İZVERİ

Köşe yazısı

SEKİZ YILIN HESABI: İKTİDAR YÖNETEMEDİ, MUHALEFET ALTERNATİF OLAMADI

İktidarın hataları büyüyor, muhalefetin siyasi enerjisi ise kendi içindeki iktidar mücadelesine sıkışıyor.

Yayınlandı: 8 Eylül 2026 11:04

Güncellendi: 5 Ekim 2026 02:22

Paylaş

SEKİZ YILIN HESABI: İKTİDAR YÖNETEMEDİ, MUHALEFET ALTERNATİF OLAMADI

Bir ülkenin ekonomisini anlatmak için artık yüzlerce rapora gerek yok.

Bir markete girin.

Bir kilo et alın.

Arabanın deposunu doldurun.

Kirayı ödeyin.

Faturanızı yatırın.

Sonra 2018'i hatırlayın.

Çünkü rakamlar siyasi nutuklardan çok daha acımasız konuşuyor.

2018'de dolar 4,74 liraydı.

Bugün 48,44 lira.

Euro 5,51 liraydı.

Bugün 56,29 lira.

Motorin 5,66 liraydı.

Bugün 90,02 lira.

Dana kıyma 29 liraydı.

Bugün 900 lira.

Gram altın 191 liraydı.

Bugün 6.978 lira.

Dolar yaklaşık 10,22 kat arttı.

Euro yaklaşık 10,22 kat arttı.

Motorin yaklaşık 15,90 kat arttı.

Dana kıyma yaklaşık 31,03 kat arttı.

Gram altın yaklaşık 36,53 kat arttı.

Şimdi çıkıp vatandaşa başarı hikâyesi anlatmayın.

Vatandaşın cebine bakın.

Çünkü vatandaş artık propagandayı değil, faturayı görüyor.


2018'DE YETKİ İSTENDİ

2018'de Türkiye yeni bir yönetim modeline geçti.

Daha hızlı karar alınacaktı.

Daha güçlü yönetim olacaktı.

Daha istikrarlı bir ekonomi olacaktı.

Aradan sekiz yıl geçti.

Bugün vatandaşın önündeki tabloya bakıyoruz.

Dolar 4,74 liradan 48,44 liraya.

Euro 5,51 liradan 56,29 liraya.

Motorin 5,66 liradan 90,02 liraya.

Dana kıyma 29 liradan 900 liraya.

Gram altın 191 liradan 6.978 liraya geldi.

Şimdi soruyoruz:

Bu mu vatandaşa verilen sözlerin karşılığı?


İKTİDARIN HESAP VERMESİ GEREKİYOR

İktidara soruyoruz:

Bu ekonomiyi kim yönetti?

Bu para politikalarını kim belirledi?

Bu bütçeleri kim hazırladı?

Bu kararları kim aldı?

Vatandaş size yetki verdi.

Sekiz yıl sonra ortaya çıkan tablonun sorumluluğunu da üstlenmek zorundasınız.

Dünya ekonomisinde krizler yaşanabilir.

Savaş çıkabilir.

Enerji fiyatları değişebilir.

Ama ülke yönetmek, işler iyi giderken başarıyı sahiplenip işler kötü giderken mazeret üretmek değildir.

Ülke yönetmek sonuçların sorumluluğunu almaktır.


AMA ŞİMDİ MUHALEFETE GELELİM

İktidarın ekonomi karnesi bu kadar ağırsa, normal bir demokraside muhalefetin önünde tarihi bir fırsat vardır.

Vatandaş ekonomik olarak sıkışmışsa, muhalefet güçlü bir alternatif çıkarır.

İktidar güven kaybediyorsa, muhalefet güven verir.

İnsanlar geçinemiyorsa, muhalefet çözüm programı ortaya koyar.

Fakat Türkiye'de yıllardır başka bir tabloyla karşı karşıyayız.

İktidarın hataları büyüyor, muhalefetin siyasi enerjisi ise kendi içindeki iktidar mücadelesine sıkışıyor.

Ve burada özellikle iki isme açıkça seslenmek gerekiyor:

Ekrem İmamoğlu'na ve Özgür Özel'e.


EKREM İMAMOĞLU VE ÖZGÜR ÖZEL'E AÇIK ÇAĞRI

Sayın Ekrem İmamoğlu.

Sayın Özgür Özel.

Artık bırakın şu kişisel kariyer planlamasını.

Bırakın siyasi ikbal hesaplarını.

Bırakın “kim genel başkan olacak, kim Cumhurbaşkanı adayı olacak, kim hangi koltuğa oturacak?” tartışmasını.

Türkiye'nin meselesi sizin kişisel siyasi geleceğiniz değildir.

Türkiye'nin meselesi Türkiye'nin geleceğidir.

Milyonlarca insan geçim derdindeyken, siyasetin merkezine kendi siyasi kariyerinizi koyamazsınız.

Vatandaşın sofrası küçülürken siyasi makam hesaplarını büyütemezsiniz.

Emekli ay sonunu getiremiyorsa, genç iş bulamıyorsa, aileler temel gıda alışverişini kısmak zorunda kalıyorsa, siyasetin merkezinde sizin kariyer planınız değil, yurttaşın hayatı olmak zorundadır.

Bunu artık açıkça söylemek gerekiyor:

BIRAKIN ŞU KARİYER PLANLAMAYI!

KENDİ SİYASİ İKBALİNİZİ DEĞİL, YURTTAŞI KOYUN SİYASETİNİZİN MERKEZİNE!


İMAMOĞLU'NA SORUYORUZ

Ekrem İmamoğlu.

Sizin Cumhurbaşkanlığı hedefiniz olabilir.

Siyasi geleceğiniz olabilir.

Kişisel siyasi planlarınız olabilir.

Bunlar sizin hakkınızdır.

Ama vatandaşın da sizden beklentisi vardır.

“Ben bu ülkede iktidar olursam ne yapacağım?”

İnsanlar bunu duymak istiyor.

Ekonomi nasıl düzelecek?

Enflasyon nasıl düşürülecek?

Türk lirasının değeri nasıl korunacak?

Üretim nasıl artırılacak?

Tarım nasıl ayağa kaldırılacak?

Gençlere nasıl iş bulunacak?

Emeklinin alım gücü nasıl yükseltilecek?

Kira krizi nasıl çözülecek?

Bunların cevabını duymak istiyoruz.

Sürekli siyasi polemik değil.

Sürekli adaylık tartışması değil.

Sürekli kişisel siyasi gelecek hesabı değil.

Program istiyoruz.


ÖZGÜR ÖZEL'E SORUYORUZ

Sayın Özgür Özel.

CHP'nin genel başkanı olarak sizin göreviniz yalnızca iktidarı eleştirmek değildir.

Sizin göreviniz, Türkiye'ye “Biz iktidar olursak böyle yöneteceğiz” diyebilmektir.

Vatandaş sizin siyasi kavganızla değil, kendi geçim kavgasıyla ilgileniyor.

Sizin parti içindeki siyasi mücadeleniz onun mutfağını doldurmuyor.

Bir siyasetçiyi savunmanız onun kirasını düşürmüyor.

Bir basın toplantısı onun market hesabını azaltmıyor.

Bir siyasi polemik onun çocuğuna iş vermiyor.

Bir adaylık tartışması onun emekli maaşını artırmıyor.

Vatandaş sonuç istiyor.


YOLSUZLUK İDDİALARI ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAKLA ÜLKE YÖNETİLMEZ

Yolsuzluk iddiaları veya soruşturmaları varsa elbette hukuk işletilmelidir.

Hiç kimse soruşturma açıldı diye peşinen suçlu ilan edilmemelidir.

Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir.

Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.

Ancak burada çok önemli bir ayrım var.

Hukuki sürecin takipçisi olmak başka, bütün siyasi enerjiyi belirli siyasi isimleri savunmaya harcamak başka.

Muhalefetin görevi mahkeme salonlarında siyasi savunma yapmak değildir.

Muhalefetin görevi vatandaşın hayatını değiştirecek politikalar üretmektir.

Eğer bir dosya hakkında hukuki mücadele yürütülecekse hukukçular yürütür.

Siyasetçi ise bunun yanında milyonların sorununu konuşmak zorundadır.

Çünkü Türkiye'nin bütün gündemini birkaç siyasi ismin soruşturmasına kilitleyemezsiniz.

Türkiye birkaç siyasetçiden ibaret değildir.

Türkiye 85 milyondan oluşan bir ülkedir.

Ve o insanların çok büyük bölümünün derdi başka.


MİLLETİN DERDİ SİZİN KARİYERİNİZ DEĞİL

Sayın İmamoğlu.

Sayın Özel.

Milletin derdi sizin hangi makama geleceğiniz değil.

Milletin derdi çocuğunun geleceği.

Milletin derdi emeklinin maaşı.

Milletin derdi işsizlik.

Milletin derdi kira.

Milletin derdi mutfak.

Milletin derdi eğitim.

Milletin derdi sağlık.

Milletin derdi adalet.

Milletin derdi güven.

Milletin derdi geçim.

O halde siyasetin merkezine de bunları koyun.

Kendinizi değil vatandaşı merkeze koyun.


İKTİDARIN BAŞARISIZLIĞI MUHALEFETİN BAŞARISI DEĞİLDİR

Bunu özellikle vurgulamak gerekiyor.

İktidar kötü yönetiyorsa bundan otomatik olarak muhalefet başarılı çıkmaz.

İktidar hata yapıyorsa muhalefet otomatik olarak iktidar alternatifi haline gelmez.

İktidarın ekonomik başarısızlığı, muhalefetin seçim kazanma garantisi değildir.

Seçmen kimseye mecbur değildir.

Vatandaş bir siyasi partiye yalnızca iktidardan memnun olmadığı için oy vermek zorunda değildir.

Önüne bakar.

Kadroya bakar.

Programa bakar.

Güvene bakar.

Liyakata bakar.

Ve en önemlisi:

“Bunlar gelirse benim hayatım nasıl değişecek?”

diye sorar.

Bu soruya cevap veremiyorsanız, iktidarın başarısızlığının arkasına saklanamazsınız.


VATANDAŞ SİZİN İÇİN SADECE SEÇMEN DEĞİLDİR

Siyasi partiler vatandaşı yalnızca sandıkta hatırlamamalıdır.

Seçimden seçime “millet” demek kolaydır.

Asıl mesele, milletin gerçek sorunlarını siyasetin her gün merkezinde tutmaktır.

Vatandaş oy pusulasındaki bir isim değildir.

Vatandaş;

çocuğunu okutan anne,

evine ekmek götüren baba,

geçinmeye çalışan emekli,

iş arayan genç,

borç ödeyen esnaf,

mazot bekleyen çiftçidir.

Siyaset bunları görmüyorsa, siyaset kendi etrafında dönmeye başlamış demektir.


ARTIK KİŞİLERİN DEĞİL, YURTTAŞIN SİYASETİ

Türkiye'nin yeni bir siyasi anlayışa ihtiyacı var.

“Ben ne olacağım?” siyasetinden,

“Millet ne olacak?” siyasetine geçmek zorundayız.

“Ben hangi koltuğa oturacağım?” siyasetinden,

“Vatandaş hangi refah seviyesine ulaşacak?” siyasetine geçmek zorundayız.

“Benim siyasi geleceğim ne olacak?” siyasetinden,

“Çocuklarımızın geleceği ne olacak?” siyasetine geçmek zorundayız.

Ekrem İmamoğlu'nun siyasi kariyeri Türkiye'nin kaderinden daha önemli değildir.

Özgür Özel'in siyasi geleceği Türkiye'nin geleceğinden daha önemli değildir.

Hiçbir siyasetçinin kişisel ikbali, milyonlarca yurttaşın geçim sıkıntısının önüne geçemez.

Siyasetçi millet için vardır. Millet siyasetçi için yoktur.


