İZVERİ

Köşe yazısı

Milleti protesto etmeye davet eden yok.

Varsa yoksa "partim" herkes bir çatı altına çağırıyor, birleşmiş hakkını arayan bir toplum yerine partizan kutuplaşmış halk yığınları üretiyorlar. Türkiye'de muhalefet gerçeği bu "böl parçala ki ABD aklı rahat yönetesin"

Yayınlandı: 21 Ekim 2026 14:27

Güncellendi: 21 Ekim 2026 16:47

Paylaş

Göz Göre Göre Bir Kaybediş: Çatı da Sizin Olsun, İttifak da!

​Bu ülkede her gün yeni bir garabete, yeni bir akıl tutulmasına uyanmak artık bir rutin haline geldi. Hukukun, ekonominin, adaletin ve toplumsal huzurun kırıntısına muhtaç bırakıldığımız şu günlerde, insan doğal olarak dönüp gözünü "muhalefet" denilen yapıya çeviriyor. Çeviriyor da ne görüyor?

​Aynı kibri, aynı vurdumduymazlığı ve aynı bayat siyaset söylemlerini...

​Bugün ülkenin yangın yerine döndüğü bir ortamda, kendilerine "ana muhalefet" süsü verenlerin halka vaat ettiği tek şey yine koltuk pazarlıkları ve masa oyunları. Çıkıp hâlâ büyük bir özgüvenle "Bizim çatımız altında toplanın!" naraları atabiliyorlar. Lafa bakınız! Yıllardır ne o çatıyı ayakta tutabildiniz ne de o çatının altına sığınan insanlara bir umut verebildiniz.

​Siz ki bu Cumhuriyetin kurucu değerleri etrafında birleşmeyi başaramadınız. Siz ki Atatürk ilkelerini, laikliği ve bağımsızlık ruhunu harmanlayıp bu millete bir vizyon olarak sunamadınız. Kendi içinizde ilkesel bir duruş sergilemekten acizken, başkalarına "çatı" tarif etmeye kalkmanız sadece absürt değil, aynı zamanda halkın aklıyla alay etmektir. Sizden bu ülkenin geleceğine merhem olacak tek bir adım bile çıkmaz, çıkmadı da.

​Ama dönüp dolaşıp iğneyi de çuvaldızı da kendimize batırmak zorundayız.

​Siyasetçilerin bu vurdumduymazlığının, bu rahatlığının arkasındaki asıl güç kim? Tabii ki bunlara her koşulda prim veren, her hezimeti bir "stratejik deha" gibi ambalajlayıp yutan, sorgulamayan, hesap sormayan kitleler!

​Avrupa’ya bakın... Fransa’da, Hollanda’da insanlar hakları ellerinden alındığında, hayat standartları düştüğünde ya da adaletsizlikle karşılaştıklarında sokakları, meydanları eylem alanına çeviriyor; iktidara da muhalefete de ecel terleri döktürüyor. Halk, devletine ve vatanına gerçek anlamda sahip çıkıyor; siyasetçinin marifet değil, sadece bir "hizmetkar" olduğunu hatırlatıyor.

​Bizde ise ne iktidara hesap sorabilen bir kitlesel bilinç var, ne de muhalefeti hizaya sokacak bir halk iradesi. Bir taraf körü körüne iktidarın, diğer taraf körü körüne başarısız muhalefetin peşine takılmış; kaderine razı, adeta donalmış bekliyor. Devletine, geleceğine, gençlerinin yarınlarına sahip çıkamayan; başarısızlığı her defasında ödüllendiren bir topluma dışarıdan kimse yardım edemez.

​Sonuç mu? Sonuç; kendi ellerimizle beslediğimiz bu siyasi basiretsizliğin faturasını yine hep birlikte ödüyoruz. Eğer bir gün bu ülkede gerçekten bir şeyler değişecekse, bu; siyasetçilerin kurduğu çürük çatılarla değil, halkın kendi hakkına ve Atatürk’ün emaneti olan ilkelere amansızca sahip çıkmasıyla başlayacak.

​O güne kadar ise, ne yazık ki, hak ettiğimizden fazlasını yaşamıyoruz...

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

2 dk