İZVERİ

Köşe yazısı

ÖNCE KENDİNİZDEN ARININ!

Arınma rakipten değil, kendinden başlar. Türkiye’nin ihtiyacı yalnız iktidar değişikliği değil; siyaset anlayışının kökten değişmesidir.

Yayınlandı: 27 Eylül 2026 13:22

Güncellendi: 5 Ekim 2026 10:10

Paylaş

ÖNCE KENDİNİZDEN ARININ!

Türkiye’nin artık yalnızca iktidar değişikliğine ihtiyacı yok.

Çünkü mesele Erdoğan’ın gidip yerine başka birinin gelmesi kadar basit değil.

Mesele, Erdoğan’ı üreten siyaset anlayışının değişmesi.

Aynı kibir devam edecekse…

Aynı biat kültürü yaşayacaksa…

Aynı adamcılık, aynı çıkar ilişkileri, aynı “bizimkiler yapınca susalım” ahlakı sürecekse…

Kusura bakmayın:

Tabela değişir, düzen değişmez.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden gündeme taşıdığı “ahlaki üstünlük” ve “arınma” meselesi tam da bu yüzden önemlidir.

Ama arınma güzel bir kürsü sözü değildir.

Arınma ateştir.

Ve o ateşi yakıyorsanız önce kendi evinizden başlayacaksınız.

AHLAK SADECE RAKİBE Mİ UYGULANIR?

AKP’de liyakatsizlik varsa bağıracaksınız.

AKP’de nepotizm varsa hesap soracaksınız.

Kamu kaynakları siyasi nüfuz için kullanılıyorsa üzerine gideceksiniz.

Elbette.

Peki aynı teraziyi kendi mahallenize koymaya cesaretiniz var mı?

Mesele burada.

Çünkü ahlakın turnusol kâğıdı rakibiniz değildir.

Arkadaşınızdır.

Rakibiniz yanlış yaptığında konuşmak kolaydır.

Kendi arkadaşınız yanlış yaptığında susmamak cesaret ister.

Siyasal ahlak tam olarak budur.

Gerisi nutuktur.

MUHALEFETTEYKEN İKTİDAR HASTALIĞINA YAKALANMAK

Türkiye siyasetinin trajedisi yalnızca iktidarın yozlaşması değildir.

Daha vahimi, iktidara talip olanların daha iktidara gelmeden iktidarın hastalıklarına yakalanmasıdır.

Eleştiriye tahammülsüzlük…

Örgüt iradesini küçümsemek…

Kişileri kurumların önüne geçirmek…

Sadakati liyakatin yerine koymak…

Kendinden olmayanı düşmanlaştırmak…

Sonra kürsüye çıkıp:

“Demokrasi!”

demek.

Olmaz.

Demokrasi, işinize geldiğinde söylediğiniz bir kelime değil; işinize gelmediğinde de uyduğunuz ilkedir.

ARINMA MI İSTİYORSUNUZ? BUYURUN, BAŞLAYALIM!

Ama bu kez Saray’dan başlamayalım.

Saray’ın ne olduğunu yıllardır anlatıyoruz.

Aynayı kendimize çevirelim.

Belediyelerden başlayalım.

Örgütlerden başlayalım.

Aday belirleme yöntemlerinden başlayalım.

Delege düzeninden başlayalım.

Siyaset üzerinden kurulan çıkar ilişkilerinden başlayalım.

Makamı kişisel ikbal basamağı görenlerden başlayalım.

Partinin gücünü kendi gücü sananlardan başlayalım.

Çünkü arınma başkasına uygulanınca operasyon, kendine uygulanınca ilkedir.

Asıl cesaret budur.

CHP’NİN MESELESİ AKP’NİN YERİNE GEÇMEK OLAMAZ

CHP yüz yılı aşan tarihini yalnızca sandıktan birkaç puan fazla almak için taşımıyor.

Bu parti Cumhuriyet’i kuran siyasal geleneğin mirasçısı olduğunu söylüyorsa kendisine sıradan bir seçim makinesi muamelesi yapamaz.

Mesele yalnız AKP’yi yenmek değildir.

AKP’nin yıllar içinde normalleştirdiği siyaset anlayışını da yenmektir.

“Bizden olan yaparsa görmeyelim” anlayışını…

“Lider söylediyse doğrudur” kolaycılığını…

“Seçimi kazanıyorsak gerisi ayrıntıdır” pragmatizmini…

Bunları değiştirmeden Türkiye’yi değiştiremezsiniz.

İktidarın yöntemlerini kullanarak iktidarla mücadele ettiğinizi söylüyorsanız, bir süre sonra rakibinizi yenmek yerine ona benzemeye başlarsınız.

İşte asıl tehlike budur.

ÖNCE AYNA!

Türkiye’nin yeni efendilere ihtiyacı yok.

Yeni dokunulmazlara da yok.

Yeni siyasi hanedanlara hiç yok.

Bu ülkenin ihtiyacı, yöneticinin yurttaştan çekindiği; yurttaşın yöneticiden korkmadığı bir Cumhuriyet’tir.

Bunun ilk şartı da çok basit:

Ayna.

Önce kendinize bakacaksınız.

Sonra başkasına ahlak dersi vereceksiniz.

Çünkü kendi yanlışınıza sustuğunuz gün, rakibinizin yanlışına bağırırken kullandığınız bütün büyük kelimeler anlamını kaybeder.

Adalet…

Liyakat…

Demokrasi…

Ahlak…

Hepsi.

Siyasal ahlakın aslında tek bir sorusu vardır:

Rakibine uyguladığın kuralı arkadaşına da uygulayabiliyor musun?

Uygulayamıyorsan mesele artık yalnız iktidar değildir.

Mesele sensin.

İşte gerçek arınma burada başlar.

Rakipten önce kendimizde.

Başkalarının kirini göstermek kolaydır.

Asıl devrim, kendi elindeki lekeyi görebilmektir.

Çünkü Türkiye’nin artık yalnız iktidarı değiştirecek insanlara değil;

iktidar olduğunda değişmeyecek insanlara ihtiyacı var.

Hakan URUN

27 Eylül 2026

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk