İZVERİ

Köşe yazısı

Eğitimde Haftanın Gelişmeleri (19-25 Ekim 2026)

Öğretmenlerin kasım ara tatili çevrim içi olacak. MESEM’lerde çalışma koşulları ağırlaşıyor. Ortak Yazılı Sınav Sistemi yürürlüğe girdi...

Yayınlandı: 25 Ekim 2026 23:54

Güncellendi: 26 Ekim 2026 02:03

Paylaş

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 10-14 Kasım 2025 tarihleri arasında yapılacak mesleki çalışma haftasının çevrim içi gerçekleştirileceğini duyurdu.

 Bakan Tekin, öğretmenlerin bu dönemi verimli değerlendirebilmeleri için gerekli hazırlıkların yapıldığını belirterek, "Ara tatilde öğretmen arkadaşlarımız mesleki gelişim anlamında seminer dönemi diye tanımladığımız bu haftayı eğitim öğretime hazırlık dönemi olarak değerlendiriyorlar. Biz de öğretmen arkadaşlarımızın bu süreçte eğitim öğretim süreçlerine hazırlık yapabilmeleri için gerekli tedbirleri aldık." dedi.

 Öğretmenlerden gelen talepler doğrultusunda sürecin çevrim içi olarak planlandığını ifade eden Tekin, "Başladığımız günden beri öğretmen arkadaşlarımızla sürekli istişare hâlindeyiz. Bu dönemin de yüz yüze değil, çevrim içi yapılmasına yönelik talepleri vardı. Biz de değerlendirdik, Millî Eğitim Akademisi Başkanlığımız ile Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğümüz (YEĞİTEK)  gerekli tedbirleri aldılar." açıklamasında bulundu.

Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) sisteminde öğrencilerin çalışma şartları ve süresiyle ilgili tartışmalar, artan ağır çalışma koşulları, uzun mesailer ve iş kazaları nedeniyle yoğunlaşmıştır.

MESEM’lerde çalışma koşulları ağırlaşıyor

-Günlük ve Haftalık Çalışma Süreleri: Mevzuata göre haftalık toplam çalışma süresi 40 saati (günlük ortalama 7-8 saati) aşamaması gerekirken, pek çok öğrencinin günde 12 saate varan sürelerle çalıştırıldığı ve bu fazla mesailerin ücretlerine yansımadığı belirtilmektedir.

-Gece Çalışması ve Hafta Sonu Tartışmaları: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in MESEM öğrencilerinin saat 22.00’ye kadar ve hafta sonları da çalıştırılabileceğine yönelik açıklamaları, çocuk işçiliğinin teşvik edildiği ve gece vardiyalarının önünün açıldığı gerekçesiyle kamuoyunda ve sendikalarda büyük tepki çekmiştir. Hukuki düzenlemelere göre ise 18 yaş altı öğrenciler için gece çalışma yasağı emredici niteliktedir.

-İş Kazaları ve Güvenliği: İstanbul Barosu MESEM Rehberi ve TBMM verilerine göre, program kapsamında çok sayıda iş kazası yaşanmakta; yaralanmalı, hastane tedavisi gerektiren veya ölümle sonuçlanan kazalar kamuoyunda ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) gibi kuruluşların raporlarında geniş yer bulmaktadır.

-Yaz Tatili ve Eğitim-İş Dengesi: Okulların tatil olduğu yaz döneminde de işletmelerde çalışmaya devam eden öğrenciler, eğitimden ziyade ucuz iş gücü olarak görüldükleri yönünde eleştirilmektedir.

-Ücret Politikası: 9, 10 ve 11. sınıflarda öğrencilere asgari ücretin en az %30'u, 12. sınıfta kalfalara ise en az %50'si oranında ödeme yapılmaktadır, ancak yaşanan hayat pahalılığı karşısında bu rakamların yetersiz kaldığı dile getirilmektedir.

Sınıf öğretmenliğinde yeni model tartışması

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in İstanbul Güngören'de öğretmenler odası buluşmasında dile getirdiği "2+2" sınıf öğretmenliği modeli, ilkokul kademesinde kısmi bir branşlaşma ve öğretmen değişimini gündeme getirdi.

Bu modelde;

-1. ve 2. Sınıflar: Öğrenciler, ilkokulun ilk iki yılında aynı sınıf öğretmeniyle eğitimine devam edecek. Bu süreçte okuma-yazma, temel matematik ve okula adaptasyon (oryantasyon) becerilerine ağırlık verilecek.

-3. ve 4. Sınıflar: Öğrenciler 3. sınıfa geçtiğinde farklı bir sınıf öğretmenine devredilecek. Bu kademede ders içeriklerinin derinleştirilmesi ve uzmanlaşma hedeflenecek.

-Sınıf Mevcudu Hedefi: Modelin hayata geçmesi halinde, özellikle 1. ve 2. sınıflarda birebir ilgiyi artırmak için sınıf mevcutlarının en fazla 20 kişiyle sınırlandırılması planlanıyor.

-Resmî Durum: Bakan Tekin, bu uygulamanın henüz kesinleşmiş bir karar olmadığını, üzerinde çalışılan bir öneri niteliği taşıdığını belirtti.

Modele yönelik eleştiriler ve endişeler şöyle sıralanabilir;

-Çocukların 3. sınıfta öğretmen değiştirmesinin adaptasyon sorunu yaratabileceği ve psikolojik olarak olumsuz etkilenebileceği savunuluyor.

-Öğretmenlerin ve sendikaların bir kısmı, çocukların ilkokul boyunca (4 yıl) tek bir öğretmenle bağ kurmasının çocuk gelişimi açısından daha doğru olduğunu dile getiriyor.

-Sık öğretmen değişiminin zaten var olan zorlukları artırabileceği ifade ediliyor.

Olumlu yönü ise;

-Okuma-yazma süreci ile daha üst sınıftaki akademik derinlik becerilerinin farklı yetkinlikler gerektirdiği, bu sayede öğretmenlerin yeteneklerine göre kademeleşebileceği ve sınıfların 20 kişiyle sınırlandırılmasının faydalı olabileceği düşünülüyor.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi yürürlüğe girdi

Ortak Yazılı Sınav Sistemi tartışılmaya başlandığı ilk andan itibaren eğitim sendikaları konuyu öğretmene getireceği yük ve öğretmen özerkliğini yok edeceği konuları üzerinden değerlendirip, cepheden karşı çıktılar!

Oysa eğitim hakkı, ortak yazılılar, LGS-YKS sınavlarında çıkan soru tipleri, açık uçlu soruların çoğalması, dershane ve etüt merkezleri ile ilişkisi, özel okulların not şişirme haksızlığı gibi çocuğun üstün yararını ilgilendiren konular hiç dikkate alınmadı!

Bu yazıda, ortak yazılı sınav sisteminin işleyişi, eğitim hakkı açısından önemi, öğretmen özerkliğine etkisi, dershane ve özel okullarla ilişkisi üzerinde duracağız.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi nasıl işler?

Öncelikle, Ortak Yazılı Sınav Sistemiyle  öğretmenlerin sınav hazırlama süreçlerinin desteklenmesi, farklı güçlük düzeylerinde hazırlanmış beceri temelli açık uçlu sorulara erişimin sağlanması ve okul geneli ortak yazılı sınavların öğretim programlarındaki öğrenme çıktılarıyla ilişkilendirilmesi amaçlanıyor.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi, 2026-2027 eğitim öğretim yılı 1.dönem birinci yazılı sınavlarından itibaren resmî ve özel ortaokulların 5, 6 ve 7. sınıflarında  Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, din kültürü ve ahlak bilgisi ile İngilizce; liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında ise Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, din kültürü ve ahlak bilgisi, felsefe ile İngilizce derslerinde uygulanacak ancak 7 ve 11. sınıf İngilizce dersleri, uygulama kapsamında yer almayacak. Sınavlar, konu soru dağılım tablolarında yer alan ve alan zümre öğretmenleri tarafından belirlenen senaryolara göre hazırlanacak. Seçilen senaryodaki iki öğrenme çıktısına yönelik iki açık uçlu soru ve puanlama anahtarı öğretmenler tarafından hazırlanırken diğer sorular sistemdeki soru havuzundan seçilecek.

Soruların kolay, orta ve zor olmak üzere güçlük düzeyleri ile puan değerleri öğretmenlerce belirlenecek. Soru havuzundaki sorular, sınavdan dört gün önce öğretmenlerin kullanımına açılacak.

Sınavların değerlendirilmesinin ardından öğretmenler, öğrencilerin her sorudan aldıkları puanları e-Okul sistemine işleyecek. Böylece öğrenci, sınıf ve şube düzeyinde analizler yapılarak öğrenme çıktılarına ilişkin geri bildirim sağlanacak.

 Öğretmenler, öğrencilerin hangi öğrenme çıktılarında güçlü olduklarını ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduklarını görebilecek. Öğrenciler de yalnızca sınavdan aldıkları toplam puanı değil, öğrenme çıktıları temelinde güçlü oldukları ve gelişime ihtiyaç duydukları alanları görebilecek.

Ayrıca öğrencilerin aynı ders kapsamında farklı zamanlarda girdikleri sınav sonuçlarının karşılaştırılmasıyla akademik gelişimlerinin zaman içindeki değişimi izlenebilecek.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi ve eğitim hakkı

Eğitim hakkı insanın öğrenme, öğretme bilgi ve beceri edinme gibi isteklerine hukuki olarak sahip olma hakkıdır. Eğitim hakkının kullanımının önündeki engeller, insanların diğer haklarının kullanımında da sorunlara yol açar. Bu anlamda eğitim hakkının kullanımı eğitimde ve diğer alanlarda yaşanan fırsat eşitsizliğinin de önüne geçilmesinde en önemli unsurlardan birisidir.

Eğitim hakkının önündeki engellere bakacak olursak;

- Eğitim için yeterli finansman olmaması,

- Yoksulluk ve eşitsizlik,

- Çocuk işçiliği,

- Erken evlilik ve hamilelik,

- Cinsiyetleri, etnik kökenleri, dinleri veya dilleri nedeniyle yaşanan ayrımcılık,

-Engellilik,

-Şiddet ve çatışma.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi, eğitim hakkının ve fırsat eşitliğinin sağlanmasında önemli bir işleve sahiptir. Bu bağlamda eğitim için yeterli finansmanı olmayan, yoksulluk ve eşitsizlik sonucunda işçilik yapmak zorunda kalan; özel öğretim kurumu, özel etüt, özel dershane ve özel ders gibi olanakları olmayan çocuklar için yürürlükteki öğretim  programına uygun olarak hazırlanan ve bütün akranlarıyla aynı sorulardan oluşan sınavlara tabi tutulmak, en azından önceki adaletsiz durumu biraz olsun düzeltici etki yapacaktır.

MEB tarafından dağıtılan ücretsiz ders kitaplarına ve yürürlükteki öğretim programına uygun olarak hazırlanan sınavların sonuçlarının E-okul sistemine girilmesi sonucunda objektif ölçme-değerlendirme de gerçekleşecektir. Bu anlamda öğretmenler üzerindeki not yükseltme baskısı da azalacak, öğretmen objektif yazılı sınav notlarını girdikten sonra derslere göre performans notları da vererek öğrencinin ortalama notunu ortaya çıkaracaktır.

Kamuoyunda sürekli olarak dillendirilen özel öğretim kurumlarının kolay sorular sorarak öğrencilerinin notlarını şişirmesi gibi fırsat eşitsizliğine yol açan olumsuz durumların da (Yeterli denetim olduğu takdirde) önüne geçecektir.

Bu durum, sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı durumda olan çocukların eğitim hakkının kullanılmasında olumlu etki yapacaktır.

Çoktan seçmeli sınavlara son!

Yıllardır merkezi olarak yapılan çoktan seçmeli sınavlara karşı çıkarız. Çünkü bu sistem, çocukları 2-3 saatte yapılan ve süreci değil, sonucu ölçen bir sınav olması; dershane, etüt ve özel dersler sonucu test tekniklerini öğrenen öğrencileri ön plana çıkaran sınavlar olması nedeniyle sosyo-ekonomik açıdan üst sınıflarda yer alan öğrencileri önceleyen bir sistemdi.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi ile öğrenci yeterliliklerinin ölçülmesinde okul içi öğrenme, öğretme süreçlerindeki performans belirleyici olacaktır. Veliler ve öğretmenler, çocukları test sınavlarına hazırlama yerine okuma alışkanlığı, problem çözme becerileri kazandırma ve okul süreçlerine adapte olma gibi daha yararlı becerilerle donatmak için çaba sarf edecek, finansal kaynaklarını da daha verimli kullanacaktır.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi ve öğretmen özerkliği

