GAZZE’DE KEFİYE, İRAN’DA WASHINGTON
Bazen bir iktidarın dış politikasını anlamak için kendi yöneticilerini dinlemek yetmez.
Washington’ı dinlemek gerekir.
Çünkü Ankara’da başka konuşulur…
Washington’da başka.
Türkiye’de kürsülerden:
“Emperyalizme boyun eğmeyiz!”
denir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise çıkar ve Türkiye’yi İran’a ekonomik bedel ödetme çabalarına yardımcı olan ülkeler arasında sayar.
Üstelik söylediklerinin en çarpıcı tarafı Türkiye’nin adını anması bile değildir.
Asıl mesele şudur:
Bazı ülkelerin bunu kamuoyu önünde söylemek istemediğini, fakat özel olarak ABD’ye yardımcı olduklarını söylüyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Kamuoyundan saklanan ne var?
⸻
Yıllardır bize anlatılan bir hikâye var.
Bağımsız Türkiye…
Yerli ve milli dış politika…
Emperyalizme meydan okuyan iktidar…
Washington’a kafa tutan lider…
Peki o zaman ABD Başkan Yardımcısı neden Türkiye’yi İran’a karşı yürüttükleri ekonomik baskının yardımcıları arasında sayıyor?
Vance doğru mu söylüyor?
Doğru söylüyorsa…
Türkiye ABD’nin İran politikasına hangi konuda yardım ediyor?
Finans mı?
Ticaret mi?
Enerji mi?
Yaptırımlar mı?
Lojistik mi?
İstihbarat mı?
Diplomatik destek mi?
Ve en önemlisi:
Bunun kararını kim verdi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bundan haberi var mı?
Türkiye halkının haberi var mı?
⸻
Sonra dönelim Gazze’ye.
Orada da başka bir büyük çelişkiyle karşılaşıyoruz.
Meydanlarda Filistin bayrakları…
Kürsülerde İsrail’e lanetler…
Kefiyeler…
Dualar…
Boykot çağrıları…
Ama öte tarafta Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı çalışmaya devam ediyor.
Azerbaycan petrolü Türkiye üzerinden Ceyhan’a taşınıyor.
Türkiye hükümeti, İsrail’le ticaretin tamamen durdurulduğunu ve Ceyhan’dan teslim noktası İsrail olan petrol yüklemesine izin verilmediğini söylüyor.
Peki tartışma burada bitiyor mu?
Hayır.
Çünkü sorulması gereken başka bir soru var:
Türkiye üzerinden taşınan petrolün daha sonra İsrail’e ulaşmasını engellemek için Türkiye ne yapıyor?
“Petrol bizim değil” demek hukuki bir açıklama olabilir.
Ama siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmaya yeter mi?
Çünkü mesele yalnızca petrolün kime ait olduğu değildir.
Mesele, Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi ve jeopolitik gücü hangi siyasi amaç için kullandığıdır.
⸻
İşte ortaya tuhaf bir dış politika tablosu çıkıyor.
Gazze söz konusu olduğunda:
Kefiye.
İsrail söz konusu olduğunda:
Ticaret tartışmaları ve petrol güzergâhları.
İran söz konusu olduğunda:
Washington’ın teşekkür ettiği bir işbirliği.
Sonra dönüp bize:
“Tam bağımsız Türkiye”
anlatılıyor.
İyi de…
Bağımsızlık mikrofonun desibeliyle ölçülmez.
Washington’a kaç dakika bağırdığınızla hiç ölçülmez.
Bağımsızlık, çıkarlarınız gerektirdiğinde Washington’a hayır diyebilme kapasitesidir.
⸻
Bir başka gariplik daha var.
İran yıllardır Türkiye’nin bölgesel rakiplerinden biri.
Suriye’de karşı karşıya geldik.
Irak’ta çıkarlarımız çatıştı.
Kafkasya’da farklı politikalar izledik.
Dolayısıyla Türkiye’nin İran’la sorun yaşaması şaşırtıcı değildir.
Devletler arasında dostluk değil, çıkar vardır.
Ama mesele İran’ı sevmek ya da sevmemek değil.
Mesele şudur:
Türkiye kendi çıkarları doğrultusunda mı hareket ediyor, yoksa ABD’nin İran stratejisinin bir parçası mı oluyor?
İkisi aynı şey değildir.
İşte Vance’ın açıklaması bu nedenle önemlidir.
Çünkü Washington’dan bakıldığında Türkiye, ABD’nin İran’a ekonomik bedel ödetme politikasına yardımcı ülkelerden biri olarak görülüyor.
Ankara’nın buna açık ve ayrıntılı bir cevap vermesi gerekir.
⸻
Bir iktidar aynı anda hem Washington’a meydan okuyup…
Hem Washington’ın İran politikasına yardımcı olmakla anılıp…
Hem İsrail’e dünyadaki en ağır sözleri söyleyip…
Hem de Türkiye üzerinden taşınan petrolün İsrail’e ulaşması konusundaki tartışmaları yalnızca teknik açıklamalarla geçiştiremez.
Çünkü dış politika tiyatro değildir.
Kostüm değiştirerek oynanmaz.
Gazze sahnesinde kefiye…
İç politika sahnesinde antiemperyalizm…
Washington kulisinde pragmatizm…
Bunun adı bağımsız dış politikaysa…
Bağımlılık nasıl görünüyor, insan gerçekten merak ediyor.
⸻
O nedenle bugün Erdoğan hükümetine sorulması gereken soru aslında çok basittir:
Sayın Erdoğan, JD Vance doğru mu söylüyor?
Türkiye, ABD’nin İran’a “bedel ödetme” politikasına yardım ediyor mu?
Ediyorsa açıklayın.
Ne yapıyoruz?
Neden yapıyoruz?
Karşılığında ne alıyoruz?
Etmiyorsak…
Çıkın ve ABD Başkan Yardımcısını açıkça yalanlayın.
Çünkü mesele artık yorum değil.
Washington’dan Türkiye hakkında kurulmuş açık bir cümle var.
Ve bazen bir ülkenin gerçek dış politikasını anlamanın en kestirme yolu…
Kendi iktidarının meydanlarda söylediklerine değil,
Washington’ın kapalı kapılar ardında kendisinden ne beklediğine bakmaktır.
Kefiye meydanda kalabilir.
Nutuk kürsüde kalabilir.
Ama petrol borudan akar.
Devletlerin gerçek politikası da çoğu zaman…
Nutukların değil, çıkarların aktığı yere gider.
Hakan URUN
8 Eylül 2026





