Siyasi zeminde iktidar da muhalefet de halkın beklentilerini umursamayan bir tavırla hareket etmeye devam ediyor!
Siyaset, an itibarıyla halktan tamamen kopmuş durumda. Siyasilerin arzularıyla halkın beklentileri aynı eksende değil!
Şunu da bir kenara yazın: Sırf bir siyasi lider söyledi diye her söyleneni sorgusuz sualsiz kabul etme dönemi bitti!
Halk, terörün sona ermesini istiyor. Ancak yaklaşık 50 bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan ve kamuoyunda “bebek katili” olarak anılan bir kişinin, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi “kurucu önder” ve benzeri ifadelerle nitelendirilmesini de kabul etmek istemiyor.
Merkez sağ ve milliyetçi blokta dahî bir kısım sol zeminde bu hassasiyet son derece açık ve net!
PKK ile mücadelede şehit düşen askerlerimiz ve polislerimiz başta olmak üzere, bu uğurda yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın duygularının örselenmesini kimse istemiyor.
Elbette herkes huzur, güven ve barış istiyor. Ancak bunları sağlamak adına toplumun hassasiyetlerini yok sayan yöntemlerle ilerlemek hiç de kolay değil!
Öte yandan DEM Parti mensubu bazı milletvekillerinin absürt açıklamaları, süreci baltalamaya elverişli bir zemin oluşturuyor. Kim ne derse desin, bu tür söylemler toplumsal kabulü zorlaştırıyor.
Bu süreç, böyle bir üslup ve böylesine bir ukalalıkla tamamlanamaz. Bunu da açıkça söyleyelim!
Süreç bir kısım DEM milletvekillerinin söylediği "aksi bir gelişmede her yer Gazze olur" misali tehditlerle yürümez ve sanılmasın ki bu durumda korkudan hükümete tepki verir millet, aksine bu aymazlık süreci sabote edenin elinde patlar, bu ve benzeri taktiklerin tutmadığını görmesine rağmen DEM vekillerinin bile bile ladese girmesi de ilginç ve tuhaf!
Sanki süreci sabote etmeye odaklı bir ruh hali ve stratejisi içerisinde bir kısmı!
Onların da maksadı anlaşılabilmis değil, iki arada bir derede pozisyon alma derdinde herkes!
Muamma dizboyu yani!
Edirne'den Van'a kadar herkes bir bütün olmuş durumda millet olarak, bazılarının iddia ettiği ayrımcılık hikayesi de masal!
Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını ve vatanın bölünmez bütünlüğünü istiyor bu topraklarda yaşayan ve vatandaşlık bilincine sahip olan herkes!
Federasyon arayışında olduğu düşünülen bazı DEM'li çevrelerin yaklaşımlarına da karşı çıkıyor.
Bu ülkede kimin Türk, kimin Kürt, kimin Laz, kimin Ermeni olduğunu herkes biliyor.
Fakat mesele, insanların kökenlerini bilmek değil; bunu bir ayrışma ve çatışma gerekçesine dönüştürmemektir.
Alevi-Sünni ayrımı üzerinden toplumsal fay hatları da kaşınmak istendi. Ancak millet buna prim vermedi.
Nitekim Alevi kimliğiyle bilinen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık yüzde 48 oy alması da toplumsal kutuplaşmanın kimlikler üzerinden açıklanamayacağını gösteren önemli bir veridir.
Ne var ki toplumun hassasiyetlerini zorlayan, adeta inadına hareket edercesine yapılan siyasi hamlelerin yanlışlığı da ortada!
Bu ülkede Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı ve diğer toplulukları birbirinden nasıl ayıracaksınız?
Akrabalık bağlarıyla, evliliklerle, dostluklarla iç içe geçmiş insanları kimden koparacak, kimi kime kırdıracaksınız?
MHP'nin içinde Kürt yok mu, Laz yok mu? İYİ Parti'de yok mu? Hatta DEM Parti'nin içinde Türk kökenli insanlar yok mu?
Merhum Sırrı Süreyya Önder Türk değil miydi mesela?
Bu toplum, siyasi partilerin sınırlarını aşan bir ortak hayat tecrübesine sahip. İnsanlar yıllardır aynı sofraya oturuyor, aynı aileye damat ya da gelin oluyor, aynı acıyı paylaşıyor.
Öyleyse ey siyasiler, oy uğruna toplumun sinir uçlarıyla oynamaktan vazgeçin!
Ancak bütün bunlar, Öcalan'ın hiçbir şey yaşanmamış gibi kabul görmesini de zorunlu kılmaz. Vatandaşa böyle bir kabulü dayatmanın hiçbir anlamı yoktur.
Toplumsal barış, geçmişi yok sayarak değil; toplumsal hafızayı, adalet duygusunu ve ortak geleceği birlikte gözeterek inşa edilir.
Eğer bu süreç yürüyecekse yapılması gereken bellidir: Sürecin ilerlemesine engel olan düşünce ve tutumlar terk edilmeli, toplumsal kabulü güçlendiren bir dil benimsenmelidir.
Kimse süreci kişisel hesaplarına, siyasi beklentilerine ya da topluma rağmen yürütme inadına kurban etmesin!
Bazen yapılması gereken, işi zorlaştırmak değil; önündeki engelleri kaldırmaktır. Şartlar doğru oluşturulduğunda süreç de kendi mecrasında ilerler.
Bu kadar net, bu kadar basit!
O kadar…
Birlik ve beraberlik içinde nice yüzyıllara imza atma temennilerimle bilvesile milletimizin CUMHURİYET BAYRAMI'nı kutlar, sulh ve selametin devamını niyaz ederim.
Numan CENGİZ
İlahiyatçı Araştırmacı Yazar





