaşla ay sonunu getirmeye, çalışan ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya, gençler ise geleceklerine ilişkin umutlarını korumaya çalışıyor. Hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve adalete duyulan güven konusundaki kaygılar toplumun gündeminde ağırlığını koruyor.

Oysa siyasetin asli görevi, kendi içindeki güç dengelerini korumak değil, toplumun sorunlarına çözüm üretmektir.

Son dönemde CHP'den seçildikleri hâlde AK Parti'ye geçen belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri kamuoyunda haklı olarak tartışılıyor.

Seçmen oyunu yalnızca bir kişiye değil, onun temsil ettiğini söylediği siyasi ilkelere ve vaatlere de veriyor. Bu nedenle seçildikten sonra başka bir partiye geçen siyasetçinin, kararını seçmene açıklaması demokratik sorumluluğun gereğidir.

Ancak sorumluluk yalnızca parti değiştirenlere ait değildir. Bu kişileri aday gösteren, siyasi geçmişlerini ve ilkelere bağlılıklarını değerlendiren, onları seçmene güvenilir adaylar olarak sunan yöneticilerin de kendi kararlarını sorgulaması gerekir.

Çünkü siyasette hesap verebilirlik, yalnızca yanlış yapanları değil, o yanlışların ortaya çıkmasını kolaylaştıran karar mekanizmalarını da kapsamalıdır.

Bütün bu tartışmalar sürerken ülkenin ağırlaşan ekonomik ve toplumsal sorunlarının yeterince güçlü biçimde gündeme taşınamaması ise ayrı bir sorumluluk meselesidir.

Vatandaşın önceliği hangi siyasetçinin hangi grupta yer aldığı değil; mutfağındaki yangının söndürülmesi, emeğinin karşılığını alabilmesi, çocuklarına güvenli bir gelecek sunabilmesi ve adaletin herkes için eşit işlemesidir.

Yoksulluk yalnızca ekonomik bir sorun değil; sosyal adaletin, fırsat eşitliğinin ve insan onurunun korunması meselesidir.

Gelir dağılımındaki uçurum derinleşirken, çalışanlar ürettikleri değerden yeterince pay alamazken ve hukuka ilişkin kaygılar sürerken siyasetin önceliği bu sorunlara kalıcı çözümler geliştirmek olmalıdır.

Ülkenin yönetiminden ve uygulanan politikaların sonuçlarından birinci derecede iktidar sorumludur. Ancak muhalefetin de ekonomik politikaları sorgulamak, kamu kaynaklarının kullanımını denetlemek, adaletsizlikleri gündemde tutmak ve uygulanabilir çözüm önerileri sunmak gibi önemli görevleri vardır.

Özellikle muhalefet partilerinin kendi içindeki görüş ayrılıklarını ve liderlik tartışmalarını, ülkenin temel sorunlarında ortak hareket etmenin önüne geçirmemesi gerekir.

Türkiye'nin ihtiyacı, her yanlışın ardından karşılıklı suçlamaların yapıldığı bir siyaset değil; karar verenlerin sonuçlarını üstlendiği, özeleştiri yapabildiği ve yanlışlardan ders çıkardığı bir siyasi kültürdür.

Demokrasi yalnızca seçim kazanma yarışı değil ki! Halkın sorunlarına çözüm üretme ve verilen yetkinin hesabını verme sorumluluğudur. Partiler kendi iç dengelerini tartışırken aileler ay sonunu nasıl getireceklerini hesaplıyor, çocuklarının geleceklerinden endişe ediyor.

Siyasi makamlar da parti içi güç mücadeleleri de geçicidir. Kalıcı olan, toplumun adalet, güven ve insanca yaşam beklentisidir.

Halkın derdini kendi derdinden önde tutamayan bir siyaset anlayışının, topluma güven ve umut vermesi mümkün değildir.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk