GÜRSEL TEKİN’İN EMEĞİNE KİM NOT VERECEK?
CHP’DE SİYASİ HAFIZANIN İMTİHANI
İstanbul İl Başkanlığı tartışması, aslında CHP’de liyakat, vefa, örgüt deneyimi ve siyasi hafızanın kim tarafından belirlendiği sorusunu ortaya çıkarıyor.
İstanbul İl Başkanlığı tartışması artık yalnızca “Kim il başkanı olacak?” sorusundan ibaret değildir.
Asıl soru çok daha büyüktür:
CHP’de kimin yeterince CHP’li olduğuna, kimin liyakatli olduğuna, kimin emek verdiğine ve kimin görevi hak ettiğine kim karar veriyor?
Çünkü Gürsel Tekin’in adı İstanbul İl Başkanlığı için gündeme geldiğinde, tartışmanın bir bölümü bir anda liyakatten, örgüt deneyiminden ve siyasi geçmişten uzaklaşıp “CHP’lilik” ölçüsüne sıkışıyor.
İşte tam burada durmak gerekiyor.
CHP’liliğin bir cetveli varsa, kimde bu cetvel?
Kaç yıllık üyelik bir puan?
Kaç seçim kampanyası bir puan?
Kaç örgüt toplantısı?
Kaç miting?
Kaç sandık?
Kaç ilçe?
Kaç il başkanlığı?
Kaç MYK üyeliği?
Kaç Genel Başkan Yardımcılığı?
Kaç Genel Sekreterlik?
Kaç milletvekilliği?
Kaç gece yarısı?
Kaç kriz?
Bunların toplamından bir “CHP’lilik endeksi” çıkarılabiliyor mu?
Elbette çıkarılamaz.
O halde yıllarını CHP örgütüne vermiş bir siyasetçiyi, bugünkü siyasi pozisyonu üzerinden “yeterince CHP’li değil” diye tartışmanın da ciddi bir açıklamaya ihtiyacı vardır.
GÜRSEL TEKİN CHP’YE DÜN GELMİŞ BİR İSİM DEĞİLDİR
Gürsel Tekin’in siyasi geçmişi birkaç yıllık değildir.
Gençlik örgütlerinden başlayan, sosyal demokrat hareket içerisindeki çalışmalarından İstanbul örgütüne, Kadıköy Belediye Meclis üyeliğinden İstanbul İl Başkanlığı’na, MYK üyeliğinden Genel Başkan Yardımcılığı’na, Genel Sekreterlikten milletvekilliğine uzanan uzun bir siyasi geçmişten söz ediyoruz.
Üstelik bu geçmişin önemli bir bölümü Kemal Kılıçdaroğlu döneminde yaşanmıştır.
MYK’da görev yaptı.
Genel Başkan Yardımcılığı yaptı.
Genel Sekreterlik yaptı.
CHP Genel Merkezi’nin en üst yönetim kademelerinde sorumluluk üstlendi.
İstanbul örgütünü yakından tanıdı.
Seçim süreçlerinin içerisinde bulundu.
Örgüt siyasetinin ne anlama geldiğini sahada yaşadı.
Şimdi bütün bu siyasi geçmişin üzerine bir çizgi çekip:
“Gürsel Tekin ne kadar CHP’li?”
diye sormak, yalnızca Gürsel Tekin’i değil, CHP’nin kendi siyasi hafızasını sorgulamaktır.
Çünkü siyasi hafıza, işinize geldiğinde hatırlayıp işinize gelmediğinde unutabileceğiniz bir arşiv değildir.
O ZAMAN SORUYU TERSİNDEN SORALIM
Gürsel Tekin’in CHP’liliği, örgüt geçmişi veya liyakati sorgulanıyorsa, ölçüyü koyanların da kendilerini aynı ölçüye tabi tutması gerekir.
Ve soru son derece açıktır:
GÜRSEL TEKİN, CHP’DE ATANAN 80 İL BAŞKANINDAN HANGİSİNDEN DAHA AZ HAK EDİYOR?
Bu sorunun cevabı verilmelidir.
Gürsel Tekin CHP’ye yeni mi geldi?
Hayır.
İstanbul örgütünü bilmiyor mu?
Hayır.
Daha önce il başkanlığı yapmadı mı?
Hayır.
MYK deneyimi yok mu?
Hayır.
Genel Başkan Yardımcılığı yapmadı mı?
Hayır.
Genel Sekreterlik yapmadı mı?
Hayır.
Milletvekilliği yapmadı mı?
Hayır.
Kılıçdaroğlu döneminde CHP Genel Merkezi’nin üst yönetiminde sorumluluk almadı mı?
Hayır.
O halde soruyu değiştirelim:
Bütün bunlara rağmen Gürsel Tekin’i yetersiz kılan somut kriter nedir?
İşte asıl cevaplanması gereken soru budur.
80 İL BAŞKANI İÇİN BAŞKA, GÜRSEL TEKİN İÇİN BAŞKA BİR CETVEL Mİ VAR?
CHP’de farklı dönemlerde çok sayıda il başkanı atandı.
Peki bu atamalarda hangi kriterler uygulandı?
Örgüt deneyimi mi?
İl başkanlığı geçmişi mi?
Genel merkez deneyimi mi?
Seçim tecrübesi mi?
İstanbul’u tanımak mı?
Örgütü toparlama kapasitesi mi?
Siyasi sorumluluk almak mı?
Liderle siyasi yakınlık mı?
Örgütsel denge mi?
Başka siyasi hesaplar mı?
Eğer kriter liyakatsa, aynı kriter herkes için uygulanmalıdır.
Eğer kriter örgüt deneyimiyse, aynı kriter herkes için uygulanmalıdır.
Eğer kriter siyasi geçmişse, aynı kriter herkes için uygulanmalıdır.
Eğer kriter CHP’ye verilen emekse, aynı kriter herkes için uygulanmalıdır.
Kişiye göre değişen kriter, kriter değildir.
GÜRSEL TEKİN’İN CHP’LİLİĞİNİ KİM ÖLÇECEK?
Gürsel Tekin’in CHP’liliğini sorgulayanlara şu soruları sormak gerekiyor:
Kaç yıllık CHP geçmişi üzerinden konuşuyorsunuz?
Kaç seçim kampanyası?
Kaç örgüt toplantısı?
Kaç miting?
Kaç sandık?
Kaç kriz?
Kaç ilçe?
Kaç MYK toplantısı?
Kaç Genel Başkan Yardımcılığı?
Kaç Genel Sekreterlik?
Kaç milletvekilliği?
Ve bütün bunların sonunda hangi formülle:
“Sen yeterince CHP’li değilsin”
diyeceksiniz?
Çünkü CHP’lilik kimsenin başkasına verdiği bir ruhsat değildir.
Bir siyasetçinin kararlarını eleştirebilirsiniz.
Söylemlerini eleştirebilirsiniz.
Kılıçdaroğlu ile ilişkisini tartışabilirsiniz.
Son süreçteki tutumunu sorgulayabilirsiniz.
Ama on yıllara yayılan siyasi geçmişini yok sayamazsınız.
MAHKEME KARARI GÖREVİ BİTİRDİ; SİYASİ HAFIZAYI DEĞİL
İstanbul İl Başkanlığı sürecinde Gürsel Tekin’in mahkeme tedbiri kapsamında yürüttüğü görev, tedbir kararının kaldırılmasıyla sona ermiştir.
Bu hukuki gerçek tartışmanın dışında tutulamaz.
Ancak bir mahkeme kararıyla geçici bir görev sona erdi diye bir siyasetçinin siyasi geçmişi de sona ermez.
Mahkeme görevi bitirdi.
Ama;
İstanbul’daki siyasi geçmişini bitirmedi.
CHP’deki örgüt emeğini bitirmedi.
MYK geçmişini bitirmedi.
Genel Başkan Yardımcılığı geçmişini bitirmedi.
Genel Sekreterlik geçmişini bitirmedi.
Milletvekilliğini silmedi.
Yıllar boyunca verdiği siyasi mücadeleyi ortadan kaldırmadı.
Dolayısıyla hukuki süreç ile siyasi değerlendirmeyi birbirine karıştırmamak gerekir.
Mahkeme kararı ayrı meseledir.
Gürsel Tekin’in yeniden İstanbul İl Başkanı olarak değerlendirilmesi ayrı meseledir.
ZOR GÖREVİ ÜSTLENMEK DE BİR SİYASİ TERCİHTİR
İstanbul’da son derece tartışmalı bir hukuki ve siyasi süreç yaşanırken Gürsel Tekin, mahkeme tedbiri kapsamında verilen görevi üstlendi.
Bugün mahkeme tedbiri kaldırılmış ve bu görev sona ermiş olabilir.
Ama o süreçte sorumluluk üstlenmiş olması da siyasi geçmişinin bir parçasıdır.
Herkes bu tutumu aynı biçimde değerlendirmek zorunda değildir.
Kimileri farklı yorumlayabilir.
Fakat ortada görmezden gelinemeyecek bir gerçek vardır:
Gürsel Tekin, CHP İstanbul’un en tartışmalı dönemlerinden birinde sorumluluk üstlenmiştir.
Şimdi sorulması gereken soru şudur:
Zor zamanda sorumluluk alan bir siyasetçiyi bugün neden yok sayıyorsunuz?
Daha da önemlisi:
Aynı sorumluluğu almamış isimler il başkanlığı için değerlendirilebiliyorsa, Gürsel Tekin’i dışarıda bırakmanın somut gerekçesi nedir?
KILIÇDAROĞLU’NA SAYGI VE SİYASİ VEFA TARTIŞMASI
Gürsel Tekin ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki siyasi ilişki de bu tartışmanın önemli başlıklarından biridir.
Tekin, Kılıçdaroğlu döneminde CHP’nin merkez yönetiminde görev almış, MYK’da bulunmuş, Genel Başkan Yardımcılığı ve Genel Sekreterlik yapmıştır.
Elbette siyasi ilişkiler eleştirilebilir.
Fikir ayrılıkları yaşanabilir.
Bir genel başkan eleştirilebilir.
Ama demokratik siyasetin temel gerçeği şudur:
Bir genel başkanı eleştirmek, partiye sırt çevirmek anlamına gelmez.
Siyasi samimiyet yalnızca işler yolundayken değil, zor zamanlarda da sınanır.
Gürsel Tekin’in Kılıçdaroğlu’na yönelik tutumunu olumlu değerlendirenler açısından bu tutum, saygı, vefa ve sahip çıkma iradesi olarak görülmektedir.
Dolayısıyla bugün Tekin’in siyasi geçmişini değerlendirirken, bu ilişkinin tamamını yok saymak da siyasi hafızayı eksik okumaktır.
PEKİ, DİĞER ADAYLAR NE SÖYLÜYOR?
İstanbul İl Başkanlığı için adı geçen kişiler hakkında kamuoyunun da soru sorma hakkı vardır.
Bu kişiler gerçekten bu göreve talip midir?
Taliplerse neden bu iradelerini kamuoyuna açık ve net biçimde ifade etmemektedirler?
İstanbul örgütü için nasıl bir siyasi programları vardır?
Örgütün kurumsal kapasitesini nasıl güçlendireceklerdir?
İstanbul’un kent sorunlarına ilişkin nasıl bir strateji ortaya koymaktadırlar?
Eski belediye başkanlarının yeniden adaylığını destekleyen bir çizgi mi izleyeceklerdir?
Yoksa yeni dönemin ihtiyaçlarına göre yeni kadroların önünü açan bir yenilenme stratejisi mi benimseyeceklerdir?
Arkalarında durduğu iddia edilen isimlerle nasıl bir siyasi veya kurumsal ilişkileri vardır?
Kürt meselesine, Alevi meselesine, ekonomiye, yoksulluğa, eşit yurttaşlığa ve demokratikleşmeye ilişkin perspektifleri nedir?
Ve en önemlisi:
İstanbul İl Örgütü yargı süreciyle karşı karşıya kaldığında, örgütün kurumsal bütünlüğüne ve il başkanlığı makamına kim, ne ölçüde sahip çıkmıştır?
Bunlar sorulmadan yalnızca Gürsel Tekin’in geçmişini tartışmak, tartışmanın yarısını görmektir.
MESELE GÜRSEL TEKİN’İ SEVİP SEVMEMEK DEĞİL
Burada mesele kişisel sempati değildir.
Gürsel Tekin’i sevebilirsiniz.
Sevmeyebilirsiniz.
Destekleyebilirsiniz.
Eleştirebilirsiniz.
Ama siyasi kararların ölçüsü kişisel sempati olamaz.
Mesele çok daha basittir:
KRİTER NEDİR?
Eğer kriter liyakatsa, geçmişine bakın.
Eğer kriter İstanbul deneyimiyse, geçmişine bakın.
Eğer kriter örgüt bilgisi ise, geçmişine bakın.
Eğer kriter genel merkez deneyimiyse, geçmişine bakın.
Eğer kriter siyasi sorumluluk almaksa, geçmişine bakın.
Eğer kriter CHP’ye uzun yıllar emek vermekse, geçmişine bakın.
Sonra aynı kriterleri diğer isimlere de uygulayın.
İşte kurumsallık budur.
CHP GENEL MERKEZİ KENDİNE ŞU SORUYU SORMALI
Gürsel Tekin’in yeniden İstanbul İl Başkanı olarak değerlendirilmesini savunanların gerekçeleri ortadadır:
Uzun parti geçmişi vardır.
İstanbul deneyimi vardır.
Örgüt bilgisi vardır.
İl başkanlığı deneyimi vardır.
MYK deneyimi vardır.
Genel Başkan Yardımcılığı vardır.
Genel Sekreterlik vardır.
Milletvekilliği vardır.
Kılıçdaroğlu döneminde üst düzey siyasi sorumlulukları vardır.
Zor bir dönemde sorumluluk üstlenmiştir.
Bunların hiçbiri tek başına bir makama otomatik hak kazandırmaz.
Ama hepsi birlikte değerlendirildiğinde, Gürsel Tekin’in yeniden değerlendirilmesi için son derece ciddi siyasi gerekçeler ortaya koyar.
Bu nedenle CHP Genel Merkezi’nin kendisine sorması gereken soru yalnızca:
“Neden Gürsel Tekin?”
olmamalıdır.
Asıl soru şudur:
“Gürsel Tekin’i neden atamayalım?”
Eğer buna verilecek cevap somut kriterlere değil, kişisel hesaplara, hizipsel dengelere veya siyasi yakınlıklara dayanıyorsa, o zaman tartışılması gereken Gürsel Tekin değil, CHP’nin liyakat anlayışıdır.
VE EN SERT SORU: GÜRSEL TEKİN 80 İL BAŞKANINDAN HANGİSİNDEN DAHA AZ HAK EDİYOR?
Bu sorunun cevabı verilmeden yapılan her tartışma eksiktir.
Çünkü ortada somut bir siyasi geçmiş vardır:
Gençlik örgütü.
Sosyal demokrat mücadele.
Kadıköy.
İstanbul örgütü.
İstanbul İl Başkanlığı.
MYK.
Genel Başkan Yardımcılığı.
Genel Sekreterlik.
Milletvekilliği.
Ve son olarak:
CHP İstanbul’daki olağanüstü süreçte üstlendiği sorumluluk.
Bütün bunları bir kenara bırakıp yalnızca bugünkü siyasi pozisyonuna bakmak, siyasi hafızayı bugünün güç dengelerine teslim etmek demektir.
O nedenle CHP Genel Merkezi’ne düşen görev, Gürsel Tekin’e siyasi bir lütuf vermek değildir.
Aynı kriteri herkese uygulamaktır.
SON SÖZ: BU BİR KOLTUK MESELESİ DEĞİLDİR
Gürsel Tekin’in mahkeme tedbiri kapsamında yürüttüğü görev sona ermiştir.
Bu hukuki gerçek açıktır.
Fakat siyasi geçmişi sona ermemiştir.
Şimdi önümüzde yeni bir siyasi karar vardır.
Ve CHP Genel Merkezi’nin önünde şu sorular durmaktadır:
Partisine yıllarca emek vermiş, İstanbul’u bilen, il başkanlığı yapmış, MYK’da görev almış, Genel Başkan Yardımcılığı ve Genel Sekreterlik yapmış bir siyasetçiyi hangi kriterle yeniden değerlendirme dışı bırakacaksınız?
Gürsel Tekin, CHP’de bugüne kadar atanan 80 il başkanından hangisinden daha az hak ediyor?
Eğer bu soruya somut ve tutarlı bir cevap verilemiyorsa, mesele Gürsel Tekin’in yeterliliği değildir.
Mesele, CHP’de kriterlerin kişiye göre değişip değişmediğidir.
Çünkü siyasi hafıza, bugünkü güç dengelerine göre yeniden yazılamaz.
Gürsel Tekin’in görevi mahkeme kararıyla sona ermiş olabilir.
Ama emeği sona ermemiştir.
İstanbul deneyimi sona ermemiştir.
Örgüt geçmişi sona ermemiştir.
CHP’ye verdiği yıllar sona ermemiştir.
Kılıçdaroğlu dönemindeki siyasi sorumlulukları silinmemiştir.
Zor dönemde aldığı sorumluluklar yok olmamıştır.
Şimdi CHP’nin vereceği karar yalnızca bir il başkanlığı kararı olmayacaktır.
Aynı zamanda şu sorunun cevabı olacaktır:
CHP, siyasi hafızasına sahip çıkan bir parti mi olacaktır, yoksa bugünün siyasi dengeleri uğruna dünün emeğini kolayca unutacak mıdır?
Çünkü mesele artık yalnızca Gürsel Tekin’in makamı değildir.
Mesele emeğin, deneyimin, vefanın ve siyasi hafızanın CHP’de ne kadar değer taşıdığıdır.
Ve bütün tartışmaların sonunda o soru yine karşımızdadır:
GÜRSEL TEKİN’İN EMEĞİNE KİM NOT VERECEK?





