Bazı eylemler yalnız yapılmaz.
Bunun ibâdet ya da kabâhat olmakla zerre kadar ilgisi yoktur.
Bazı işler vardır; tek başına olmaz, toplulukla olmak zorundadır.
Millî ve dinî bayram kutlamaları yalnız ve gizli olmaz!
Cuma namazı, cenaze namazı yalnız kılınmaz.
Gizli olmaz bu tür ibâdetler…
“Şerefe!” diyerek kadeh tokuşturmak da böyledir.
Doğası gereği bu iş sessiz ve gizli, dahî yalnız yapılmaz; en az iki kişi gerekir. Toplu bir ortamda muhabbetin tadı çıkar.
Bu yüzden dile pelesenk olmuş
“İbâdet de gizli, kabâhat de…”
sözü, her durum için geçerli değildir.
Yerine göre kısmen doğru!
Normalde ibâdetin gösterişe,
kabâhatin ise gizlenmeye ihtiyacı yoktur.
Çünkü mesele görünmek değil, yerini bilmektir.
Yerine göre susmak da ibâdettir,
yerine göre konuşmak da…
Yerine göre gizlemek fazilettir,
yerine göre açıklamak sorumluluk!
İşte bu yüzden;
İbâdet de kabâhat de gizli değil…
Yerine göre!
Olay, zaman ve mekânla uyumlu olduğu sürece muteberdir.
Uyumsuzluk varsa tepkiler ardarda gelir; bundan kaçamazsın!
Toplumun radarına yakalanmaya gör!
Hele ki siyaset ortamında…
Toplumun ruhunu hissetmeyen siyasetçi, politik beden arz edemez.
Çünkü o ruh, o bedene dar gelir!
Numan CENGİZ
Araştırmacı İlahiyatçı Yazar



