Yedi Kocalı Hürmüz misali…
Özgür Özel, il başkanları toplantısında Yeni Parti’nin millete verdiği 7 sözü açıklamış.
Ama ortada başka bir soru var:
Kim baş, kim ayak?
Çünkü Yeni Parti’de roller konusunda kafalar bir hayli karışık.
Geçmişte verdiği sözlerin arkasında durmayan Özgür Özel’in, bugün ortaya koyduğu yeni sözlerin de ne kadarının tutulacağı ciddi bir soru işareti.
Üstelik Meclis’te bekleyen fezlekelerin onaylanması ihtimali de ortadayken…
Öyle ya;
Namus ve şeref sözü vermişti, tutmadı.
“30 yoksa yokuz” dedi. Henüz yok olmadı!
Kırmızı kart gösterdi, kart geçersiz kaldı.
Belediye başkanlarının yerine seçilecek başkan vekilliği seçimlerinde aday çıkaranlara “namert” dedi. Sonra ne oldu?
Yeni Parti olarak kendileri aday çıkardı!
Bir de ışıkları açıp kapattılar…
Güya yalım otel sakinleri rahat etsin diye.
O da tutmadı.
Sonra ayak röntgeni paylaşarak yeni bir algı operasyonu yapılmak istendi.
Ama o ayağın da kokusu kısa sürede ortaya çıktı!
Kısacası…
Söz çok, icraat yok.
Şimdi gelinen noktada ise sanki bütün yollar eşbaşkanlığa çıkıyor.
Asıl mesele burada başlıyor!
Geçmişte Dem Parti Eşbaşkanı, Tülay Hatimoğulları’nın ÖzgürÖzel için “eşbaşkan” ifadesini kullanması da hafızalarda.
Şimdi asıl soru şu:
Yeni Parti’nin geleceğinde gerçekten bir eşbaşkanlık modeli mi hazırlanıyor?
Eğer öyleyse, Ekrem İmamoğlu’nun da Yeni Parti’nin eşbaşkanı olarak sürece dahil edilmesi mi planlanıyor?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü ortaya çıkan tablo, Özgür Özel’in artık tek başına hareket eden bir siyasi aktör olmaktan çıkıp, farklı güç odaklarıyla birlikte yürüyen bir yapının parçası olduğu izlenimini doğuruyor.
Anlayacağınız;
Kurtuluşları yok!
Ya hep beraber…
Ya da hep beraber Silivri ziyareti!
Bir başka dikkat çekici söz ise yine Özgür Özel’in geçmişte yaptığı açıklamalarda saklı.
“Arkamda durmazsanız 30 yılla yargılanacağız” demişti.
Şimdi insan ister istemez soruyor:
Acaba 30 yılla yargılanmayı gerektirecek ne yaptı ki?
Eğer ortada böyle ağır bir hukuki risk varsa, bunun gerekçesi nedir?
Yok eğer böyle bir suçlama ve risk söz konusu değilse, o zaman millete neden “30 yıl” üzerinden korku ve tehdit dili kullanıldı?
Siyaset, verilen sözlerin arkasında durma sanatıdır.
Söz verip unutmak, slogan atıp geri adım atmak, kırmızı kart gösterip kartı cebine koymak, “yokuz” deyip ortadan kaybolmamak…
Bunların hiçbirisi siyaset değildir.
Bugün Yeni Parti’de kimin baş, kimin ayak olduğu tartışılıyorsa, bunun nedeni de tam olarak budur.
Çünkü mesele artık yalnızca Özgür Özel’in ne söylediği değil; söylediklerinin arkasında kimin durduğu meselesidir.
Ve eğer gerçekten bir eşbaşkanlık formülü masadaysa, önümüzdeki süreçte bunun cevabını hep birlikte göreceğiz.
Sandık geldiğinde ise bütün bu hesapların tek bir sahibi olacak:
Millet.