İKTİDAR DA MUHALEFET DE HESAP VERMELİ

İktidara:

Dolar neden 10,22 kat arttı?

Euro neden 10,22 kat arttı?

Motorin neden 15,90 kat arttı?

Dana kıyma neden 31,03 kat arttı?

Gram altın neden 36,53 kat arttı?

Vatandaş neden geçinemiyor?

Muhalefete:

Bu tablo ortadayken neden güçlü bir alternatif olamadınız?

Ekrem İmamoğlu'na:

Vatandaşın geçim derdi ortadayken siyasi kariyerinizden önce Türkiye'nin ekonomik geleceğini nasıl değiştireceğinizi neden daha güçlü biçimde anlatmıyorsunuz?

Özgür Özel'e:

CHP'yi iktidara taşıyacak somut ekonomik programınız nerede?

Muhalefete:

Neden siyasi enerjinizin bu kadarını kişiler ve soruşturmalar etrafındaki tartışmalara harcıyorsunuz?

Neden yurttaşın geçim sorununu siyasetin tartışmasız birinci gündemi haline getiremiyorsunuz?

Neden vatandaşın karşısına yalnızca “Bunlar gitsin” diyerek değil, “Biz gelince bunları yapacağız” diyerek çıkmıyorsunuz?


SON SÖZ

Sekiz yıl önce yetki istendi.

Yetki verildi.

Sekiz yıl geçti.

Dolar 10,22 kat arttı.

Euro 10,22 kat arttı.

Motorin 15,90 kat arttı.

Dana kıyma 31,03 kat arttı.

Gram altın 36,53 kat arttı.

Vatandaşın sırtındaki geçim faturası ağırlaştı.

Bu iktidarın hesabıdır.

Ama aynı zamanda muhalefetin de sınavıdır.

Çünkü böyle bir ekonomik tabloda muhalefetin işi kendi siyasi ikbalini büyütmek değil, iktidara gerçek bir alternatif inşa etmektir.

Ekrem İmamoğlu'na da Özgür Özel'e de söyleyecek sözümüz açık:

Bırakın şu kariyer planlamayı.

Bırakın koltuk hesabını.

Bırakın siyasi ikbal hesabını.

Bırakın birbirinizi ve kendi siyasi çevrenizi merkeze koymayı.

Milleti merkeze koyun.

Yurttaşı merkeze koyun.

Emekliyi merkeze koyun.

İşçiyi merkeze koyun.

Çiftçiyi merkeze koyun.

Gençleri merkeze koyun.

Esnafı merkeze koyun.

Türkiye'nin geleceğini merkeze koyun.

Çünkü vatandaş artık sizin kim olacağınızı değil,

kendisine ne vereceğinizi soruyor.

Artık mesele;

“Kim aday olacak?”

değil.

“Kim ülkeyi yönetecek ve nasıl yönetecek?”

Artık mesele;

“Kim genel başkan olacak?”

değil.

“Kim milyonların hayatını değiştirecek?”

Artık mesele;

“Kim kimi savunacak?”

değil.

“Kim vatandaşı bu ekonomik çıkmazdan çıkaracak?”

İktidar yönetemiyorsa hesabını vermelidir.

Muhalefet alternatif olamıyorsa bunun hesabını da kendisine sormalıdır.

Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı yeni siyasi kariyerler değildir.

Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir yönetim anlayışıdır.

Ve o anlayışın merkezinde siyasetçi değil,

YURTTAŞ OLMALIDIR.

Çünkü sonunda sandığa gidecek olanlar siyasetçiler değil.

Vatandaşlar olacak.

Ve vatandaşın hesabı basit:

Cebimde ne kaldı?

Soframda ne kaldı?

Çocuğumun geleceğinde ne kaldı?

İşte sandık günü bütün siyasi kariyer planlarından daha önemli olan hesap budur.

İKTİDAR YÖNETEMEDİ.

MUHALEFET ALTERNATİF OLAMADI.

FATURAYI İSE VATANDAŞ ÖDEDİ.

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

7 dk