Birçok askeri birliklerde bu fotoğrafı ve "Polatlı 1929" yazısını gören Tuğgeneral Zeki Güngör, bu fotoğrafın Uşak’ta çekildiğini tescillemek için açtığı sonucunda, fotoğrafın Cumhuriyet’in onuncu yılı etkinliklerinde, Uşak’ta Hamza Kazım Özer tarafından çekildiği ispat edilir.
Edilir edilmesinede yıllarca medyada kullanılan bu fotoğrafta önemli bir ayrıntı hiç bahis edilmez. İktidar ve muhalefet içindeki bazı kanatlar Gazi Mustafa Kemal'i etkisiz kılmak için ellerinden geleni bilerek veya bilmeyerek siyasi menfaat uğruna kullanmaktadırlar!
Kurtuluş savaşımızın sembollerinden olan bu fotoğraf, her 29 Ekim kutlamasında; basında, sosyal medyada, bilimsel etkinlik ve afişlerde gördüğümüz, hepimize tanıdık gelen göbeğini kaşıyan adamda var, başörtülü kadınlarımızda var, frank giymiş bürokratta var, memurda var, belediye başkanıda var, çiftçi ve köylüde var!
Ve en önemliside bunların taşıdığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün resminin olması liderlerine duydukları önemi göstermektedir. Yani Cumhur ile başkanları iç içe olan bir fotoğrafta "Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık" pankartı, milleti ayrıştırmayan, maddi gerçeği anlatan fotoğrafın orijinal halinin Uşak Kent Tarihi Müzesi'nde olması, Türk Milleti adına önemli bir siyasi belgedir.
Çünkü; Kurtuluş Savaşı'nı anlatırken bir kesimin öne çıkması olaya sahiplenmesinin önünü kesen ve gerçeği anlatan tarihi bir fotoğraftır.
29 Ekim 1923 sabahı toplanan meclis görüşmelere başlar ve görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine kürsüye çıkan Gazi Mustafa Kemal Paşa, meselenin halli için yönetim biçiminin Cumhuriyet olması halinde hükûmet bunalımlarının yaşanmayacağı ve bunun için rejimin Cumhuriyet olarak tescil edilmesi ve yönetim biçiminin buna göre düzenlenmesi gerektiğini ifade ederek, anayasa değişikliği teklifini sunar. Kanun teklifi kürsüye çıkan bir çok konuşmacının "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle alkışlanarak kabul edilir. Ardından cumhurbaşkanlığı seçimi yapılır ve 158 üyenin oybirliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal cumhurbaşkanı seçilir.
Böylece Cumhur ile başkanını bir araya getiren anayasa değişikliğini sindiremeyen siyonizm ve hizmetkarları suikast planlarını devreye sokarlar. Birçok suikasti atlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk yakın arkadaşları ile düştüğü siyasi polemiklere etrafı tamamen sarılmış, hizmetkar ve işbirlikçilere yenik düşmüştü!..
Bu konuda ilgililerinin yararlanacağı kaynaklardan biri: Prof. Dr. Ali Satan’ın "Atatürk'e Suikast ve Sadakat, Meçhul Bir Suikastin Kronolojisi" adlı kitabında özellikle 14 Ağustos 1935 günü İngiltere Dışişleri Bakanı Sir Samuel Hoare’den Türkiye Büyükelçisi Sir Percy Loraine’e acil bir telgraf gönderiyor ve suikast girişimini vermiş olmasının ayrıntılarıyla anlatılması ve diğer suikastlerin kronolojik olarak verilmesi çok şeyi anlatır.
Bu bağlamda; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Cumhuriyeti kuranlar onu korumaya da muktedir olmalıdır" sözünü anlamadan hâlâ bir kesim "Biz asılız, dolayısıyla bizim istemediğimiz bir şeyin bu ülkede olması mümkün değil" şeklinde biz kurduk biz yöneteceğiz demesini artık bu millet yemiyor.
"Biz" derken muhalefetin hırsız, arsız ve dışarıyla işbirlikçi kanadı olduğunu "Köşeler bizde olduğu müddetçe iktidarda kim olursa olsun farketmez" şeklinde beyan eden Prof. Dr. Türkan Saylan'ın "Biz" olarak belirttiği lakin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün belirttiği "cumhuriyeti kuranlar" olmadığını anlamış oluyoruz!
Kalın sağlıcakla...





