İZVERİ

Köşe yazısı

PROFİLDE ATATÜRK, ÜSLUPTA ZORBALIK!

Din, milliyetçilik ve Atatürk’ü kalkan yapanlar: Sosyal medyada kutsalların arkasına saklanmak, kimseye ahlak ve karakter kazandırmaz.

Yayınlandı: 2 Ekim 2026 12:59

Güncellendi: 9 Ekim 2026 05:11

Paylaş

PROFİLDE ATATÜRK, ÜSLUPTA ZORBALIK!

Birileri dini kendine kalkan yapıyor.

Birileri milliyetçiliği.

Birileri de Mustafa Kemal Atatürk’ü.

Kalkanlar değişiyor; hesap vermekten kaçma alışkanlığı aynı kalıyor.

Sosyal medyada bunun ibretlik bir vitrini var:

Profilde Atatürk fotoğrafı.

Paylaşımlarda büyük sözler.

Yorumlarda küfür, yaftalama, sürü halinde saldırı…

İnsan ister istemez soruyor:

Atatürk’ün hangi fikrini taşıyorsunuz? Fotoğrafın arkasında size ait bir düşünce var mı?

Bir portreyi profile koymak birkaç saniye sürer. O portrenin temsil ettiği düşünsel sorumluluğu taşımak ise emek ister. Okumak, sorgulamak, gerekçelendirmek; gerektiğinde kendi tarafının yanlışına karşı çıkmak ister.

İşte o zahmete girmeyenler, fotoğrafı düşüncenin yerine koyuyor.

Kendileri konuşamıyor; portreyi konuşturuyorlar.

Savlarını temellendiremiyor; karşıdakinin sadakatini sorguluyorlar.

Eleştiriye cevap veremiyor; “Atatürk düşmanı” damgasına uzanıyorlar.

Fikirlerinin bittiği yerde, Atatürk’ün adını bir tehdit gibi masaya vuruyorlar.

Bu ne büyük kolaylık!

Kendi yetersizliğini tarihsel bir büyüklüğün arkasına gizle; sonra herkesten saygı bekle. Kendi cümlenin ağırlığı yoksa bir büyük ismin itibarını ödünç al. Söylediğin sorgulanınca da o isme saldırılmış gibi gürültü çıkar.

Böylece kendisine yönelen eleştiriyi Atatürk’e yönelmiş gibi gösterip aradan sıyrılmaya çalış.

Atatürk sizin sosyal medya dokunulmazlığınız mı?

Bir başkasını aşağılamak için onun adından yetki mi aldınız? Küfürlerinize, iftiralarınıza, tahammülsüzlüğünüze o mu kefil oldu?

Bir insanın profil fotoğrafı, karakter belgesi değildir.

Asıl belge; güçsüz gördüğüne nasıl davrandığı, itiraz duyduğunda ne yaptığı, yanlışlığı gösterildiğinde nasıl karşılık verdiğidir.

Ve bazı hesapların o belgesi pek hazin: Soruya hakaret, eleştiriye linç, farklı düşünceye ihanet suçlaması…

Sonra da özgür düşünceden söz ediyorlar!

Kendi kanaatlerinin çevresine tel örgü çekip kapısına Atatürk resmi asıyorlar. İçeri yalnızca kendileri gibi düşünenleri alıyor, dışarıdakilere düşman muamelesi yapıyorlar.

Düşünceyi hapsettikleri binaya bir özgürleşme simgesinin adını vermek, çelişkilerini ortadan kaldırmıyor.

Buradaki kişiliksizleşme, insanın kendi muhakemesini kalabalığa teslim etmesiyle başlıyor. Neye inanacağını hesabın büyüklüğüne, kimi suçlayacağını grubun işaretine göre belirleyen kişi, zamanla kendi sesini kaybediyor.

Geriye slogan kalıyor.

Ezber kalıyor.

Bir de bütün bu boşluğu kapatması beklenen portre…

Din üzerinden dokunulmazlık isteyenin de, bayrak üzerinden üstünlük taslayanın da, Atatürk üzerinden başkalarını susturanın da ortak talebi belli:

“Benim yaptığımı sorgulama; kimin arkasında durduğuma bak!”

Hayır. Tam da yaptığınıza bakacağız.

Dindarlığınızı ilan ettiğinizde adaletinizi, milliyetçiliğinizi ilan ettiğinizde memlekete faydanızı, Atatürkçülüğünüzü ilan ettiğinizde akılla ve özgür düşünceyle ilişkinizi sorgulayacağız.

Çünkü büyük değerlerin ardına sığınmak, küçük davranışları büyütmez. Yalnızca aradaki mesafeyi daha görünür kılar.

Atatürk’ün fotoğrafını taşıyabilirsiniz. Fakat o fotoğraf, düşüncesizliğinizi düşünceye; zorbalığınızı cesarete; hakaretinizi haklılığa çeviremez.

Portre orada dursun. Siz arkasından çıkın.

Bir fikriniz varsa söyleyin.

Bir iddianız varsa gerekçelendirin.

Bir yanlışınız varsa hesabını verin.

Atatürk’ün arkasına saklanarak büyüyemezsiniz. Yalnızca onun büyüklüğünün yanında kendi küçüklüğünüzü sergilersiniz!

Hakan URUN

2 Ekim 2026

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

3 dk