Öğretmen özerkliğinin, temelde öğretmenlerin meslekleriyle ilgili konularda belirli bir yetki ve özgürlük alanına sahip olmalarını ifade ettiği söylenebilir. Bu yetki ve özgürlük alanı öğretmenlerin ‘profesyoneller’ olarak işleriyle ilgili bir takım önemli kararları alabilmeleri, çalışma ortamlarının düzenlenmesinde söz sahibi olmaları, eğitimin planlanması, geliştirilmesi ve yönetimi süreçlerine katılmaları gibi hususları içermektedir. Bu anlamda, öğretmen özerkliğinin farklı boyutları ana hatlarıyla üç grupta toplanabilir:

-Öğretimin planlanması ve uygulanması,

-Öğretmenlerin eğitimle ilgili önemli kararlara ve okul yönetimine katılmaları,

-Öğretmenlerin mesleki bilgi ve yeterliliklerinin geliştirilmesi.

Bu boyutlardan öğretimin planlanması ve uygulanması; öğretim içeriğinin seçilmesi ve planlanması, öğretim yöntem ve materyallerinin seçilmesi ve planlanması, öğrencilerin yetiştirilmesi ve değerlendirilmesi konularını içerir.

Öğretmen özerkliğinin ikinci boyutu olan öğretmenlerin eğitimle ilgili önemli kararlara ve okul yönetimine katılmaları konusunda, okul ortamında varolan çeşitli kurul ve komisyonlar aracılığıyla, okul yönetimine katıldıklarından söz edilebilir. Başta öğretmenler kurulu, zümre öğretmenler kurulu, satın alma komisyonu, kantin komisyonu vb. kurul ve komisyonlara örnektir.

Öğretmen özerkliğinin üçüncü ve en önemi boyutu ise öğretmenlerin mesleki bilgi ve yeterliliklerinin geliştirilmesidir. Mesleki bilgi ve yeterliliklerin geliştirilmesi, hem eğitim fakültelerinde alınan eğitim, hem de mesleğe atandıktan sonra yapılan hizmet içi eğitimler ile ilgilidir.

Ortak Yazılı Sınav Sistemi, öğretmen özerkliği ile ilgili boyutlardan sadece ilki olan öğrencilerin değerlendirilmesi ile ilgilidir. Öğrencilerin değerlendirilmesi, yukarıda da söz ettiğimiz gibi merkezi soru havuzundan alınacak sorular ve öğretmenlerin hazırlayacağı sorularla yapılacak yazılı sınav ve sınıf içi performans notlarına göre tespit edilecek ortalama puana göre yapılacaktır.

Dolayısıyla Ortak Yazılı Sınav Sisteminin, öğretmen özerkliğini engelleyici bir yönü bulunmamaktadır.

Sonuç olarak yıllardır sözü edilen süreç temelli ölçme ve değerlendirme anlayışı, ölçme ve değerlendirmenin hem öğretimin bir parçası, hem de öğretimi tamamlayan bir süreç olarak kabul edilen bir yaklaşım olmasıdır. Ölçme ve değerlendirme uygulamalarının süreç temelli bir anlayışa dayanması; öğrenci gelişimini takip etme, öğretim yöntemlerini iyileştirme ve öğrenme kazanımlarına ulaşma konularında kritik rol oynamaktadır. Ortak Yazılı Sınav Sistemi, süreç temelli ölçme değerlendirmenin önemli bir kilometre taşı olacaktır.

Ortak Yazılı Sınav Sistemini sadece öğretmene getireceği yük açısından değil, bütün boyutlarıyla değerlendirerek konumlanmalıdır.

Kaynaklar

Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu-MEB (2026)

İbrahim Hakkı ÖZTÜRK. (2011) ÖGRETMEN ÖZERKLİGİ ÜZERİNE KURAMSAL BİR İNCELEME. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi

 

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

8 dk